Archive for ‘Politics’

June 27, 2015

Ayrıntı Dergi, Soykırım ve Elmas Sertliğinde Sorular Sorma Zamanı*

by BillyUrfe

kapak_9

[Editörlerin Notu: Ermeni Soykırımı ile ilgili resmi tarih anlayışında çatlaklar oluşmaya başladığı 90lı yılların başından itibaren 1915 hakkında konuşuyor olmanın kendisi, sağ ve sol liberal çevreler arasında içerik ve biçimden bağımsız olarak olumlu bir gelişme olarak kodlandı. Yirmi yılı aşkın bu süre zarfında 1915 hakkında konuşmayı ve yazmayı sınırlayıcı ya da sansürleyici güç, çokça devletle, devletin inkar politikasıyla ilişkili olarak düşünüldü.  Dolayısıyla gerek etnisitelerarası gerekse anaakım çoğunluk aydınlar ve azınlıklar arasındaki güç ilişkileri, bu ilişkilerin üzerine inşa edilen asimetrik gramer üzerine konuşmak, yani sahiden 1915’i şimdiki zamanda konuşmak çok da mümkün olmadı. Bunların “nasıl”ını konuşamamanın devletten kaynaklı nedenleri olmakla birlikte sivil toplum aktörleri ve kanaat önderlerinden kaynaklı zorlukları da vardı. Azad Alik editörleri olarak “1915’i konuşmak ama nasıl?” sorusuna yanıt aramayı da önemli bulduğumuz için soykırımın 100. yıldönümü özel sayı ve yayınlarının içeriğine bakmayı ve üretilmiş metinlerle fikri takibe ve diyaloğa girmeyi uygun gördük. Bu vesileyle Nisan ayından bu yana eski ve yeni yazarlarımızla kolektif bir şekilde organize ettiğimiz uzun soluklu diziye Görkem Daşkan‘ın Ayrıntı Dergi 100. Yıl özel sayısının eleştirisiyle devam ediyoruz. Dizinin ilk yazısına şuradan ulaşılabilir.]

Görkem Daşkan

Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı sebebiyle Türkiye’de çıkan süreli yayınların bir kısmı geçtiğimiz aylarda konuya muhtelif genişlikte yer verdi. Bunlardan biri on yazılık özel dosyası ile Ayrıntı Dergi’ydi (Mart/Nisan 2015 sayısı). Editörlüğünü Abdurrahman Aydın’ın yaptığı dosyaya Dickran Kouymjian ve Mehmet Polatel yönlendirici yardımlarda bulunmuş. Bu yazıda dosyanın içeriğine göz atarak, yazıların 100. yıla ilişkin algısını tartışmaya çalışacağım.

read more »

June 21, 2015

Toplumsal Anma Pratikleri Şekillenirken, Bölüm II: İstanbul 24 Nisan 2015*

by Talin Suciyan

Screen Shot 2015-06-18 at 8.18.55 PM[Editörlerin Notu: Ermeni Soykırımı ile ilgili resmi tarih anlayışında çatlaklar oluşmaya başladığı 90lı yılların başından itibaren 1915 hakkında konuşuyor olmanın kendisi, sağ ve sol liberal çevreler arasında içerik ve biçimden bağımsız olarak olumlu bir gelişme olarak kodlandı. Yirmi yılı aşkın bu süre zarfında 1915 hakkında konuşmayı ve yazmayı sınırlayıcı ya da sansürleyici güç, çokça devletle, devletin inkar politikasıyla ilişkili olarak düşünüldü.  Dolayısıyla gerek etnisitelerarası gerekse anaakım çoğunluk aydınlar ve azınlıklar arasındaki güç ilişkileri, bu ilişkilerin üzerine inşa edilen asimetrik gramer üzerine konuşmak, yani sahiden 1915’i şimdiki zamanda konuşmak çok da mümkün olmadı. Bunların “nasıl”ını konuşamamanın devletten kaynaklı nedenleri olmakla birlikte sivil toplum aktörleri ve kanaat önderlerinden kaynaklı zorlukları da vardı. Azad Alik editörleri olarak “1915’i konuşmak ama nasıl?” sorusuna yanıt aramayı da önemli bulduğumuz için soykırımın 100. yıldönümü özel sayı ve yayınlarının içeriğine bakmayı ve üretilmiş metinlerle fikri takibe ve diyaloğa girmeyi uygun gördük. Bu vesileyle Nisan ayından bu yana eski ve yeni yazarlarımızla kolektif bir şekilde organize ettiğimiz uzun soluklu diziye Talin Suciyan‘ın İstanbul’daki anma toplantılarına dair eleştirel değerlendirmesiyle başlıyoruz.]

Talin Suciyan

Beş yıl önce, o tarihte yapılan ve Taksim Meydanı’nda ilk kez düzenlenen anma da dahil olmak üzere bir dizi etkinliğin içeriği hakkında o gün düşündüklerimi Toplumsal Tarih dergisine yazmıştım.[1] 2010’dan bu yana, 24 Nisan anmaları ve Özür Kampanyası hakkında çok daha kapsamlı çalışmalar yayımlandı. Seyhan Bayraktar’ın hatırlama ve siyaset üzerine 2010 Ağustos’unda yayımlanan kitabı Politik und Erinnerung: Der Diskurs über den Armeniermord in der Türkei zwischen Nationalismus und Europäisierung ve Ayda Erbal’ın özür dilemenin şekli ve içeriği üzerine 2013 yılında yazdığı “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz gibi değil’[2] makalesi bunlardan ilk aklıma gelenler.

read more »

June 4, 2015

Çözüm Süreci: Tehlike Anında Camı Kırınız*

by ozge genc

[Editörlerin Notu: 25. dönem TBMM seçim meydanlarında gerek iktidar gerekse muhalefet tarafından zaman zaman kendisine en hoyrat davranılmış olan çözüm süreci, seçimlerden kimin galip çıkacağından bağımsız Türkiye’nin ivedilikle çözmesi gereken en önemli sorunlarından biri olmaya devam edecek. Bu vesileyle, Uluslararası Kültürel Araştırmalar Merkezi’nin (UKAM) Azad Alik editörlerinden Özge Genç ile Nisan ayında yaptığı röportajı yeniden yayımlıyoruz. 8 yıl TESEV Demokratikleşme Programı’nda çeşitli görevlerde çalışmış Özge Genç Nisan ayından bu yana PODEM’de Araştırma Direktörü olarak görev yapıyor. Genç 2013-2014 yıllarında Kürt siyasetinin farklı coğrafyalardaki farklı aktörleriyle görüşmeler yapmıştı.]

Enver Yalçın ve Ömer Uğurlu

“Yeni Türkiye” kavramı Çözüm Süreci adına neler vaat ediyor?

40 yıldır süren çatışma halinin sona ermiş olması ve devletin düşman bellediği bir hareketin lideriyle oturup konuşması ve çatışma çözümü yolunda ilerlemesi başlı başına yeni ve bunun “Yeni Türkiye” kavramının altını dolduran en önemli özellik olduğunu düşünüyorum. Çözüm Süreci’nde, askeri vesayeti kaldıran, PKK lideri ile enformel müzakere yürüten AK Parti’nin şu an yaptıklarından çok daha iyisini yapmasını bekleyen bir kitle var. AK Parti, bu vaatle yeniden hükümete geldiğinde, toplumsal zihniyette geri dönülmez çatlaklar oluşturmayı başarırsa ve demokratik kurumsallığı tüm farklılıklarıyla toplumu merkeze alarak yeniden inşa edebilirse “Yeni Türkiye’den” söz edebiliriz.

read more »

April 27, 2015

Önseçmeli mi, seçmemeli mi? Mesele sahiden bu mu?*

by eminedeniz101

Screen Shot 2015-04-27 at 10.54.56 PM

[Editörlerin Notu: Geçtiğimiz haftalarda gerek medya mensupları, gerekse özellikle konunun uzmanı olmayan pop akademisyenler tarafından sosyal medyada demokratik temsiliyetin kalitesi konusunda kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği dikkatimizi çekti. NYU Siyaset bölümünde doktora öğrencisi olan Emine Deniz’in önseçimlerin demokratik temsiliyet kalitesinin koşullarına ilişkin bu yazısını bir nebze de olsa bu bilgi kirliliğini düzeltmek amacıyla yayımlıyoruz.]

Emine Deniz**

Bu yazının konusu 2015 yılı genel seçimlerinin en çok tartışılan olgularından biri: önseçim. Cumhuriyet Halk Partisinin ilkini 1999 yılında[1] gerçekleştirdiği önseçimleri 2015 yılı genel seçimleri öncesi yeniden gerçekleştirmesi siyasetin her kolunda tartışmalara neden oldu. Kimileri için “demokrasi şöleni”, kimileri için “siyasi elitlerin güç gösterisi” olan önseçimleri DE kişiselleştirmeden, olgunun kendisi üzerinden tartışamadık.

Bir olgunun/kurumun özgül değerini belirleme referansınız Cumhuriyet Halk Partisi yaptı ise sahip olduğunuz tüm diplomaları duvara asın ve uzun uzun bakın. Herhangi bir siyaset bilimi ve/ya ekonomi politikası CHP tarafından önerildiği için koşulsuz iyi ve koşulsuz kötü olamaz.

Önseçimin kendi özgül değerini belirleyebilmek için siyaset bilimi, ekonomi ve ekonomi-politik literatürüne göz atmak gerektiğini düşünüyorum.[2]  

read more »

April 21, 2015

Ne Seninle, Ne Sensiz: Seçimler, Kamuoyu Araştırmaları ve Ötesi*

by emretoros

[Editörlerin Notu: Azad Alik olarak önümüzdeki günlerde bir kısmı önceki dizilerin devamı olan birbirinden farklı konularda çok sayıda yazı yayımlayacağız. Yaklaşan genel seçimlere ilişkin bu diziye Atılım Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Emre Toros‘un** soru cevap şeklinde yazdığı yazıyla başlıyoruz.]

Emre Toros

Türkiye son iki yılda iki seçim yaşadı. Üçüncüsü de yolda. Her bir seçimde farklı farklı birçok konu gündeme gelse de, tüm seçimler için değişmez olarak öne çıkan konulardan biri yapılan kamuoyu araştırmaları oluyor. Bu araştırmalar ile ilgili genel anlamda ne söylenebilir?

Birçok şey söylenebilir ancak, kibar olmak adına ve akademik kimlikle, en basitinden bu araştırmaların neredeyse hepsinin “çok sorunlu” olduğunu söyleyebilirim.

Bu aslında herkesin aklına gelen cevaplardan biri. Bu “sorunlu” durumun nedeni nedir?

Hem arz hem de talep yönünde problemler olduğunu düşünüyorum. Talep yönünde, yani vatandaş/seçmen tarafında, bu araştırmalara çok ciddi bir güvensizlik var. Zira yıllardan beri bu araştırmaların sonuçları kabul edilemez bir

read more »

February 4, 2015

Cihadın Selfie’sini Çekmek ya da “Savaşın Alevleri”*

by aysenbaylak
10606352_10154645775650517_4231421525891343609_n

Courtesy of the artist

[Editörlerin notu: Ayşen Baylak‘ın** Eylül ayında twitter’da kaleme aldığı görüşlerini geliştirerek bizim için bir yazı haline getirmesini istemiştik. Yazıya gerek Baylak’ın gerekse bizim ana uğraşlarımızdan arda kalan zaman dilimlerinde geri dönebilmemiz nedeniyle oldukça gecikerek yayımlıyoruz. Baylak bu yazısıyla geçtiğimiz hafta Japon gazeteci Kenji Goto ve Ürdünlü pilot Muaz El Kasasbe’nin infaz görüntülerinin ardından bir kez daha hasara uğramış eski gerçeklikle, bu IŞİD gerçekliğinin bizi de dönüştürerek kurduğu yeni duruma ilişkin yeniden düşünmeye çağırıyor.]

Ayşen Baylak

Eylül ayında, IŞİD olarak bilinen (kendini son isimlendirmesiyle) İslam Devleti, Flames of War (Savaşın Alevleri) isimli bir propaganda filmi yayınladı. Bunun öncesi ve sonrasında da çeşitli medya kanallarında dolaşan onlarca ve çeşitli uzunluklarda video, klip vs.’nin yanı sıra, esirlerin infazını konu alan videolar da IŞİD denilince ilk akla gelen materyaller arasında yer almaya başladı. Yukarıda sözünü ettiğim videodan önce sadece Vice News’un örgütle ilgili belgeselini izlemiştim. Zaten Savaşın Alevleri filmini de izledikten sonra Youtube birkaç dakika içerisinde erişimi engelledi ya da içeriği kaldırdı.

read more »

January 25, 2015

“Ey Müslüman Nedamet Getir!”[1]

by Ayda Erbal
7776174154_000-nic6405647

Filistinli Çocuklar Charlie Hebdo gösterisinde http://goo.gl/r2ZXV6

[Editörlerin Notu: Azad Alik’te önümüzdeki yıl yayımlayacağımız ırkçılık ve ayrımcılık serisinin üçüncü yazısı Ayda Erbal‘dan. Yazı 25.01.2015 tarihli Star Açık Görüş sayfalarında da yayımlandı, ancak dipnotlar ve linklerde sorun olduğu için yazıyı aynı gün yeniden yayımlıyoruz.]

Ayda Erbal*

7 Ocak tarihinde Charlie Hebdo (CH) çalışanları ve polis memurlarının öldürüldüğü eylemin hemen sonrasında Kıta Avrupası ve Amerika’da temel olarak iki yaklaşım öne çıktı. Her iki yaklaşım da yazar çizerlerin yazıp çizdiklerinden dolayı öldürülmüş olmalarını, olması gerektiği gibi, amasız, eğersiz kınadılar. Ancak yolları bundan sonra ayrıldı: Takip edebildiğim kadarıyla birinci grup, ezici çoğunlukta sade vatandaşın da katkısıyla, CH’nin mesajını da misyonunu da sahiplenerek, kimisi sadece destek olmak amacıyla #jesuischarlie #benCharlieyim hashtag’i altında gerek sosyal medyada gerekse sokaklarda cinayeti protesto ettiler. Bu birinci grubun ideologları diyebileceğimiz çoğunluk gazeteci, yazar ve çizerlerin yine ağırlıklı bir kısmı işi daha da ileri götürüp CH’nin misyonuna/ mesajına destek olmak için CH karikatürlerinin ve kapaklarının tıpkı basımını yapmaları gerektiğini savundular.

read more »

January 13, 2015

Hac ve/ya Direniş*

by Azad Alik
Image: james_gordon_losangeles @ Flickr

Kaynak: james_gordon_losangeles @ Flickr

Nancy Kricorian** (@nancykric)

Evden ayrılmadan önce Türkiye’ye yapacağımız Ermeni Mirası Turu’na bir isim buluyorum: “Bir Otobüste Yirmi Ermeni” ya da “Otuz Mendil Turu”. Rehberimiz, sanki dini veya ruhani bir arayıştaymışız gibi turumuza hac, bize de hacı diyor. Ne bulmayı umuyorum? 1915’te Osmanlı hükümetinin Ermeni vatandaşlarının çoğunun sürgüne ve ölüme gönderilmesiyle sonuçlanan soykırım harekatının başlamasından birkaç ay sonra babaannem ve ailesi Mersin’deki evlerinden kovulduklarından beri neredeyse yüz yıl geçti. Aileden sadece babaannem ve kardeşi gönderildikleri ölüm yürüyüşü sonunda hayatta kalmışlar. Suriye çölünde, Ras al-Ayn’da bir kampta sekiz bin Ermeni yetimden ikisiymişler.

read more »

January 4, 2015

Pilgrimage as/or Resistance*

by Azad Alik
Image: james_gordon_losangeles @ Flickr

james_gordon_losangeles @ Flickr

Nancy Kricorian** (@nancykric)

Before I leave home, I come up with a title for the Armenian Heritage Trip to Turkey: Twenty Armenians on a Bus, or The Thirty Handkerchief Tour. Our guide calls it a pilgrimage, and refers to us as pilgrims, as though we are on a religious or spiritual quest. What do I hope to find? Almost one hundred years have passed since my paternal grandmother and her family were driven from their home in Mersin in 1915, just a few months into the Ottoman government’s genocidal campaign that resulted in the deaths and exile of the vast majority of its Armenian citizens. Of her immediate family, only my grandmother and her brother survived the death march. They were among eight thousand Armenian orphans in a camp in the Syrian desert at Ras al-Ain.

read more »

December 29, 2014

İsimsiz Ölüler

by Azad Alik

Editörlerin notu: Azad Alik’te önümüzdeki yıl devam edeceğimiz Türkiye’de ayrımcılık ve ırkçılık serisinin ikinci yazısı Özgür Sevgi Göral‘dan. Göral, Umut Tümay Arslan’ın Buket Türkmen’e yanıt olarak yazdığı ve bu sayfalarda tamamını bir arada yayımladığımız yazılarının izinden gidip çoğunluk aydınların Kürt’lerin hak arayışı ve bu arayış sürecinde Kürtlerle ilişkilenme biçimleri üzerine bizi yeniden düşünmeye davet ediyor. Göral’ın bu yazısı daha önce Altyazı dergisi Kasım 2014 sayısında yayımlanmıştı.

Özgür Sevgi Göral

Eylül ayında Buket Türkmen internet gazetesi T24’te Michael Haneke’nin Saklı filminden yola çıkan, Selahattin Demirtaş’ın, cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ı Meclis’te alkışlamasına ve buradan da genel olarak Kürt özgürlük hareketinin ‘Batılı’ seçmenleriyle nasıl ilişkilendiğine bakan bir yazı yazdı. Umut Tümay Arslan ise Agos’ta, bu yazıya eleştirel yaklaşan başka bir yazı kaleme aldı. Bu polemik Türkmen’in Arslan’ın eleştirisine cevap yazması ve Arslan’ın da cevaba cevap yazması ile genişledi. Tartışma beni çok heyecanlandırdı ve hem Saklı filmini yeniden izlemeye ve hem de bu tartışmadan yola çıkarak Türkiye’de Batılı entelektüellerin kendilerini ve Kürt özgürlük hareketini ‘görme biçimleri’ üzerine düşünmeye, kafamdaki bazı soruları formüle etmeye teşvik etti.

read more »