January 25, 2015
by Ayda Erbal
[Editörlerin Notu: Azad Alik’te önümüzdeki yıl yayımlayacağımız ırkçılık ve ayrımcılık serisinin üçüncü yazısı Ayda Erbal‘dan. Yazı 25.01.2015 tarihli Star Açık Görüş sayfalarında da yayımlandı, ancak dipnotlar ve linklerde sorun olduğu için yazıyı aynı gün yeniden yayımlıyoruz.]
Ayda Erbal*
7 Ocak tarihinde Charlie Hebdo (CH) çalışanları ve polis memurlarının öldürüldüğü eylemin hemen sonrasında Kıta Avrupası ve Amerika’da temel olarak iki yaklaşım öne çıktı. Her iki yaklaşım da yazar çizerlerin yazıp çizdiklerinden dolayı öldürülmüş olmalarını, olması gerektiği gibi, amasız, eğersiz kınadılar. Ancak yolları bundan sonra ayrıldı: Takip edebildiğim kadarıyla birinci grup, ezici çoğunlukta sade vatandaşın da katkısıyla, CH’nin mesajını da misyonunu da sahiplenerek, kimisi sadece destek olmak amacıyla #jesuischarlie #benCharlieyim hashtag’i altında gerek sosyal medyada gerekse sokaklarda cinayeti protesto ettiler. Bu birinci grubun ideologları diyebileceğimiz çoğunluk gazeteci, yazar ve çizerlerin yine ağırlıklı bir kısmı işi daha da ileri götürüp CH’nin misyonuna/ mesajına destek olmak için CH karikatürlerinin ve kapaklarının tıpkı basımını yapmaları gerektiğini savundular.
read more »
Posted in Activism, Freedom of Expression, French History, History, Human Rights, Individual freedoms, Intellectuals, Journalism, Middle East, Minority Politics, Minority Rights, Philosophy, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Religious Freedom, Secularism, Structural Inequality, Structural Racism, Turkish History, Turkish Politics |
1 Comment »
April 23, 2014
by BillyUrfe
Ǥṏrkeɱ Ɖɐƾƙɐň
Murat Belge geçtiğimiz aylarda edebiyat tarihi ve eleştirisi kesişiminde değerlendirilebilecek kitaplarına bir yenisini ekledi: “Edebiyatta Ermeniler” (2013, İletişim Yayınları). “Edebiyatta Ermeniler”, kabaca “Ermeni Sorunu”nun Türk edebiyatında nasıl işlendiğini anlatıyor. Kitap daha önce Birikim dergisinde yayımlanmış “Edebiyatta Ermeni Sorunu” başlıklı iki makaleyi, içine şiiri de alacak şekilde aynı doğrultuda yazılmış birkaç bölümü daha içeriyor ve yazarın bizatihi Ermeni Soykırımıyla ilgili görüşlerine yer verdiği ek yazılarla tamamlanıyor. Belge, kitabın edebiyatla ilgili olan kısmında roman ağırlıklı olmak üzere son dönem Osmanlı yazını, Cumhuriyet ve günümüz Türk edebiyatından serbest bir okuma yaparak bir dizi roman ve şiiri “Ermeni sorunsalı”na yaklaşımları bazında ele alıyor, kendi sözleriyle söyleyecek olursak “etik, tarih, psikoloji ve sosyoloji çerçevesinde” eleştiriyor, konu hakkında “doğruyu” söyleyip söylemediklerini sınıyor (s.16). Fakat birkaç yerde belirttiği üzere kapsamlı bir tarama çalışması yaptığı iddiasında değil ve kitapların estetik meziyetlerini de ön planda tutmadığını, daha ziyade bilgiye odaklandığını vurguluyor.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Literature, Human Rights, Intellectuals, Literature, Minority Politics, Minority Rights, Philosophy, Politics, Politics of Knowledge, Politics of Language, Public Sphere, Structural Inequality, Turkish History, Turkish Literature |
Leave a Comment »
February 27, 2013
by BillyUrfe
Sırrı Sakık’ın geçtiğimiz ay gündemi ve kamuoyunu meşgul eden nevi şahsına münhasır özrünü takiben Azad Alik blog’unda yayımlanan “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz Gibi Değil’” başlıklı yazı bu özrü ve genel olarak kamusal alanda dilenen benzer özürlerin nasılını nicesini mercek altına alıyordu. Aynı mecrada daha önce yayımlanmış olan ve Ermeniler, Kürtler, Aleviler gibi toplumsal grupların Türkiye’deki statüko ile çatışmasını insan hakları perspektifinden değerlendiren diğer eleştirel yazılar zaman içerisinde yakın tarihli kişisel bir özür deneyimimin hazırlayıcı altyapısını oluşturmuşken, bu son yazı yabana atılmayacak fikir ve önerileriyle bana bu deneyimimin sağlamasını yapma imkânı verdi.
Bu yazıda bu özrümün özünü teşkil eden kişisel bir hikâyeden, spesifik olarak Ermeni Diasporasından birisi ile birkaç yıl öncesine tarihlenen ilişkimden söz edeceğim ve biraz itiraflarda bulunacağım. İtiraf kültürü pek gelişmemiş ve itirafın bir acizlik göstergesi olarak algılandığı, güya kusur işlemeyenlerin ve özrü kabahatinden büyük olanların ülkesinde bu yazıyı yazmak başta beni düşündürse de sonra feminizmin o meşhur “Kişisel olan politiktir” düsturunu kerteriz alarak anlatmaya karar verdim. Kim bilir, belki bu öyküde kendinden de bir şeyler bulan okuyucular çıkar.
read more »
Posted in Apologies, Armenian History, Armenian Literature, Diaspora Literature, History, Intellectuals, Literature, Memoirs, Minority Rights, Philosophy, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Structural Equality, Structural Inequality, Turkish History, Turkish Literature |
3 Comments »
February 1, 2013
by Ayda Erbal
Ayda Erbal**
Türkiye’nin şimdiye kadar kendi odalarında kendi aralarında konuşup siyaset yapanları bir araya gelip birbirleri hakkında bunca yıldır biriktirip durdukları husumeti ortaya döktükçe kamusal alandaki “özür”ler de çoğaldı. Bir önceki cümlede özür kelimesinin tırnak içinde kullanmamın nedeni, şimdiye kadar, Türkiye’li aydınların Ermeniler’den dilediği “özür”, Başbakan Erdoğan’ın Dersimliler’den dilediği “özür”ü ve BDP Milletvekili Sırrı Sakık’ın bugünkü ve daha önceki “özür”leri dahil kamusal alandaki özürlerin hiçbirinin literatürde geçen özür kriterlerine uymaması. Hatta diyebiliriz ki son yıllarda kamusal alanda özürlerin neredeyse hepsinin ortak noktası, üzerine bir kez daha özür dilenmesi gereken metinler olmaları.
read more »
Posted in Academic Freedom, Apologies, Armenian History, Freedom of Expression, History, Individual freedoms, Jewish History, Kurdish History, Kurdish Politics, Minority Rights, Philosophy, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Structural Equality, Structural Inequality, Turkish History, Turkish Journalism |
17 Comments »
July 22, 2011
by Azad Alik

Wiliam Blake, Newton, 1795, Wikipedia Commons
Emre Koyuncu*
Farklı bilimlerin yöntem ve perspektiflerini bir araya getiren yaklaşımlar revaçta. Çoğu zaman somut koşulları oluşturacak altyapıdan yoksun olsalar dahi üniversitelerin de değişik bakış açılarını harekete geçiren çalışmaları övdüğünü gözlemliyoruz. Disiplinlerarası çalışmalar, muhakkak ki disiplinler arasındaki sınırların bulanıklaşması ya da bu sınırlar üzerinde oyuklar açılması anlamına geliyor. Ne var ki böyle bir çalışma biçimi, araştırmalar açısından asla çarpıcılığın ya da öncülüğün garantisi olarak görülmemeli. Aslında bir anlamda bunun neredeyse tersi bir anlayış da etkinliğini koruyor.
read more »
Posted in Philosophy |
Leave a Comment »