Archive for ‘Visual Arts’

February 4, 2015

Cihadın Selfie’sini Çekmek ya da “Savaşın Alevleri”*

by aysenbaylak
10606352_10154645775650517_4231421525891343609_n

Courtesy of the artist

[Editörlerin notu: Ayşen Baylak‘ın** Eylül ayında twitter’da kaleme aldığı görüşlerini geliştirerek bizim için bir yazı haline getirmesini istemiştik. Yazıya gerek Baylak’ın gerekse bizim ana uğraşlarımızdan arda kalan zaman dilimlerinde geri dönebilmemiz nedeniyle oldukça gecikerek yayımlıyoruz. Baylak bu yazısıyla geçtiğimiz hafta Japon gazeteci Kenji Goto ve Ürdünlü pilot Muaz El Kasasbe’nin infaz görüntülerinin ardından bir kez daha hasara uğramış eski gerçeklikle, bu IŞİD gerçekliğinin bizi de dönüştürerek kurduğu yeni duruma ilişkin yeniden düşünmeye çağırıyor.]

Ayşen Baylak

Eylül ayında, IŞİD olarak bilinen (kendini son isimlendirmesiyle) İslam Devleti, Flames of War (Savaşın Alevleri) isimli bir propaganda filmi yayınladı. Bunun öncesi ve sonrasında da çeşitli medya kanallarında dolaşan onlarca ve çeşitli uzunluklarda video, klip vs.’nin yanı sıra, esirlerin infazını konu alan videolar da IŞİD denilince ilk akla gelen materyaller arasında yer almaya başladı. Yukarıda sözünü ettiğim videodan önce sadece Vice News’un örgütle ilgili belgeselini izlemiştim. Zaten Savaşın Alevleri filmini de izledikten sonra Youtube birkaç dakika içerisinde erişimi engelledi ya da içeriği kaldırdı.

read more »

June 27, 2011

Bishop and Criswell, “New Works”

by elif gül tirben

30 May 2011

Contemporary art is a production that is born out of the social life and therefore, it inevitably reflects the visual culture formed by the society. However, in today’s world where the new is constantly produced and instantly consumed, and where resisting localities, alternative discourses and practices become a meta only to be united with the system, contemporary art bares the necessity to stay at a certain distance from the visual language that society creates. Furthermore, being a step ahead of the moment is also what “contemporary” necessitates and means:

read more »

June 22, 2011

Bishop ve Criswell, “Yeni İşler”

by elif gül tirben

30 Mayıs 2011

You can read the text in English here

Güncel sanat, toplumsal hayatın içinden doğan ve kaçınılmaz olarak onun yarattığı görsel kültürü yansıtan bir üretim biçimi. Ancak, yeninin her an yeniden üretildiği ve tüketildiği, buna meydan okuyan yerelliklerin, alternatif söylem ve pratiklerin birer meta olarak sistemle hızla bütünleştiği günümüzde, güncel sanatın, topluma ve onun ürettiği görsel dile mesafeli durması, zamanının her an bir adım ötesini işaret etmesi “güncel”in tanımı ve gereği: “Güncellik, insanın kendi zamanıyla tekil olarak kurduğu, ona hem dahil olduğu hem de mesafeli durduğu bir ilişki biçimidir. Tam olarak, zamanla kurulan bu ilişki, zamana bir ayrım ve anakronizm üzerinden eklemlenir. Dönemleriyle fazlasıyla örtüşenler, ona kusursuzca bağlı olanlar, onu görmeyi beceremedikleri, bakışlarını ona keskinlikle doğrultamadıkları için her anlamda güncel değildirler.” [1]

Michael Bishop ve Lynn Criswell’in İstanbul’da, Sabancı Üniversitesi’ne ait Kasa Galeri’de gerçekleşen “Yeni İşler” adlı sergisindeki işler, bu anlamda hem zamanlarına dahil olmayı, hem de ona belli bir mesafeden bakmayı beceriyor. Michael Bishop’ın açık alanlarda rastladığı mekanik nesneleri fotoğrafladığı keçe üzerine basılı işleri, bugünü, keçenin yardımıyla başka bir zamanda konumlarken, üzerlerine basılı metinlerle, yansıttıkları coğrafyalardan çok uzaklara sesleniyor. Lynn Criswell ise toplumdaki mekanizasyonun ve kitle üretiminin getirdiği yabancılaşmaya karşı durduğu işleriyle, gündelik hayatın en temel faaliyetlerinden biri olan yemek yeme ritüelini, görsel bileşenlerine ayırıp, onları kendine has stratejilerle kendi görsel evrenine..

read more »

June 11, 2011

Ebru – Weaving the Myth of a Europeanizing Turkey

by Azad Alik

Hrach Bayadyan

HETQ – This May, we had the opportunity to see two photo exhibits here in Yerevan. One was an extensive exhibit of the works by the New York-based Turkish photographer Attila Durak on display at the Armenian Center for Contemporary Experimental Art (ACCEA) entitled “Erbru – Reflections of Cultural Diversity in Turkey”. The other presented the works of French-Armenian photographer Max Sivaslian entitled “We Once Lived There…” Both are related in some way to the issue of ethnic (religious) minorities living in Turkey.

Despite the fact that Sivaslian’s photos are far removed from being documentary testimonies, that main aim of the exhibition was clear. “We Once Lived There” refers to those locales (villages, towns, neighbourhoods) where Armenians once called home – from Van to Diyarbekir and even Istanbul. Now, others live in their former homes – Kurds, Turks, and Assyrians. The photographer firstly strives to reflect on the disappearance of Armenians from these locations; they either leave or are Islamicized.

read more »

June 7, 2011

“İştiyak ile iştirak”: Asena Günal’ın Mürüvvet Türkyılmaz ile Söyleşisi

by Azad Alik

Açık Masa

Açık tavırla kendini ortaya koyar.

                 Paylaşmayı

                 Sürekli ertelenen bir araya gelme

düşüncelerine

                                  heyecanlarına yer açmayı

                                  ve

                                  en önemlisi

                                  sırça köşklerden çıkarak

                                  çekinmeden,

                                  utanmadan,

                                  samimi

                                  konuşmayı önermektedir

Bir yerde

Bir zamanda açılan

                                  kapanan

                                  ve

                                  başka yerlere başka

               zamanlara taşınan bir masayla

               kendi yolunu açar

               çizer.

Manifesto / Mürüvvet Türkyılmaz

Açık Masa, sanatçı Mürüvvet Türkyılmaz tarafından 2000 yılında oluşturulan bir tartışma ve paylaşım zemini. Bir süredir faaliyetine ara veren, ancak sosyal medya olanaklarının da kazandırdığı ivmeyle

read more »

May 30, 2011

“Anti-Hamam Confessions”, Gülsün Karamustafa, May 27–June 25, 2011, Rodeo, İstanbul

by Azad Alik

Gülsün Karamustafa

“When I was asked to do a piece on the topic of the hamam, I was very annoyed at first as it would have been the last thing that would interest me. As a citizen of Istanbul I had never been to a hamam and my family were not interested in hamams either. The hamam was completely historical for us, a place we were told stories about – but in a way we admired the architecture. City life and its conditions, what with modern apartments containing bathrooms, never raised a need for including the idea of the hamam into our lives.

Then I thought it would be interesting to share my ideas and feelings with the audience. Why I am only enchanted by the history related to hamams but how I do not like the way they exist today.

read more »

May 25, 2011

A few e-mails on Mladen Stilinovic

by elif gül tirben

Mladen Stilinovic

Merve Ünsal, İpek Kuran, m-est, May 9, 2011

Below is an e-mail dialogue between İpek and myself. Why Mladen Stilinovic? Why publish it now? I think the answer is hidden somewhere between a rapidly developing art world, what it means to produce work in 2011 and the visceral experience of the political, the aesthetic and the human in an object as simple as a handmade book. But, I’m not quite sure.
Merve Ünsal

Dear Merve,

Last summer, I got a chance to see Mladen Stilinovic’s artist’s books at the e-flux project space. When I saw the exhibition, I already knew he was an Eastern European artist who produced during a time of war, conflict and strong political divide between, what in the 20th century might have been appropriately called, the East and the West. During a talk at Cooper Union, I saw the way he talked about being an artist at that certain time and place and the struggles he faced in representation, exhibition and recognition. This is precisely why I consider myself a partial viewer.

I read Stilinovic’s discussion of the color red in one of his books that was exhibited at e-flux and the need to de-symbolize it; I could generalize his arguments to re-evaluate the role all prior knowledge in

read more »

May 20, 2011

Bir 19 Mayıs Hatırası

by elif gül tirben

“Zamanın yüzeyde bıraktığı izleri kapatan duvar kağıdı, bir yandan da çevresindeki yaşam izlerini açık etmeye başladı. Kapatma açmaya, açma kapatmaya dönüştü. Bu katmanın üzerinde anlattığım resimli hikayelerde kullandığım, çoğunlukla doğal, geçici malzemeler zamanın kayganlığını daha çok hissettirir oldu. Kollektif  belleğe ait imgeleri, belleğimin yanılttığı ve yanıltmadığı kadarıyla  yüzeye çıkartmaya çalıştım. Bu hikayeler Apel 5/2’ nin duvarlarındaki izlerle örtüşerek, örterek, kesişerek yeni bir izlek oluşturdu.” (Bahadır Yıldız, 2008)

Bahadır Yıldız,   2008 yılında gerçekleştirdiği “Son Katman” adlı kişisel sergisinde, daha önceki çalışmalarında da olduğu gibi, gündelik hayatta çoğunlukla dönüp yüzüne bakmadığımız “adi malzemeleri”, kendi imgeleminden süzülen sıradışı anlatılara dönüştürüyor. İstenmeyeni örtmek için kullanılan duvar kağıdı, iktidarın fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak hizaya soktuklarını, hizaya sokulanların ne hale geldiğini, biçimde kimi zaman çok renkli, kimi zaman birkaç rengin etkisinde, ama her zaman detaylarda gizli, ürpertici bir tekinsizlikle açığa çıkarıyor.

Zihnin yüzeye vurduğu, kolektif  hafızamızda yer

read more »

May 18, 2011

Ucube

by Azad Alik

sevinç altan

keşke bir ‘yıkma emri’ dolayımında konuşmasaydık mehmet aksoy’un heykelini.
ama yapılanlar ve yapılanlara karşı geliştirilen tepkiler bizi dilsiz bırakıyor.
her iki tavra karşı da(ki örtüşüyorlar) sözüm var.

bence başbakan ve mehmet aksoy aynı iktidar dilini kullanıyor. biri ‘çıktığı’ kürsüyle, diğeri ‘diktiği’ heykelle. biri öyle bir ses tonlamasıyla, öyle bir tepeden ve dikine konuşuyor ki kanınız donuyor, diğeri öyle bir heykel ‘dikiyor’ ki, ancak c4’le yıkılabileceğini kendisinin söylediği; devasa ve beton. ikisi de dikey bir dil: totaliter.

sanatın dili akışkandır, kıvrımlıdır, iktidarın yüksek ve dikey diline karşı yatay bir dil kurmalıdır.

ben artık özellikle ‘kamusal alan’ denen yerde bir şeyler ‘dikmek’tense yıkmaktan yanayım. tabii bu başbakanın ‘tez yıkıla’ sı  ile karıştırılmamalıdır.
ve ben ucubeden, tuhaftan yanayım.

ucube kendiliğinden iktidarın karşısında durur, kanonik, akademik, iktidar odaklı sanat anlayışına muhaliftir, tehdittir.

grotesk de ucube de iktidar ve iktidar olan sanat anlayışı tarafından tehdit olarak görülmüştür hep ve hala da öyle görülür. tarihte ucube, muhalif sanat akımlarıyla ve tarafından savunulmuştur(bosch’un tuhaf, ucube dünyasının tekrar sahiplenilmesi gibi) savunulmalıdır.

Devami icin http://www.soldefter.com/2011/02/10/ucube/

%d bloggers like this: