Archive for ‘Freedom of Expression’

January 25, 2015

“Ey Müslüman Nedamet Getir!”[1]

by Ayda Erbal
7776174154_000-nic6405647

Filistinli Çocuklar Charlie Hebdo gösterisinde http://goo.gl/r2ZXV6

[Editörlerin Notu: Azad Alik’te önümüzdeki yıl yayımlayacağımız ırkçılık ve ayrımcılık serisinin üçüncü yazısı Ayda Erbal‘dan. Yazı 25.01.2015 tarihli Star Açık Görüş sayfalarında da yayımlandı, ancak dipnotlar ve linklerde sorun olduğu için yazıyı aynı gün yeniden yayımlıyoruz.]

Ayda Erbal*

7 Ocak tarihinde Charlie Hebdo (CH) çalışanları ve polis memurlarının öldürüldüğü eylemin hemen sonrasında Kıta Avrupası ve Amerika’da temel olarak iki yaklaşım öne çıktı. Her iki yaklaşım da yazar çizerlerin yazıp çizdiklerinden dolayı öldürülmüş olmalarını, olması gerektiği gibi, amasız, eğersiz kınadılar. Ancak yolları bundan sonra ayrıldı: Takip edebildiğim kadarıyla birinci grup, ezici çoğunlukta sade vatandaşın da katkısıyla, CH’nin mesajını da misyonunu da sahiplenerek, kimisi sadece destek olmak amacıyla #jesuischarlie #benCharlieyim hashtag’i altında gerek sosyal medyada gerekse sokaklarda cinayeti protesto ettiler. Bu birinci grubun ideologları diyebileceğimiz çoğunluk gazeteci, yazar ve çizerlerin yine ağırlıklı bir kısmı işi daha da ileri götürüp CH’nin misyonuna/ mesajına destek olmak için CH karikatürlerinin ve kapaklarının tıpkı basımını yapmaları gerektiğini savundular.

read more »

March 3, 2014

İfade Özgürlüğü (AİHM 10. Madde): Aşırıcılıkla Mücadelede Avrupa’nın İkilemini Gösteren Prizma Olarak İnkarcılık

by Azad Alik

Editörlerin Notu: Makalenin Türkçe çevirisinin burada yayımlanmasına ve yanısıra aslının tekrar yayımlanmasına izin verdikleri için yazara ve RevDH yayın yönetmenine teşekkür ediyoruz. Taner Akçam’a çeviri için sağladığı destek, Görkem Daşkan’a ise düzeltiler için teşekkür ederiz.

Nicolas Hervieu

Fransızca’dan çev. Burcu Gürsel

Dieudonné olayının[1] yol açtığı isterik hengâme Fransa’da yankılanadursun, Danıştay Mahkemesi’nin gösterilerin yasaklanmasını onayan ihtiyati tedbir kararlarının ardından gözler doğal olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne çevrildi. Bu hararetli ortamda Avrupa’nın yargı organları, ifade özgürlüğü ne zaman Paris’te sınırlandırılsa, Strazburg’da yüceltilsin diye sık sık toplanmaya çağrıldı. Son dönemdeki 17 Aralık 2013 tarihli Perinçek vs. İsviçre davası kararı Fransız kamuoyundaki tartışmalara bu vesileyle konu oldu. Bu olayda Mahkeme İsviçre’yi, Ermeni soykırımını inkâr niteliğindeki [contester] ifadeleri cezai müeyyideye tabi tuttuğu için kesin olarak suçlu buldu.

read more »

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
March 3, 2014

Liberté d’Expression (Art. 10 CEDH) : Le Négationnisme, Prisme Révélateur du Dilemme Européen Face à la Lutte Contre l’Extrémisme*

by Azad Alik

[Les Éditeurs d’Azad Alik remercient Nicolas Hervieu et les Éditeurs de RevDH d’avoir permis la publication de la traduction en turc et du texte en version originale.]

Nicolas Hervieu

Alors que résonnent encore en France les fracas hystérisés de l’affaire Dieudonné, les regards se tournent naturellement vers la Cour européenne des droits de l’homme au lendemain des décisions rendues en référé par le Conseil d’Etat pour avaliser l’interdiction de spectacles. Dans ce contexte enflammé, la jurisprudence européenne a souvent été convoquée pour affirmer que la liberté d’expression serait sublimée à Strasbourg là où elle est limitée à Paris. En ce sens, un récent arrêt Perinçek c. Suisse en date du 17 décembre 2013 a été évoqué dans le débat public français. Dans cette affaire, la Cour a certes condamné la Suisse pour avoir sanctionné pénalement des propos contestant le génocide arménien.

read more »

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
March 10, 2013

19.1.2007: Hürriyet’i Nasıl Bilirsiniz?*

by gulseren adakli

picstitch (1)

Gülseren Adaklı

19 Ocak 2007 tarihinde Hrant Dink’in öldürülmesi ve ardından, benim de içinde olduğum belirli bir kesimde yaşanan travma; özellikle medyada ayrımcı dil, nefret söylemi, nefret suçu, vb. gibi konularda yoğun tartışmalara ve giderek düzenli medya-takibi (media watch) çalışmalarına ivme kazandırdı. Bu çalışmalarda benim için dikkat çekici ve rahatsız edici taraf, yöntemsel bir açıklığın ve dolayısıyla gerçeğin bilgisine ulaşmaya elverişli veri toplama tekniklerinin göz ardı edilmesi oldu. Rahatsızlığım bir “akademisyen kaygısı” olmaktan öte, politik bir özne olarak toplumsal gerçeklerle kurmaya çalıştığımız ilişkinin, toplumsal özgürleşmeye dair çabalarımızın daha sağlam bir zeminde kurulması ihtiyacını derinden hissetmemle alakalı. Bana göre toplumsal özgürlük adına toplumsal gerçekleri ortaya çıkarmak titiz bir yöntemsel uğraşı da zorunlu kılar. Söz konusu çalışmalar ise örneklem seçiminden başlayarak pek çok yöntemsel sorun barındırıyor ve gerçekliği anlamak, açıklamak ve değiştirmek için gereken lojistiği kanımca sağlamıyor.

read more »

February 7, 2013

Kullanışlı Aleviler / Alevilik Üzerine Notlar Son

by Gokhan Erdogan

bilet

Hatır Kalsın, Yol Kalmasın

Alevilik, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya, Makedonya gibi çevre ülkelerdeki yerel unsurları, etkileşimleri ve Almanya, İngiltere, Fransa, ABD vb ülkelerdeki diasporasıyla ve de Türkiye’de milyonlarla ifade edilen Alevi nüfusu ile büyük bir sosyal ve ekonomik gücü ifade eder. Bunun yanı sıra Yunus Emre’den, Pir Sultan Abdal’a, Aşık Veysel’e birçok ozanları, özgün kültürüyle Türkiye’nin kültürel yapısını büyük oranda belirleyen bir geleneğe sahiptirler. Bu nedenle Alevi nfusu, kültürü, örgütleri Türkiye siyasetinin tam merkezinde yer almaktadır.

Alevilerin büyük çoğunluğu kendilerini yalnızca Alevi sıfatıyla tanımlamaktadırlar. Buna ragmen bir yanda Sünni Türk devlet öte yanda diğer siyasi hareketler kendi ajandaları ve ideolojilerine göre Alevileri üç tarz-ı siyasetin, üç farklı kimlik inşa sürecinin etkisi altına almaya çalışmaktadırlar.

read more »

February 1, 2013

Özür Dilemek “Bildiğiniz Gibi Değil”*

by Ayda Erbal

Ayda Erbal**

Türkiye’nin şimdiye kadar kendi odalarında kendi aralarında konuşup siyaset yapanları bir araya gelip birbirleri hakkında bunca yıldır biriktirip durdukları husumeti ortaya döktükçe kamusal alandaki “özür”ler de çoğaldı. Bir önceki cümlede özür kelimesinin tırnak içinde kullanmamın nedeni, şimdiye kadar, Türkiye’li aydınların Ermeniler’den dilediği “özür”, Başbakan Erdoğan’ın Dersimliler’den dilediği “özür”ü ve BDP Milletvekili Sırrı Sakık’ın bugünkü ve daha önceki “özür”leri dahil kamusal alandaki özürlerin hiçbirinin literatürde geçen özür kriterlerine uymaması. Hatta diyebiliriz ki son yıllarda kamusal alanda özürlerin neredeyse hepsinin ortak noktası, üzerine bir kez daha özür dilenmesi gereken metinler olmaları.

read more »

January 21, 2013

We Are All Oxymorons!

by Ayda Erbal

Seeing Hrant’s lifeless body on a very familiar sidewalk in Istanbul prompted nightmares that every member of the Armenian community in Turkey consciously or unconsciously suppresses for the sake of sanity. For we are the best pretenders in a sea of millions of other pretenders. What unites all of us as Turkish citizens, apart from language, culture, etc. is our pretending. If I may argue, the most revolutionary quote of Mr. Orhan Pamuk regarding the realities of Turkish society is, indeed, not the one that he uttered during his interview with the Swiss magazine Das Bild. As a matter of fact, one of his main protagonists in The Black Book confesses hopelessly: “Nobody can be himself in this country… In the country of the defeated and the sheepish, to exist means to be somebody else.”[1]

read more »

December 27, 2012

Mütemadi iç mihraklar / Alevilik Üzerine Notlar 2

by Gokhan Erdogan

“hatıraları bile kalmasın diye mezar taşlarının yazılarını dahi silmişti .“ (Yeritsyan)

Fotoğraf eleştirmeni Susan Sontag “kollektif hafıza denilen şey hatırlatıcı değil koşullandırıcı bir olgudur” (Sontag 2005) der. Bugün Türkiye’de Diyarbakır cezaevinin akibetinden, Madımak Oteline, geçmişin simgesel yüküyle yüklü bütün önemli gün, yer vb unsurlar bu kollektif hafızanın toplumu nasıl koşullandıracağı hesabı üzerinden düzenlenmeye çalışılmaktadır. Hitler sonrası Almanya’sına bakıldığında Nazizm bağlantılı, bina, sokak isimlerinin değiştirildiği, heykel, amblem, anıtların kaldırıldığını görürüz (ushmm 2012). Irçılıkla etkin ve aktif bir mücadele sürdürülmüş, toplama kampları korunmuş ve bu kamplara Nazizmin felaketini gözleriyle görmeleri için Alman halkının ziyareti sağlanmıştır. Öte yandan Türkiye’de 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü Madımak otelinin alt katı, Alevi örgütlerinin tüm baskılarına rağmen, kebapçı dükkanı olarak 2009 Ekimine kadar faaliyetini sürdürmüştür.

read more »

December 26, 2012

Ayrıcalıklı “Devrimciler”![1]

by Görkem Daşkan

Bilindiği gibi 18 Aralık 2012 Salı günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekilerin Göktürk-2 uydusunun Çin’den fırlatılmasını canlı yayında izlemek üzere Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) yerleşkesindeki TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nü ziyareti sırasında öğrenciler ve emniyet güçleri arasında çatışma çıktı. Polis üç binin üzerinde çevik kuvvet ekibi ve sekiz Toplumsal Müdahale Aracı (TOMA) ile hazır ve nazırdı. Sol/liberal eğilimli basın, sonrasında televizyonda ilk kimin başlattığı tartışılacak olan olaylarda ezici biçimde üstün bir güç olarak polisin sert bir şekilde müdahale ettiğini ve çatışmanın çevreyi de etkileyerek akşam saatlerine kadar sürdüğünü yazdı. Yaralanan ve hastaneye kaldırılan eylemciler vardı. Polis aynı gün ve takip eden birkaç gün içinde onu aşkın öğrenciyi gözaltına aldı ve ev baskınları düzenledi.

read more »

September 18, 2012

“Right to Know the Truth” as a Constitutional Right, and the Constitutional Issue of “Crimes Against Humanity and Genocide”*

by Azad Alik

Levent Köker**

As work began on the text of the new constitution, political parties began to announce their proposals on rights and freedoms and their proposals began to be discussed in earnest in the public sphere. One of the most noteworthy proposals on rights and freedoms—an area of such central importance to any constitution—came from the Peace and Democracy Party (BDP)[1] in the form of a “right to learn the truth.”  In their words: “Everyone has the right to learn the truth, to access substantive information about the country’s history, and to request that documents and information about this history be made public, including from government archives. There is no statute of limitations on genocide or crimes against humanity”.[2]

read more »

%d bloggers like this: