Archive for ‘Turkish Literature’

October 2, 2015

Türklük Ethosu ve Suçluluk Sorunu: Mesele Dergisi’nde 1915[1]

by umuttumay

Umut Tümay Arslan*

Yüzüncü yılında 1915’e bakan dergiler üzerine Azad Alik’in hazırladığı bu yazı dizisinin temel derdi şu: “1915’i konuşmak, ama nasıl?” Konuşmanın nasılını dert ediyor olmak, inkardan yüzleşmeye giden doğrusal ve belki de doğru bir yol olmadığını da varsayıyor, –inkarın sadece devlet politikasından ibaret olmadığını, sadece “faşistlerin”, “fanatik milliyetçilerin”, “cahillerin” ve “gericilerin” işi olmadığını da. 1915’i konuşma çerçeveleri üzerine konuşmaya başlamanın, inkar ve yüzleşmenin pek de birbirinin karşıtı olarak karşımıza çıkmadığını görmemize imkan vereceğini düşünüyorum.

1915’i, yeniden anlatılmayı bekleyen ham bir tarihsel malzeme olarak kavramak da, asla ulaşamayacağımız bir tarihsel nesne, gizemli bir hakikat olarak ele almak da dilsel, tarihsel, politik özneler olarak değil, nötr bir biçimde konuşuyor olduğumuz yanılsamasını tekrar tekrar yeniden üretiyor. İlki, Ermeni Soykırımı’nı ham bir tarihsel malzeme olarak kavramak, dolayısıyla onun olgusallığına vurgudan[2] ibaret bir konuşma çerçevesi, üzerine konuşuyor olduğumuz sürecin, çifte ortadan kaldırma süreci olduğunu görmüyor;[3] sadece Ermenilerin yok edilmesi değil, aynı zamanda bu yok edişin izlerinin silinmesi sürecini: İnkar sürecini. 1915’i geçmiş zaman olarak şimdinin çerçevesine olduğu gibi geri getirdiğine inanan bir konuşma, izlerin ortadan kaldırılma sürecini, sessizlikle geçen, inkarı sürdürdüğümüz onca zamanın izini dışarda bıraktığı ölçüde, 1915’in bir zamanlar, bir kereliğine, bir kesinti olarak düşünülmesini, konuşmanın geçmişin cellatları ve kurbanlarını konuşmaktan ibaret olduğu yanılsamasını, biz-şimdi-konuşanlar olarak bu tarihin dışında durabildiğimiz bir dünyada yaşıyor olduğumuz yanılsamasını da pekiştiriyor. İkincisi, yani, Ermeni Soykırımı’nı erişimimize kapalı bir tarihsel nesne olarak ele almak, onu bir türlü ulaşamadığımız gizemli bir hakikat olarak konuşma çerçevesinin içine almak, sadece çifte-ortadan kaldırma sürecine karşı körleştirmiyor bizi, ama aynı zamanda 1915 üzerine konuşurken (tarihsel-) özne pozisyonlarını işgal ettiğimiz, sıfırdan konuşmaya başlayamayacağımız gerçeğini tanımıyor.

O halde 1915’i şimdide konuşuyor olduğumuzu, Ermenilerin mallarına el konulması, Ermeni kültürünün izlerinin yok edilmesi, sessizlik ve inkarla geçen yüzyılın ardından konuşuyor olduğumuzu, aradan geçen zamanın şiddetini silerek konuşamayacağımızı bilerek başlamalıyız tefekküre. Bu, kim olarak konuştuğumuzun ayırdına varmamız, yani kendi (tarihsel-) öznelliğimizin izlerini silen bir konuşmanın infilak etmesi, imkansızlaşması anlamına gelecek.

read more »

July 8, 2015

1915, Sessizlik Çekirdeği ve Evrensel Kültür’de Ermeni Soykırımı*

by gulseren adakli

[Editörlerin Notu: Ermeni Soykırımı ile ilgili resmi tarih anlayışında çatlaklar oluşmaya başladığı 90lı yılların başından itibaren 1915 hakkında konuşuyor olmanın kendisi, sağ ve sol liberal çevreler arasında içerik ve biçimden bağımsız olarak olumlu bir gelişme olarak kodlandı. Yirmi yılı aşkın bu süre zarfında 1915 hakkında konuşmayı ve yazmayı sınırlayıcı ya da sansürleyici güç, çokça devletle, devletin inkar politikasıyla ilişkili olarak düşünüldü.  Dolayısıyla gerek etnisitelerarası gerekse anaakım çoğunluk aydınlar ve azınlıklar arasındaki güç ilişkileri, bu ilişkilerin üzerine inşa edilen asimetrik gramer üzerine konuşmak, yani sahiden 1915’i şimdiki zamanda konuşmak çok da mümkün olmadı. Bunların “nasıl”ını konuşamamanın devletten kaynaklı nedenleri olmakla birlikte sivil toplum aktörleri ve kanaat önderlerinden kaynaklı zorlukları da vardı. Azad Alik editörleri olarak “1915’i konuşmak ama nasıl?” sorusuna yanıt aramayı da önemli bulduğumuz için soykırımın 100. yıldönümü özel sayı ve yayınlarının içeriğine bakmayı ve üretilmiş metinlerle fikri takibe ve diyaloğa girmeyi uygun gördük. Bu vesileyle Nisan ayından bu yana eski ve yeni yazarlarımızla kolektif bir şekilde organize ettiğimiz uzun soluklu diziye Gülseren Adaklının Evrensel Kültür 100. Yıl özel sayısının eleştirisiyle devam ediyoruz. Dizinin ilk iki yazısına şuradan ve şuradan ulaşılabilir.]

Gülseren Adaklı[1]

Konuşurken, kelimeler arasında, sessizliğe mahkûm edilmiş milyonların hatırasına bir sessizlik çekirdeği muhafaza edilmelidir. Terry Eagleton[2]

Bu yazıda, Nisan sayısında Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılını gündemine alan periyodiklerden birini, aylık edebiyat ve sanat dergisi Evrensel Kültür’ü genel hatlarıyla ele alıp incelemeye çalışacağım. Tüm yazıların içeriğinde ileri sürülen düşünceleri tartışmam söz konusu değilse de, dikkat çekici olduğunu düşündüklerimin altını çizeceğim. Bu yazıyı hazırlarken Ermeni soykırımı, soykırımın failleri, faillerin devamcıları hakkındaki bir çok bilgiye utandırıcı biçimde geç kalmış olduğumu bir kez daha gördüm. Yazarken bir yandan yüzleşme pratiklerini, yüzleşme nasıl yapılırsa anlamlı olabiliri tartmaya çalıştım.

read more »

January 13, 2015

Hac ve/ya Direniş*

by Azad Alik
Image: james_gordon_losangeles @ Flickr

Kaynak: james_gordon_losangeles @ Flickr

Nancy Kricorian** (@nancykric)

Evden ayrılmadan önce Türkiye’ye yapacağımız Ermeni Mirası Turu’na bir isim buluyorum: “Bir Otobüste Yirmi Ermeni” ya da “Otuz Mendil Turu”. Rehberimiz, sanki dini veya ruhani bir arayıştaymışız gibi turumuza hac, bize de hacı diyor. Ne bulmayı umuyorum? 1915’te Osmanlı hükümetinin Ermeni vatandaşlarının çoğunun sürgüne ve ölüme gönderilmesiyle sonuçlanan soykırım harekatının başlamasından birkaç ay sonra babaannem ve ailesi Mersin’deki evlerinden kovulduklarından beri neredeyse yüz yıl geçti. Aileden sadece babaannem ve kardeşi gönderildikleri ölüm yürüyüşü sonunda hayatta kalmışlar. Suriye çölünde, Ras al-Ayn’da bir kampta sekiz bin Ermeni yetimden ikisiymişler.

read more »

January 4, 2015

Pilgrimage as/or Resistance*

by Azad Alik
Image: james_gordon_losangeles @ Flickr

james_gordon_losangeles @ Flickr

Nancy Kricorian** (@nancykric)

Before I leave home, I come up with a title for the Armenian Heritage Trip to Turkey: Twenty Armenians on a Bus, or The Thirty Handkerchief Tour. Our guide calls it a pilgrimage, and refers to us as pilgrims, as though we are on a religious or spiritual quest. What do I hope to find? Almost one hundred years have passed since my paternal grandmother and her family were driven from their home in Mersin in 1915, just a few months into the Ottoman government’s genocidal campaign that resulted in the deaths and exile of the vast majority of its Armenian citizens. Of her immediate family, only my grandmother and her brother survived the death march. They were among eight thousand Armenian orphans in a camp in the Syrian desert at Ras al-Ain.

read more »

April 23, 2014

“Ukala” Ermeniler Edebiyat Diyarında: Murat Belge ve Edebiyat Eleştirisinde Himayecilik*

by Görkem Daşkan

 

Ǥṏrkeɱ Ɖɐƾƙɐň

Murat Belge geçtiğimiz aylarda edebiyat tarihi ve eleştirisi kesişiminde değerlendirilebilecek kitaplarına bir yenisini ekledi: “Edebiyatta Ermeniler” (2013, İletişim Yayınları). “Edebiyatta Ermeniler”, kabaca “Ermeni Sorunu”nun Türk edebiyatında nasıl işlendiğini anlatıyor. Kitap daha önce Birikim dergisinde yayımlanmış “Edebiyatta Ermeni Sorunu” başlıklı iki makaleyi, içine şiiri de alacak şekilde aynı doğrultuda yazılmış birkaç bölümü daha içeriyor ve yazarın bizatihi Ermeni Soykırımıyla ilgili görüşlerine yer verdiği ek yazılarla tamamlanıyor. Belge, kitabın edebiyatla ilgili olan kısmında roman ağırlıklı olmak üzere son dönem Osmanlı yazını, Cumhuriyet ve günümüz Türk edebiyatından serbest bir okuma yaparak bir dizi roman ve şiiri “Ermeni sorunsalı”na yaklaşımları bazında ele alıyor, kendi sözleriyle söyleyecek olursak “etik, tarih, psikoloji ve sosyoloji çerçevesinde” eleştiriyor, konu hakkında “doğruyu” söyleyip söylemediklerini sınıyor (s.16). Fakat birkaç yerde belirttiği üzere kapsamlı bir tarama çalışması yaptığı iddiasında değil ve kitapların estetik meziyetlerini de ön planda tutmadığını, daha ziyade bilgiye odaklandığını vurguluyor.

read more »

February 27, 2013

Editörlere Mektup: Bir Beyaz Türk’ün “Ermeni Diasporası”yla İmtihanı

by Görkem Daşkan

Sırrı Sakık’ın geçtiğimiz ay gündemi ve kamuoyunu meşgul eden nevi şahsına münhasır özrünü takiben Azad Alik blog’unda yayımlanan “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz Gibi Değil’” başlıklı yazı bu özrü ve genel olarak kamusal alanda dilenen benzer özürlerin nasılını nicesini mercek altına alıyordu. Aynı mecrada daha önce yayımlanmış olan ve Ermeniler, Kürtler, Aleviler gibi toplumsal grupların Türkiye’deki statüko ile çatışmasını insan hakları perspektifinden değerlendiren diğer eleştirel yazılar zaman içerisinde yakın tarihli kişisel bir özür deneyimimin hazırlayıcı altyapısını oluşturmuşken, bu son yazı yabana atılmayacak fikir ve önerileriyle bana bu deneyimimin sağlamasını yapma imkânı verdi.

Bu yazıda bu özrümün özünü teşkil eden kişisel bir hikâyeden, spesifik olarak Ermeni Diasporasından birisi ile birkaç yıl öncesine tarihlenen ilişkimden söz edeceğim ve biraz itiraflarda bulunacağım. İtiraf kültürü pek gelişmemiş ve itirafın bir acizlik göstergesi olarak algılandığı, güya kusur işlemeyenlerin ve özrü kabahatinden büyük olanların ülkesinde bu yazıyı yazmak başta beni düşündürse de sonra feminizmin o meşhur “Kişisel olan politiktir” düsturunu kerteriz alarak anlatmaya karar verdim. Kim bilir, belki bu öyküde kendinden de bir şeyler bulan okuyucular çıkar.

read more »

June 19, 2012

Maça Papazı (1): Bir Patoloji Kurgusunda Hükümranlık Fantezileri*

by Burcu Gürsel


Çeviren: Sıla Okur

İğfal edilmiş, hayalleri yıkılmış, suçsuzluğunu kanıtlama yüküyle ezilmiş bir kadın.  Dogmatik, ikiyüzlü, korkak öğrenciler.  Yakın zamanda Wikileaks’in Türkiye’deki ilk yayın haklarını elde eden, silahlı kuvvetler dışında her kuruma karşı derinden gelen bir tavır belirsizliği içinde olan arada-muhalif  Taraf gazetesinin sayfalarını süsleyen iki fanteziye göre bunlardan ilki Ermeni Diasporası’nı, ikincisi de politize Kürtleri temsil etmektedir.  Söz konusu fanteziler 2011’in sonlarında Alper Görmüş’ün “Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı…’”  ve Halil Berktay’ın “Soran olmadı ama hayır, ben BDP’de ders vermek istemiyorum” başlıklı yazılarında yer aldı.[1]  Bu yazılar başka birçok yerde görülebilen kestirme ruhbilimciliğe, görünüşte Ermenilere ve Kürtlere bir derece sosyopolitik destek verirken aslında bunları kurbanlık statüsüne sıkışmış yahut tutunmuş, alabildiğine irrasyonel, dengesiz, tutarsız alt topluluklar olarak nesneleştirmeye örnek teşkil ediyor.

read more »

%d bloggers like this: