Posts tagged ‘6-7 Eylül’

September 6, 2018

6-7 Eylül Tartışmaları, Hafızası ve Yüzleşmesi

by Azad Alik

Altiyedieylul

“… Müzeyyen Senar’ın 6-7 Eylül olaylarına kolaylaştırıcı ve provokatör olarak katıldığını duymuştuk -hatta rivayete göre Senar bir kürkçü dükkanının basılmasına ön ayak olmuş sonrasında üzerinde kat kat kürklerle dışarı çıkmıştı, ancak Daşkan’ın referans verdiği Hülya Gölgesiz Gedikler’in “1950’li yıllarda İzmir” kitabından olayın İstanbul’da değil başka bir şekilde vuku bularak İzmir’de geçtiğini öğreniyorduk. İzmir’de 6-7 Eylül İstanbul’dakine göre daha az bilindiği ve Müzeyyen Senar dönemin siyasi elitiyle de yakından alakalı olduğu için uzunca bir alıntıyı Daşkan’a teşekkür ederek röportajın sonunda paylaşmak isterim…”

1955 Eylül’ün 6 ve 7’sinde “Atatürk’ün evine bomba atıldı” iddialarından sonra insanlar çoğunlukla Rum olmak üzere çeşitli azınlık grupları hedef aldılar ve mülkleri yağmaladılar. Yaşanan bu korkunç saldırıların üzerinden 61 yıl geçti. 6 ve 7 Eylül’de yaşananları belgelemek ve o günlerle yüzleşmek sebep gösterilerek filmler çekildi ve kitaplar yazıldı. Biz de o günden bu güne yaşananların yansımalarına dair merak ettiklerimiz üzerine New York Üniversitesi Siyaset Bölümü Öğretim Görevlisi Ayda Erbal’la konuştuk.

Röportaj: Bahar Kılınç – Sivil Sayfalar

“POLİTİK EKONOMİK ARGÜMANIN TEMELİNDEKİ MÜLKÜN İADESİNİ DEMOKRATİKLEŞMEYE BAĞLAYAN BİR TARTIŞMA YOK”

-6-7 Eylül pogromundan bugün bize hangi tartışmalar kaldı? O günden bugüne yaşananları nasıl hatırlıyoruz?

6-7 Eylül’le ilgili literatürü siyasi tarih anlatısı ve o tarih anlatısına bina olmuş hukukun, siyaset felsefesinin ve politik ekonominin kuramsal alanına düşecek tartışmalar olarak kategorize edersek bu alanlardan özellikle tarih anlatısının son 20 yılda oldukça geliştiğini gözlemlemek mümkün.
Ancak Türkiye’de insan hakları aktivizmi alanını da belirleyen hukuk ve siyaset felsefesi tartışmalarına baktığımızda alanın oldukça cılız hatta yok denecek kadar az olduğunu görüyoruz. Politik ekonomik argümanın temelindeki mülkün iadesini demokratikleşmeye bağlayan tartışma ise yok. 6-7 Eylül’le doğrudan ilişkili bir örnek vermek gerekirse geçen yıl, yani 6-7 Eylül’ün 60. yıldönümünde İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanlıklarına yazdıkları bir dilekçe ile ‘resmi destek’ talebinde bulundu. Merkezi Atina’da bulunan federasyonun bu talebi geçen yıl çeşitli sitelerde ve gazetelerde haber olmasına rağmen, AKP iktidarında “bir kısmında ilerleme kaydedilen” taleplerin özellikle bireysel mülk iadesi ve/veya tazminine dair sivil toplumda bir tartışma başlamamış olması, yine bu taleplerin, gözlemleyebildiğim kadarıyla bu sene sosyal medyada pek de anılmaması anlamlıdır. Yalnız Onarıcı Adalet tartışmalarının neredeyse yok denecek kadar az olması da 6-7 Eylül’le sınırlı değil

read more »

March 2, 2012

Geçmeyen geçmiş[1]

by Azad Alik

Talin Suciyan

Fotoğraf Bianet- 24 Nisan 2011, IHD'nin düzenlediği Anma Töreni

Geçtiğimiz Pazar günü Taksim’de “Hocalı’yı Anma Mitingi” adı altında yaşananlar, yeni ırkçı pogromların yaşanmasının nasıl da an meselesi olduğunu açık seçik ortaya koyarken, yazar ve insan hakları aktivisti Yelda’yı[2] hatırlıyorum. Yaklaşık 15 yıl önce, 6-7 Eylül Olayları’nı anmak için yapılan bir organizasyonda, Yelda, bu olaylarla ilgili özrün bugüne kadar dilenmediğini, dolayısıyla böyle bir olayın her an yeniden tekrarlanmasının mümkün olduğunu söylemişti. Bu cümle beni fena halde çarpmıştı. O zaman bu söylediğini anlamak, kabul etmek istememiştim. İlk gençlik iyimserliğim, hayatımı sürdürdüğüm ülkenin devletinin, insanlarının böyle bir şeyi yeniden yapabileceğini kabullenmek istememişti. Fakat o konuşmayı da hiç unutmadım. Sonraları, 6-7 Eylül Pogromu’nu anmak için yapılan bir sergi basıldı, olayların kendisine değil, fotoğraflarına dahi tahammül edilemediğini gördük hep birlikte. Bundan iki yıl önce Uluslararası Af Örgütü’nün o dönemki İstanbul temsilcisinin de bulunduğu bir ortamda, yeni seçilen uluslararası temsilcisiyle yaptığım röportajda,  6-7 Eylül ile ilgili Türkiye’den özür talep eden bir açıklama yapıp yapmadıklarını, ya da yapmayı düşünüp düşünmediklerini sorduğumda, İstanbul temsilcisi müdahale ederek, “Ama o olaylar 1955’te oldu.O zamanlar Af Örgütü yoktu bile” diyerek cevap verdi.

read more »

February 28, 2012

Ve gündelik ırkçılığın düğmesine basıldı…*

by Azad Alik

6-7 Eylül 1955

Talin Suciyan

Bundan iki hafta önce Silva Bingaz ile yazdığımız “24 Nisan 2011’in ardından” başlıklı yazıda,Türkiye’de Ermeni Soykırımı ile ilgili bilinç yaratmak için çalışan sivil toplum kuruluşlarına seslenmiş ve geçen sene 24 Nisan’ın yıldönümünde bir tarafta anmalar düzenlenirken bir tarafta sadece Ermeni olduğu için zorunlu askerlik yaparken Sevag Balıkçı’nın öldürülmesi olayına nasıl yaklaşacağımıza ilişkin sorular sormuştuk. Özellikle de Fransa’da soykırımların inkarını cezaya tabi kılan yasanın Türkiye’deki yansımalarının verdiği endişeye dikkat çekmek ve bundan sonra beklenecek gündelik ırkçılık karşısında nasıl bir tavır almak gerektiğini düşünmeye davet etmiştik.

Bu yazıyı iki hafta önce yazmıştık ama geçen hafta “Ermeni Yalanına Kanma” afişleri İstanbul’un dört bir yanını doldurmasıyla Ermenilerin topyekun gündelik ırkçılığın hedefi olduğunu gördük bile.  “Bu ilanları veren kim?” diye düşünürken Radikal’in haberinden ilanları verenin “Hocalı Soykırımını Anma Gönüllüleri” diye bir grup olduğunu öğrendik ve bu gruptan Mesut Ülker ile yapılan görüşmeyi okuduk. Haber imzasız.

read more »

August 11, 2011

Kuzguncuk’ta Bostan Korkulukları[i]

by Azad Alik

Derya Özkan

POST EXPRESS  – Amy Mills’in Bellek Sokakları. İstanbul’da Manzaralar, Hoşgörü ve Ulusal Kimlik başlıklı kitabını okumak Kuzguncuk’la ilişkimi geri döndürülemez bir biçimde değiştirdi.[ii] Kuzguncuk’a ilk gidişim 1990’ların başına denk düşer. O sıralar Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olan, çoğunlukla Boğaziçililerin oturduğu mahallelerden (Cihangir ve Hisarüstü) kaçmak için Kuzguncuk’a taşınan ve orada yarı komünal bir hayat sürdüren bir grup arkadaşımı ziyarete gitmiştim. O zamanlar Kuzguncuk mutenalaşma sürecinin daha başlarındaydı; kiralar öğrencilerin ödeyebileceği kadar düşüktü. Kuzguncuk’a yolumun yeniden düştüğü 1998 yılında ise kiralar artık epey yükselmişti. Bu defa Ankara’dan İstanbul’a göçmek üzereydim; İstanbul’da ev ararken Kuzguncuk’ta oturan bir arkadaşımın evinde iki hafta kaldım. Sonra Ortaköy’e taşındım, ama arkadaşımı görmek için Kuzguncuk’a gidip gelmeye devam ettim. O birkaç yıl mahallede epey vakit geçirdim

read more »

May 7, 2011

Ermeniler Varujan Köseyan’a tarihlerini borçludur

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

AGOS, 786

Varujan Köseyan’ı çocukluk yıllarımdan beri tanıyordum. Elinde fotoğraf makinesi, uzun saçları, büyük gözlükleriyle Kınalı Kampı’nın bir faaliyetinde karşılaştığımızı hatırlıyorum. Sonra da hep karşılaştık. Ama onunla dostluğumuz son iki yılda gelişti. Doktora çalışmamın arşiv araştırmasını yapmak için danışmaya gitmiştim hastanedeki odasına. Oturacak yer yoktu. Yatağının bir tarafı olduğu gibi yazılar, kitaplar, dosyalarla doluydu. Yatmak için kendine biraz yer açmıştı ama yatağın asıl sahibi kendisi değildi. Tuvalete doğru giden kısa ve dar bir arayı sağlı sollu günlük Ermenice gazetelerle doldurmuştu. Düşerse, bu Ermenice gazeteler kendisini koruyacaktı… Şaşırtıcı bir pratik zekaya ve hafızaya sahipti. Konuşurken de her şeyi söylemeden söylemenin ustasıydı. Yaz aylarında her gün çalışmaya gittiğim için, neredeyse her gün görüşüyorduk. Bu görüşmelerden birinde, ona kendi hayatını sormaya başladığımda, başlarda onun hayatının kimseyi ilgilendirmeyeceğini söyleyerek ayak diredi. Sonra sonra, anlatmaya karar verdi. Kimseye öyle doğrudan güvenecek göz yoktu onda. Zaman lâzımdı. Bir süre sonra birbirimize alıştık. Ben onun yalnızlığını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını anlamaya, o da benim toyluğumu, Cumhuriyet tarihiyle bir olan hayatının ortasına düşmüşken kendimi bulduğum acemiliği hoşgörüyle karşıladı.  Ve konuşmaya karar verdi. Konuşmak, anlatmak istiyordu, neler yaşamış olduğu bilinsin istiyordu.

read more »

%d bloggers like this: