August 11, 2011
by Azad Alik
Derya Özkan
POST EXPRESS – Amy Mills’in Bellek Sokakları. İstanbul’da Manzaralar, Hoşgörü ve Ulusal Kimlik başlıklı kitabını okumak Kuzguncuk’la ilişkimi geri döndürülemez bir biçimde değiştirdi.[ii] Kuzguncuk’a ilk gidişim 1990’ların başına denk düşer. O sıralar Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olan, çoğunlukla Boğaziçililerin oturduğu mahallelerden (Cihangir ve Hisarüstü) kaçmak için Kuzguncuk’a taşınan ve orada yarı komünal bir hayat sürdüren bir grup arkadaşımı ziyarete gitmiştim. O zamanlar Kuzguncuk mutenalaşma sürecinin daha başlarındaydı; kiralar öğrencilerin ödeyebileceği kadar düşüktü. Kuzguncuk’a yolumun yeniden düştüğü 1998 yılında ise kiralar artık epey yükselmişti. Bu defa Ankara’dan İstanbul’a göçmek üzereydim; İstanbul’da ev ararken Kuzguncuk’ta oturan bir arkadaşımın evinde iki hafta kaldım. Sonra Ortaköy’e taşındım, ama arkadaşımı görmek için Kuzguncuk’a gidip gelmeye devam ettim. O birkaç yıl mahallede epey vakit geçirdim
read more »
Posted in Intellectuals, Minority Rights, Politics, Public Sphere |
4 Comments »
July 30, 2011
by Hale Akay

Aret Gıcır
Hale Akay*
Silvan’da yaşanan çatışma ve kayıplar sonrasında, İstanbul’da, İKSV’nin Caz Festivali kapsamındaki konser sırasında Aynur Doğan’ın başına gelenler ile ayran arasında bir ilişki olacağı hiç aklınıza gelir miydi? Şahsen benim gelmezdi. Lakin Türkiye adını verdiğimiz her daim LSD kafası memlekette ırkçı bir saldırı ile ayran apansız yan yana gelebiliyor, hem de en doğal, en zararsız gözüken biçimde. Murat Sabuncu’nun anlatımıyla şöyle:
“İçeri gittiğimde Aynur ayaktaydı. Biz heyecanlı o ise sakindi. Ama tabii üzgün. Bana, ‘Biliyor musunuz, sabah yuhalanacağım içime doğmuştu’ dedi. Bir de son protesto edilen şarkısının adı ‘ayranmış’ (şarkı için buraya tıklayınız). Ve şarkı soğuk ayranın nimetlerini anlatıyormuş. ‘Siyasi hiçbir içerik yoktu, acaba bunu bilseler protesto ederler miydi?’ dedi.”
Aynur’un ilk şokla “ama şarkı ayran hakkındaydı” diyerek şaşkınlığını ifade etmesinde çok eleştirilecek bir şey yok elbet. Hatta Aynur’un mağdur olarak şokun sonrasında da
read more »
Posted in Activism, Individual freedoms, Intellectuals, Jazz, Kurdish History, Kurdish Music, Kurdish Politics, Media in Turkey, Minority Politics, Minority Rights, Music, Politics, Public Sphere, Structural Inequality, Structural Racism, Turkish History, Turkish Music, Turkish Politics |
Leave a Comment »
July 26, 2011
by Ayda Erbal

Ayda Erbal* – Özge İspir**
Diyarbakır Silvan’da 1 köyün yakılması ve 13 askerle 7 gerillanın[1] ölümüne sebep olan olayların ertesinde sosyal medyayı oldukça hareketlendiren bir haber geldi: İKSV’nin Caz Festivali kapsamında gerçekleşen “Suyun Kadınları” projesinde Türkiye’yi temsil eden Aynur Doğan üçüncü şarkıya geçtiği sırada seyircilerden birinin “Kürtçe bu” diye bağırmasından sonra yuhalanmış, pet şişe ve minder fırlatılarak sahneden indirilmişti.
Aynur’un sahneden indirilmesine neden olmuş grubun tamamının üçüncü şarkıya kadar niye beklemiş olduklarını bilemiyoruz ancak “Kürtçe bu!” nidasından duruma (dilin Kürtçe olduğuna) ancak üçüncü şarkıda uyanıldığını sanıyoruz. İKSV görevlileriyle yaptığımız yazışmadan da böyle bir izlenim edindik.
Geceye ilişkin ilk şaşırtıcı olan bu dilin Kürtçe olduğuna uyanma halidir: Sıkışıldığı zaman hemen “kardeşlik” söylemlerine başlanan ve kendisini bunca zamandır çoğunlukla umursamamış olsak da, keyfimiz istediği zaman kardeş olmaya zorlanmış bir halkın dilinin tanınmaması veya tesadüfen tanınması.
read more »
Posted in Freedom of Expression, Jazz, Kurdish History, Kurdish Music, Minority Rights, Music, Politics of Language, Public Sphere, Structural Inequality, Turkish History |
Leave a Comment »
July 2, 2011
by Azad Alik
Salih Canova
“Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz denizin öyküleri yoktur” (Bilge Karasu)
Hollanda’da yaşayan Türkiye kökenli toplum için çalışmalar yürüten Opinie Vakfı (Stichting Opinie) Sivas katliamında yaşamını yitirenler için yaptığı 2010 tarihli açıklamada şöyle diyor; “Unutmamak için ölenlerin adını ezberlemeli önce. Sonra hikayelerini bilmeli. Öyle ki hikayelerini bildiğimiz zaman özlemeye başlıyoruz insanları. Hikayelerini bildiğimiz zaman unutmuyoruz onları…”
Sivas Katliamı’nda yok edilen insanlar içinde bulunan 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’te adı ve hikayesi bilinmeyenlerden (ya da çok az bilinenlerden) biri olarak Madımak’ın karanlığına gömülenlerden.
read more »
Posted in Individual freedoms, Minority Rights, Public Sphere, Religious Freedom, Turkish History, Turkish Politics |
2 Comments »
June 29, 2011
by Azad Alik

26 Haziran 2011, Taksim - Sinem Mucur
Salih Canova
Amerikalı siyah travesti Marsha P. Johnson New York’ta yaşayan LGBTT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel)uğrak yeri Stonewall Inn adlı bara düzenlenen polis baskınlarından bıkıp, 28 Haziran 1969 gecesi elindeki şişeyi polise fırlattığında bu şişenin özgürlük mücadeleleri tarihinde önemli bir yer edinecek bir isyanın işaret fişeği olacağını bilemezdi elbet. 28 Haziran gecesi New York’ta başlayan isyan dünyayı öyle derinden sarstı ki, o güne kadar “hasta” kabul edilerek insan olma “onur”ları ellerinden alınan LGBTT’ler, dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimlerde olsa da “iade-i itibar” için mücadele etmeye başladı ve bir çok ülkede de onurlu bir yaşam için haklarını kazandılar. Hal böyle olunca her yıl Haziran ayının son Pazar gününü de LGBTT Onur Günü olarak kutlamayı ihmal etmediler.
read more »
Posted in Gender Politics, Individual freedoms, Intellectuals, Kurdish Politics, Minority Rights, Politics of Sexuality, Public Sphere, Queer Politics, Structural Inequality, Turkish Politics |
3 Comments »
June 29, 2011
by Azad Alik

Gomidas Portresi Detay -Sarkis Muradyan
(Editör’ün notu: Anadolu’nun ilk klasik müzik bestecisi ve halk müziği derleyicisi Gomidas Vartabed hakkındaki ayrıntılı bilgiye ve eserlerinden bazılarının müzik dosyalarına http://www.komitas.am/eng/index_eng.php adresinden ulaşabilirsiniz. Gomidas Vartabed’in isminin iki yazılımı arasındaki fark Batı ve Doğu Ermenice seslendirme ve yazılım farkından kaynaklanmaktadır.)
Ragıp Zarakolu
Sevgili, saygıdeğer Patrik II. Mesrop, Ermeni halkının ikinci kez yaşadığı Bir Vartabed Gomidas olayı bence.
Her ikisi de, gerek Vartabed Gomidas, gerekse Mesrop Mutafyan iki korku ve dehşet döneminin kurbanı.
Onlar, kendi toplumlarının karşı karşıya bulunduğu tehditlerin bedelini kendi ruhları ile ödediler.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Music, Armenian Politics, History, Minority Rights, Music, Public Sphere, Religious Freedom, Turkish History, Turkish Music, Turkish Politics |
2 Comments »
June 22, 2011
by elif gül tirben
30 Mayıs 2011
You can read the text in English here

Güncel sanat, toplumsal hayatın içinden doğan ve kaçınılmaz olarak onun yarattığı görsel kültürü yansıtan bir üretim biçimi. Ancak, yeninin her an yeniden üretildiği ve tüketildiği, buna meydan okuyan yerelliklerin, alternatif söylem ve pratiklerin birer meta olarak sistemle hızla bütünleştiği günümüzde, güncel sanatın, topluma ve onun ürettiği görsel dile mesafeli durması, zamanının her an bir adım ötesini işaret etmesi “güncel”in tanımı ve gereği: “Güncellik, insanın kendi zamanıyla tekil olarak kurduğu, ona hem dahil olduğu hem de mesafeli durduğu bir ilişki biçimidir. Tam olarak, zamanla kurulan bu ilişki, zamana bir ayrım ve anakronizm üzerinden eklemlenir. Dönemleriyle fazlasıyla örtüşenler, ona kusursuzca bağlı olanlar, onu görmeyi beceremedikleri, bakışlarını ona keskinlikle doğrultamadıkları için her anlamda güncel değildirler.” [1]
Michael Bishop ve Lynn Criswell’in İstanbul’da, Sabancı Üniversitesi’ne ait Kasa Galeri’de gerçekleşen “Yeni İşler” adlı sergisindeki işler, bu anlamda hem zamanlarına dahil olmayı, hem de ona belli bir mesafeden bakmayı beceriyor. Michael Bishop’ın açık alanlarda rastladığı mekanik nesneleri fotoğrafladığı keçe üzerine basılı işleri, bugünü, keçenin yardımıyla başka bir zamanda konumlarken, üzerlerine basılı metinlerle, yansıttıkları coğrafyalardan çok uzaklara sesleniyor. Lynn Criswell ise toplumdaki mekanizasyonun ve kitle üretiminin getirdiği yabancılaşmaya karşı durduğu işleriyle, gündelik hayatın en temel faaliyetlerinden biri olan yemek yeme ritüelini, görsel bileşenlerine ayırıp, onları kendine has stratejilerle kendi görsel evrenine..
read more »
Posted in Gastronomy - Food, Photography, Public Sphere, Sculpture, Visual Arts |
Leave a Comment »
June 7, 2011
by Ayda Erbal

Yapısal Eşitsizlik
“Ne mutlu kahramana ihtiyacı olmayan ülkeye!”
Bertolt Brecht
Ayda Erbal[1] – Erdem Özgül[2]
Sırrı Süreyya Önder’in aslı şurada yayımlanmış yazımıza verdiği yanıt pek çok açıdan bir ilk olması ve niyetinin doğrultusunu göstermesi açısından oldukça önemlidir. Önder bunu yaparak bugün ve geçmişte bağımsız siyasete atılmış benzerlerinden de (bkz Burcu Gürsel’in yazısı), Ermenilerle ilgili yazdıklarına gelmiş gerek sözlü gerek yazılı son derece ağır eleştirileri ya eleştiri sahiplerini karalama yolunu seçerek ya da okurlarından bu eleştirileri köşe bucak kaçırarak, bu sayede kendi kariyerini ve egosunu yüzbinlerce insanın tarihinin ve adalet arayışının üzerinde tutma selahiyetini kendisinde bulmuş yazar, çizer ve “aydın”dan da farklı olduğunu göstermiştir. Bu insanların bir bölümünün Önder’in uzak ya da yakından arkadaşı olması da Önder’in onlardan olumlu yönde farklı olduğu gerçeğini değiştirmez.
Dolayısıyla Sırrı Süreyya Önder’in tutumu, konuştuğumuz konuların akıl almaz büyüklüğü ve zorluğu
read more »
Posted in Gender Politics, History, Individual freedoms, Intellectuals, Minority Rights, Politics, Public Sphere, Queer Politics, Structural Inequality, Turkish Politics |
1 Comment »
June 7, 2011
by Burcu Gürsel

Mohammad Bazzi – Multitudes Coming Forth
Sırrı Süreyya Önder’in böylesine hassas bir zamanda üç ayrı özür ve düzeltmeyi birden konu alan bir yazı yazması anlamlı ve kuşkusuz kendi içerisinde değer taşıyan bir davranış. Ancak Ayda Erbal ve Erdem Özgül’ün yazdıkları eleştiriye cevaben yazdığı bölümdeki bir cümle beni özellikle düşündürdü, öyle ki “yanlış mı okudum acaba” kaygısıyla geriye dönüp tekrar okudum ve daha sonra beni rahatsız eden meselenin müteakip cümlelerde perçinlendiğini farkettim. Yazının bütünü burada bulunduğundan doğrudan konuya giriyorum. Önder, “Kürt Musa” hakkında daha önce çizdiği tablodaki bilgi eksikliğini sonradan düzeltmiş olduğuna dikkat çekerek, hem daha “özenli” bilgi aktarımından, hem de katliamlarda sorumluluk sahiplerinin “hafızamıza nakşedilmesi” gereğinden dem vuruyor.
Ancak şu cümle bana aynı derecede (hatta daha da) önemli sorgulamaların gerekliliğini hatirlattı: “Ermeni halkıyla yaptığım buluşmalarda bu konu üzerine düşüncelerimi de sorulmadan anlatmaktayım.” İster istemez bu bir cümleden iki ayrı çıkarımda birden bulunuyorum:
read more »
Posted in Armenian Politics, Individual freedoms, Intellectuals, Minority Rights, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Turkish Politics |
1 Comment »
June 7, 2011
by Azad Alik
Açık Masa
Açık tavırla kendini ortaya koyar.
Paylaşmayı
Sürekli ertelenen bir araya gelme
düşüncelerine
heyecanlarına yer açmayı
ve
en önemlisi
sırça köşklerden çıkarak
çekinmeden,
utanmadan,
samimi
konuşmayı önermektedir
Bir yerde
Bir zamanda açılan
kapanan
ve
başka yerlere başka
zamanlara taşınan bir masayla
kendi yolunu açar
çizer.
Manifesto / Mürüvvet Türkyılmaz
Açık Masa, sanatçı Mürüvvet Türkyılmaz tarafından 2000 yılında oluşturulan bir tartışma ve paylaşım zemini. Bir süredir faaliyetine ara veren, ancak sosyal medya olanaklarının da kazandırdığı ivmeyle
read more »
Posted in Arts, Performing Arts, Public Sphere, Visual Arts |
Leave a Comment »