Bir Talihsiz Rastlaşma ya da Düğün ve Cenaze

by Azad Alik

26 Haziran 2011, Taksim - Sinem Mucur

Salih Canova

Amerikalı siyah travesti Marsha P. Johnson New York’ta yaşayan LGBTT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel)uğrak yeri Stonewall Inn adlı bara düzenlenen polis baskınlarından bıkıp, 28 Haziran 1969 gecesi elindeki şişeyi polise fırlattığında bu şişenin özgürlük mücadeleleri tarihinde önemli bir yer edinecek bir isyanın işaret fişeği olacağını bilemezdi elbet. 28 Haziran gecesi New York’ta başlayan isyan dünyayı öyle derinden sarstı ki, o güne kadar “hasta” kabul edilerek insan olma “onur”ları ellerinden alınan LGBTT’ler, dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimlerde olsa da “iade-i itibar” için mücadele etmeye başladı ve bir çok ülkede de onurlu bir yaşam için haklarını kazandılar. Hal böyle olunca her yıl Haziran ayının son Pazar gününü de LGBTT Onur Günü olarak kutlamayı ihmal etmediler.

Türkiyeli LGBTT’lerse bu mücadeleyi verebilmek için 90lı yılların başlarını bekleyecekti. Dönemin İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi’nde kurulan Eşcinsel Hakları Komisyonu’nun feshedilmesi olacaktı bu sefer işaret fişeği. Dost meclislerinde sohbetlerle başlayan, öğrenci evlerinde ve kuytu bar köşelerinde fısıldaşmalarla devam eden Türkiyeli LGBTT’lerin mücadelesi 2000’li yılların hemen başında sokağa taşacak ve nihayetinde 20-30 kişilik bir grupla başlayan Onur Yürüyüşü 2011 yılında binlerin katıldığı bir şölene dönüşecekti.

Her yıl daha büyük bir coşku, daha kalabalık bir katılım, daha az güneş gözlüklü ve şapkalı katılımcıyla büyüyen Türkiyeli LGBTT’lerin onur yürüyüşünde bu yıl; ailelerden, çocuk sahibi LGBTT bireylerin çocuklarına oldukça renkli bir katılımcı profili vardı. Geçmiş yıllara göre bir fark da üç blok milletvekilinin gökkuşağı bayrağının bir köşesinden tutmasıydı. Blok vekilleri Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü yürüyüşün hemen başında yüzlerinde telaşlı bir ifadeyle Taksim Meydanı’na gelip gökkuşağı bayrağını bir ucundan tuttu ve kalabalığı varlıklarıyla hem gururlandırıp hem de coşturdular.

LGBTT Hareketi Türkiye’de varlığını hissettirdiği günden bugüne bir yandan LGBTT’lerin kendileriyle barışmasını ve daha insanca bir yaşam için onurlarına yeniden kavuşmalarını sağlamaya çalışırken, diğer yandan yaşadıkları ülkenin ırkçılık, kadın hakları, militarizm gibi temel sorunlarına da gözlerini yummayarak bir çok alanda faaliyet gösterdi. Bunları yaparken yanyana durdukları kişi ve kurumları dönüştürmek de bu mücadelenin önemli parçalarından biri oldu hep. Özellikle özgürlükçü olduğu iddiasıyla yola çıkan sol hareketlerin söylem ve pratiklerine çoğu zaman yerinde eleştiriler getirerek bu hareketlerin tüm ezilenleri kapsayan bir bakış açısı edinmeleri ve özgürlük taleplerini hiyerarşiden arındırmaları konusunda önemli bir işlev gördüler. LGBTT Hareketi’nin diğer muhalif gruplara getirdiği eleştirel söylemlerin yarattığı dayanışma sadece diğer gruplar cephesinde değil LGBTT içinde de gerekli karşılığı buldu ve LGBTT’nin de diğer grupların öznel alanlarına dair duyarlılığını arttırdı. İlk Kürtçe LGBTT dergisi olan Diyarbakır merkezli Hevjin Dergisi, Kaos GL’nin geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da düzenlediği cinsiyetçilik ve homofobi karşıtı bir dizi söyleşiyi “Li wir kes heye / Orada kimse var mı” adıyla Kürtçe ve Türkçe kitaplaştırması bu dayanışmanın en somut ürünlerindendir.

Bu pazar düzenlenen onur yürüyüşüne katılan blok vekilleri de böyle bir dayanışma arzusuyla LGBTT’lerle birlikteydi. Milletvekillerinin katılımından az önce, kalabalığın bir anda neye uğradığını şaşırırcasına soluduğu biber gazı, “sıra şimdi de eşcinsellerde mi” homurtuları arasında yuhalanırken, bu gazın onur yürüyüşüne özel olmadığını, 100 metre geride, Elmadağ’da Hatip Dicle’nin düşürülen milletvekilliğini protesto eden BDP’lilere sıkılan ama rüzgarın taşıyıp getirdiği gaz olduğunu ancak Twitter ve Facebook’tan yürüyüş fotoğraflarını paylaşırken, BDP yürüyüşünde olan insanların gönderdiği iletilerden anlaşılabilecekti. Böylelikle özellikle Sebahat Tuncel’in yüzüne yansıyan telaş/kaygı/öfke karışımı ifade de anlamlanmış oldu. BDP yürüyüşü ciddi bir polis müdahalesiyle karşılaşmış, yürüyüş sonunda birçok insan hastanelere taşınmıştı. LGBTT’ye verdikleri sözü tutmak için, sonradan öğrendiğimize göre polis barikatını aşmak zorunda kalan ve bu barikatı aştıkları için de kitlenin bir kez daha polis müdahalesiyle karşı karşıya kalmasını göze alan milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder de yürüyüşten ayrılıp BDP eylemine devam ettikleri günün sonunda hastaneye kaldırılanlar arasındaydı. LGBTT’ler ise bir kez daha içlerini geleceğe dair umutla dolduran, yaşama mücadelelerine anlam katan uzun yürüyüşün ardından yorgun argın evlerine döndüler. Tam da bu noktada önce BDP eylemine katılıp ağır gaz soluduktan sonra onur yürüyüşüne yetişen ve oraya da destek verenlerden bir kısmı şu soruyu sordular; “Peki onur yürüyüşüne katılan LGBTT bireyler o gün neden yanıbaşlarındaki BDP eylemine destek vermedi?”

Türkiye gibi bir ülkede onur yürüyüşü gibi bir yürüyüşü örgütlemenin zorluğu, konu LGBTT olunca katılımcıların çeşitliliği, yürüyüşün beklenmedik biçimde binlerce kişilik bir kalabalığa ulaşılması gib etmenler doğrudan BDP eylemine destek vermeyi -en azından- fiziksel olarak mümkün kılamadıysa da burada önemli bir durum, çok daha ağır koşullar içinden gelerek yürüyüşe destek olan üç vekilin katılımıyla “diğer tarafta” ne yaşandığını öğrenmiş olan LGBTT bireylerin olan bitene dair birşeyler yapmamış olmasıydı. Elmadağ’dan kaçarken onur yürüyüşü kalabalığına karışan 30-40 kişilik BDP’li grupla birlikte “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganı atılmış olsa da bir süre sonra Taksim Meydanı’ndan yürüyüş başladı ve tüm İstiklal Caddesi boyunca devam edip Tünel’deki eğlenceyle sona erdi.

"Anayasa'da Cinsel Yönelim" - Salih Canova

Bu durum elbette LGBTT’nin olan biteni umursamadan, göbek ata ata Tünel’e doğru yürüdüğü ya da LGBTT hareketin aralarında görmekten gurur ve mutluluk duyduğu vekillerinin başka kaygılarına ortak olmadıkları anlamına gelmez. Ama pekala çoğu zaman çevresini ve diğer muhalifleri dönüştürme çabasını ortaya koyan, mücadelesinin bir parçası olarak dili de davranışları da değiştirmeye çalışan ve bunu sürekli gündeminde tutan LGBTT bireyler ve LGBTT hareketinin zaman zaman kendine de dönmesi ve o gün orada neden bir şey yapmadan yürümeye devam ettiğini sorgulaması gerektiği anlamına gelir. Çünkü söz verdiği gibi LGBTT’nin yanında olmak için onca zorluğa rağmen yürüyüşe katılan blok vekilleri de en az LGBTT bireyler kadar onları kendi yanlarında görmenin gururunu yaşamak ve yıllardır neredeyse tabanlarına karşı sahip çıktıkları anti-homofobi mücadelesinin yarattığı dayanışma duygusunu onlar da tatmak isterdi herhalde.

Hal böyleyken Türkiyeli LGBTT’lerin belki de yöneltilen bu eleştiriden hareketle, onur yürüyüşünün adına daha da yaraşır biçimde devam edebilmesi için bir özeleştiri vermesi gerekir. Nasıl ki diğer sol/muhalif yapıların birçoğu cinsiyetçilik ve homofobi konusunda değişip dönüşmeye çabalıyor, kendilerine yöneltilen eleştirileri değişim dönüşüm için birer fırsat olarak değerlendiriyorsa, Sebahat Tuncel nasıl seçim broşüründe LGBTT bireylerin haklarına da yer veriyor, vekilliği boyunca LGBTT Hakları konusunda da çalışmaya dair sorumluluk duyuyorsa, Sırrı Süreyya Önder nasıl cinsiyetçi diline dair özeleştiri yazabiliyorsa, Ertuğrul Kürkçü nasıl “solun heteroseksizmle yüzleşmesi gerektiğini” söylüyorsa LGBTT hareketi de bu talihsiz rastlaşmadan sonra yoluna ters yönde devam etmiş olmanın özeleştirisini yapmalıdır.

Türkiye LGBTT Hareketi bu özeleştiriyle bir şey kaybetmeyecek aksine bu talihsiz rastlaşmanın, her iki mücadelenin emekçileri için de yeni ve anlamlı bir tartışma alanı yaratmasını sağlayacak, daha gerçek ve sağlam bir dayanışmanın nasıl örgütlenebileceğine dair önemli bir kapıyı aralayacaktır. Çünkü “birimizin bile özgür olmaması durumunda hepimizin tutsak olduğu” bir dünyada, zulmün farklı ilmeklerinden geçenler, ancak birbirlerine daha fazla yaklaştıkça, birbirlerini daha fazla dinleyip anlamaya çabaladıkça iktidar sofrasında  küçük lokmalar olmaktan kurtulabilirler.

Bugün komşudaki cenazeyi görmeyerek düğüne devam ettiğimiz evin yarın cenaze evine dönüşmeyeceğini kim bilebilir ki?

3 Comments to “Bir Talihsiz Rastlaşma ya da Düğün ve Cenaze”

  1. Kürt Kadın Hareketi’nde sürekli çıta yükselten ivme heteroseksizm ile mücadeleyi de beraber getiriyor.özgürlük mücadelesi,cins bilinci LBGTT lerin sorunlarını, dertlerini ve onur yürüyüşlerini sahiplenmekten ve öteki olmalarına müsade etmemekten de geçiyor. Kürt Hareketi bence bu açıdan da ciddi bir sınav veriyor. Sebahat Tuncel’in o bayrağı coşku ile sallaması, cins olarak kendi özgürlük mücadelesine de katkısıdır aslında. O nedenle orada olması destek değil,bizzat içinde yer alması gerektiğindendir kanımca.

    LBGTTlerin homojen olmayan yapısı bilindiğinden yine benim fikrim şudur ki, kimse neden destek vermediler üzerinden bir eleştiri yapmıyordur ama daha farklı platformlarda bir araya geldikleri LBGTTlerİ görmek iyi gelirdi belki bizede.

    Son olarak Türkiye’de ötekilerin birliği, ötekiliğe son vermek için de ayrıca önemli.
    sevgiler

  2. Bu yazıda benzer eleştirileri içeren bir soruyu bir arkadaşım facete de paylaşmıştı. O paylaşımın altına yaptığım yorumu bir kez daha burada da paylaşma gereği duydum. Aslında “her firsatta sosyalistlere/kurtlere dil-ideoloji polisligi yapan lgbtt bugün bugun bdp’ye atilan gaz bombalarini soludugundada mi 100 m. ilerisinde olan biteni gormezden gelip tunel’e dogru yoluna devam etti” sorusunun cevabını ben…ce dün orada bulunan Türk eşcinseller verdi. Çünkü sanıldığı gibi LGBTT örgütlerinde aktivistler üzerinden gösterilen görüntü yanıltıcı. Türk-Kürt diye şu anda yaptığım yorumun içine milliyetçi-ayrılıkçı söylemler katmama sebep olan şeyler, işte arkadaşımızın da cümlesinde bahsettiği tam da bu algılamayı yaratan aktivistler. Çünkü her ne kadar örgütlenme aşamalarının ilerletici kademelerinde bulunan arkadaşlar kürt kökenli ise de dün istiklalde yürüyen ve aslıdna LGBTT politikaları içinde sırf örgütlenme kademelerinde hakim olamadıkları için yok sayılan türk eşcinseller de dün “BİZ DE VARIZ” dediler. Artık bence LGBTT örgütlerinin dün olanları iyi analiz edip, daha kürt-türk milliyetçiliğinden uzak bir görüntü çizmeye başlaması ve kendi içinde diğerlerini ötekileştirmeye son vermesi gerekmektedir.Eylem sırasında Hatip Dicle ile ilgili protesto gösterileri sırasında polis tarafından atılan biber gazından kaçan 30-40 kadar eylemci grup, o sırada istiklalin başında toplanan LGBTT bireylerinin arasına katıldı. Bu sırada bizim aktivistlerden birisi (sloganlarımızı yönlendiriyordu) ve yaşasın hakların kardeşliği dediğinde aramıza polisten kaçarak katılan grup da aynı sloganı atmaya başladı, ben de tam bu sırada elimde bulunan 2. gökkuşağı bayrağını aramıza katılan gruptan yaklaşık 10 kadar kişiye teklif ettim. Ama tavırları ellerini göğüslerini koyup eyvallah ama ben almayayım-böyle iyiyim şeklinde bir hareketle bayrağımızı reddetmek oldu. Nerede kaldı hakların kardeşliği- nerede ezilmişliğin getirdiği birliktelik.. Biraz da bu pencereden bakalım arkadaşlar. Tüm Kürt halkının eşcinsel hareketi desteklediği zannıyla hareket ederek, tüm LGBTT bireylerinin Kürt halkını (en azından o güne has politika üzerinden) savunmamasını eleştirmek sadece insanları yanıltmak olur..Zaten Diyarbakır’daki LGBTT bireylerinin anlattıklarını dinlerseniz, orada LGBTT bireyi olduğunuz anlaşıldığında önce memleketiniz sorulur ve siz Diyarbakır’lıyım diyemezsiniz.. Hatta batıdan bir il söylersiniz..Tüm Türkiye’de yaşanan durumun aşağı yukarı aynısı, Kürt halkının yoğun olduğu yerlerde de yaşanıyor..Dolayısıyla BDP’nin yürttüğü Kürt politikası teoride ve savunucularının söylemlerinde her ne kadar LGBTT hareketini destekliyor görünse de, iç dinamikleri bunun tamamen tersini söylüyor

  3. BDP’nin politik söylemine LGBTT haklarini katmasiyla Kürtlerin toptan LGBTT hayrani olmasini bekliyorsaniz avucunuzu yalarsiniz (Türk halki icin de bu durum gecerlidir). Politik söylem ayri tabandan gelecek destek apayri seyler. Sasirmaniza sasiriyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: