Archive for May, 2011

May 11, 2011

Queens of Hearts: Round and About ‘Deep Mountain’, etc.

by Burcu Gürsel


When Taleen Babayan’s interview with Ece Temelkuran, the author of Deep Mountain, first began circulating in a somewhat scholarly context, I took a deep breath, or sigh, and said “pass.” But it came back to haunt me.

My immediate readings then and now might touch as many nerves in others as Temelkuran’s own comments touched in me, but so be it for the moment. There will surely come a time when Turkey will graduate from producing books that speak on Armenians’ behalf or reduce them to the usual stereotypes—when the formula “good will + supposed hard work + good connections = (surprise!) success story” will no longer carry the day. On that utopian day, self-proclaimed pioneers will finally stop telling us that, thanks to their “ground breaking” (read: briskly selling) book, the Turkish people has at last faced up to a vital problem and learned how to cope with it for the very first time.

Or are we readers doomed to pick the very same card from the deck every single time?

read more »

May 10, 2011

Soykırımın ekonomi politiği

by Azad Alik

ALBATROS

Ragıp Zarakolu

Armenian Weekly’de Uğur Üngör’ün “Müsadere ve Kolonizasyon: Jön Türklerin Ermeni Mülklerini Ele Geçirmesi” başlıklı önemli bir yazısı çıktı. Gerçekten de Türk burjuvazisinin ilkel birikim sürecine öncülük eden, Anadolu’daki tefeci bezirganlık, mütegallibe ve ağalığın derin kökleri 1915 ve sonrası politikalara dayanıyor. Geçenlerde Erol Özkoray da, soykırım inkarcılığının derin köklerine işaret etti.
15 Haziran 1915’te Kayseri’de halka açık yerlere asılan resmi duyuru’da şöyle deniyordu: “Bütün eşyalarınızı bırakın —mobilya, yatak yorgan, donanım. Dükkan ve işyerlerinizi kapatıp kilitleyin. Kaplarınız mühürlenecektir. Dönünce her şeyi geri alacaksınız. Mülklerinizi ya da değerli eşyalarınız satmayın. Alıcı ve satıcılar aynı şekilde cezalandırılacaktır. Paranızı yurtdışındaki bir akrabanız adına bankaya yatırın.Hayvanlarınız dâhil, sahip olduğunuz her şeyin listesini yapıp görevlilere teslim edin ki sonradan döndüğünüzde geri alabilesiniz. Buültimatomun gereklerini on gün içinde yerine getirmelisiniz .”

read more »

May 10, 2011

İHD, Genel Kurmay Başkanlığı aleyhinde suç duyurusunda bulunacak

by Azad Alik

İHD İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri, Sevak Şahin Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili 12 Mayıs Perşembe günü, Genel Kurmay Başkanlığı aleyhinde suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Açıklamada “Askerliğini yapmakta olan bir gencin diğer bir askerin silahından çıkan kurşunla öldürülmesinde, bunun için uygun koşulların doğmasına izin verdikleri için, Sevak Şahin Balıkçı’nın üstleri de sorumludur” denildi.

read more »

May 9, 2011

A New Study from the Gomidas Institute: “Talaat Pasha’s Report on the Armenian Genocide, 1917”

by Azad Alik


In 2008 Murat Bardakci, the Turkish journalist and historian, published a facsimile of a report on Ottoman Armenians from Talaat Pasha’s private archives. The report had been given to Bardakci by Talaat’s widow in 1982. In his own presentation of the untitled and undated report, Bardakci acknowledged that the materials he was presenting were open to interpretation. He called the report “A General Account of the Armenian Population after the Population Transfer [Tehcir] (possibly 1915-1916).”[1] Bardakci’s work was somewhat derided by Turkish nationalist historians and generally ignored by others.[2]

A more recent study re-examined Talaat’s report using Ottoman records for a completely different interpretation. The new study identified sufficient evidence that Talaat’s report was based on a special survey he had ordered in February 1917 and it produced some of the reports that appear to have been produced after the survey was ordered. These reports, from the Turkish archives, showed identical or near identical statistics to Talaat’s report.

read more »

May 9, 2011

Şehmus Diken’in yeni kitabı: Gittiler İşte

by Azad Alik

Gazeteci yazar, halen Diyarbakır Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevini yürüten Şehmus Diken’in, denemeleri  Gittiler İşte başlığıyla  Aras Yayıncılık’tan çıktı.

İstanbul’a tedavi için gitmeden önce, kilisenin avlusundaki müştemilat bölümünde bir başına ve yapayalnız anılarıyla yaşayan son Ermeni Anto Dayı ipten kuşağıyla beline bağlı şalvarının cebinde taşırdı damı çökmüş kilisenin kapısının Miteloğlu anahtarından kilidini. Bir ritüel gibiydi kapının kilidini açışı. Gidip gelen hafızasıyla sürekli yinelerdi: “Gittiler işte, hepsi gitti, bir tek ben kaldım geriye. Sahibi de, bekçisi de benim bu kilisenin.” (Gittiler İşte, s. 34)

May 9, 2011

Yokluk üzerinden görünür olmak: Türkiye’de başörtülü kadınlar

by ozge genc

Laiklik ve dindarlık ekseni Türkiye siyasetini ve toplumunu anlamayı mümkün kılan en temel bakış açısı olarak yerleşti. Laiklik ve dindarlık üzerinden kurulan ikili karşıtlık, siyasi ve toplumsal resmin tamamını anlamayı mümkün kılmasa da pek çok akademisyen, kanaat önderi ve siyasi aktörün sürdürdüğü ve bu yolla her defasında yeniden yapılandırdığı bir araç haline geldi. Ancak bir aradayken var olabilen ve birbirini karşılıklı olarak yapılandıran bu iki pozisyon Türkiye’de siyaseti çıkmaza sokmakla kalmıyor; demokratikleşmenin önünde önemli bir engel teşkil ediyor ve toplum içerisinde uzlaşılması çok zor ayrılıklara yol açıyor. 

read more »

May 9, 2011

Yıldırım Türker: Asker Sevag’a ne oldu?

by Azad Alik

Bir gencin daha ölüsü geldi asker ocağından. Ve biz onun da ölümünün ardındaki gerçekler üstüne hiçbir zaman aydınlatılmayacağız.
Sevag Balıkçı’nın bir kaza sonucu, üstelik yakın arkadaşı tarafından vurulmuş olduğu bilgisiyle yetinmek zorundayız.
Aksi, TSK’nın geleneğinde yok. TSK, halka malumat değil, talimat verir. Biliriz.
Bir Ermeni gencin, 24 Nisan günü kaza sonucu hayatını kaybettiği hikâyesi, resmi devlet ideolojisinin 24 Nisan 1915’te başlatılmış olan Ermeni soykırımı hakkındaki gözükara inkâr politikasını unutarak inanabileceğimiz bir şey değil elbet.

Devamı için bkz: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1048713&Yazar=YILDIRIM+T%DCRKER&Date=09.05.2011&CategoryID=97

May 8, 2011

A peace to be won*

by Azad Alik

 Hans – Lukas Kieser

A book title like The Missed Peace, as I had entitled my book eleven years ago, inevitably raises the question about a peace to be won.

In this talk, dear audience, I would like to say a few words on the sources, topics and the human rights perspective of The Missed Peace, and first on how I came to write it.

While studying history in Basel in the 1980s, I was confronted with unrest in Turkey at the time because I met refugees of my own age who had fled the military junta of 1980, not a few of whom had been tortured. More generally, I met a number of migrant families who had fled situations devoid of prospects for the future in eastern Anatolia and elsewhere.

read more »

May 7, 2011

Ermeniler Varujan Köseyan’a tarihlerini borçludur

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

AGOS, 786

Varujan Köseyan’ı çocukluk yıllarımdan beri tanıyordum. Elinde fotoğraf makinesi, uzun saçları, büyük gözlükleriyle Kınalı Kampı’nın bir faaliyetinde karşılaştığımızı hatırlıyorum. Sonra da hep karşılaştık. Ama onunla dostluğumuz son iki yılda gelişti. Doktora çalışmamın arşiv araştırmasını yapmak için danışmaya gitmiştim hastanedeki odasına. Oturacak yer yoktu. Yatağının bir tarafı olduğu gibi yazılar, kitaplar, dosyalarla doluydu. Yatmak için kendine biraz yer açmıştı ama yatağın asıl sahibi kendisi değildi. Tuvalete doğru giden kısa ve dar bir arayı sağlı sollu günlük Ermenice gazetelerle doldurmuştu. Düşerse, bu Ermenice gazeteler kendisini koruyacaktı… Şaşırtıcı bir pratik zekaya ve hafızaya sahipti. Konuşurken de her şeyi söylemeden söylemenin ustasıydı. Yaz aylarında her gün çalışmaya gittiğim için, neredeyse her gün görüşüyorduk. Bu görüşmelerden birinde, ona kendi hayatını sormaya başladığımda, başlarda onun hayatının kimseyi ilgilendirmeyeceğini söyleyerek ayak diredi. Sonra sonra, anlatmaya karar verdi. Kimseye öyle doğrudan güvenecek göz yoktu onda. Zaman lâzımdı. Bir süre sonra birbirimize alıştık. Ben onun yalnızlığını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını anlamaya, o da benim toyluğumu, Cumhuriyet tarihiyle bir olan hayatının ortasına düşmüşken kendimi bulduğum acemiliği hoşgörüyle karşıladı.  Ve konuşmaya karar verdi. Konuşmak, anlatmak istiyordu, neler yaşamış olduğu bilinsin istiyordu.

read more »

May 6, 2011

IHD’nin Sevak Şahin Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili yaptığı basın açıklaması

by Azad Alik

Sevak Şahin Balıkçı, askerlik yapığı Batman’ın Kozlu ilçesine bağlı Gümüşgörgü Jandarma karakolunda 24 Nisan 2011’de vurularak öldürüldü.Ailesine “en yakın arkadaşıyla şakalaşırken kaza kurşunuyla” vurularak hayatını kaybettiği bildirildi.Ancak açıklamalar çelişkiliydi. Sonradan Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre  Sevak çit ören grupta yer alırken, “badi”si tel örgü yapanların başında nöbet tutuyordu. “Badi”nin silahının ateş alması sonucu Sevak karın bölgesine isabet eden bir kurşunla hayatını kaybemişti.

Oysa Balıkçı ailesinin Avukatı Cem Halavurt, olay yerinde yaptığı inceleme ve görüşmelerinin ardından, Sevak’ı vuran askerin üstlerinin silahını doldurması emrini vermeleri için geçerli bir nedenin olmadığını açıkladı. Zaten daha önce Sevak’ın sözlüsü,  olayın kaza olduğuna inanmadığını, karakolda  50 lira çalındığını, suçun Sevak’ın üzerine atıldığını, bir uzman çavuşun Sevak’ı dövdüğünü, Sevak’ın bu olaya ilişkin komutanlarına bir şikayet dilekçesi verdiğini, baskı üzerine dilekçesini geri çekmek zorunda kaldığını, birliğindeki ülkücüler tarafından rahatsız edildiğini anlatıyor.  Sözlüsü Sevak’ın bu bilgileri kendisiyle paylaştığını, kendisinin de, terhisine az bir zaman kalmışken olayın üstüne gitmemesini söylediğini aktarıyor. Bu bilgiler basında yer aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yalanladı.

read more »