Archive for ‘Intellectuals’

January 17, 2014

The Good White Folks of the Academy*

by Azad Alik
A scene from "12 Years a Slave." From left: Lupita Nyongo, Michael Fassbender and Chiwetel Ejiofor (http://goo.gl/w5cijB)

A scene from “12 Years a Slave.” From left: Lupita Nyongo, Michael Fassbender and Chiwetel Ejiofor (http://goo.gl/w5cijB)

Willie Osterweil

The Academy Awards have made progress in terms of racial representation. This year a film about slavery is the clear front-runner in many of the major categories, and if “12 Years a Slave” or “Gravity” wins best picture, it would be the first time a movie by a nonwhite director takes the prize. It’s also possible that Lee Daniels (“The Butler”) could join Steve McQueen (“12 Years”) and Alfonso Cuaron (“Gravity”) to make best director a majority-minority category for the first time ever.

read more »

August 3, 2013

Karl Popper’in Askerleriyiz*

by Onur Yavuz

Ateş, Su, Toprak, Anket**

Yazının bu ikinci bölümünde Konda, Metropoll ve Ipsos’un Gezi Parkı eylemleri ve bunların ulusal siyasete izdüşümüne ilişkin yaptıkları araştırmaları ele alacağız. İlk yazıda da bahsettiğimiz üzere, bu araştırmaların hepsinde az ya da çok değişmekle birlikte ciddi metodoloji ve raporlama hataları, eksikleri bulunuyor. “Tüm bunların en iyi ihtimalle hiçbir şey, en kötü ihtimalle ise manipülatif yanlış bulgular anlatarak kamuoyunda “uzman” araştırmalar olarak kabul görmesi ve bu şekilde halkın siyasi olayları yorumlamasına doğrudan etki etmesi ise işin en üzücü kısmı.” diyerek ilk yazının sonunda, bu araştırmaları detaylı ve herkesin anlayabileceği şekilde eleştirmeye karar verme motivasyonumuzu ifade etmiştik. Buna mukabil bu ikinci yazıya başlamadan önce ilk yazıya, özel veya genel kanallardan gelen bazı tepkileri paylaşmak ve bunlara dair kısa birkaç çift söz etmeyi uygun buluyoruz.

read more »

July 19, 2013

Kahrolsun BAĞZI Veriler*

by Onur Yavuz

,onur5Editörlerden Not: Önümüzdeki aylarda hem Gezi sürecinin kendisi hem de üzerine yazılanlarla ilgili çeşitli konuları kapsayan bir dizi yazı yayımlayacağız. Onur Yavuz’un yazdığı eleştirel seri bunların ilki.

Onur Yavuz**

İnşallah Gencim ve Galiba Özgürlükçüyüm

31 Mayıs günü başlayan ve Haziran sonu itibariyle yer yer format değiştirerek devam eden kitle protesto gösterilerine dair bugüne dek çeşitli „istatistiksel“ araştırmalar yayınlandı. Öne çıkanlar arasında KONDA, İpsos ve Metropoll gibi özel sosyal araştırma şirketlerince yapılan anketlerin yanı sıra Bilgi Üniversitesi Yayınları etiketiyle çıkan keşifsel akademik çalışma „Gencim, Özgürlükçüyüm, Ne İstiyorum?“ da var. Bu çalışmaların hepsinde çeşitli ve büyük yanılsamalara yol açacak sorunlar göze çarpıyor.

read more »

April 6, 2013

Torosyan Tartışmaları: Biten Nedir?*

by Azad Alik

Taner Akçam**

Tartışılan konuları itibarıyla Torosyan tartışmalarının T24’de yayınlanan yazımla birlikte bitmiş olduğunu kabul etmek gerekir (http://t24.com.tr/haber/yuzbasi-torosyan-tartismalari-ya-da-suskunlugun-sessiz-anlasmasi/224224). Açıkça göstermiş bulunuyorum ki, Sarkis Torosyan adlı bir Ermeni subayı mevcuttur ve Osmanlı Ordusu’nda savaşmıştır. Anıları, abartılı veya bazı yanlış bilgiler içeriyor olsa da Torosyan’ın anlattığı kendi hayat hikayesidir.

Tartışmanın birinci evresinden geriye tek bir sorun kalmış gözüküyor. Hakan Erdem, Halil Berktay’a yazdığı bir notta Torosyan’a ait yayınladığım bir belge ile ilgili kuşkularını dile getirmiş. (http://www.taraf.com.tr/halil-berktay/makale-hakan-erdem-den-bir-aciklama-ve-yorumum.htm) İlgili belge, Torosyan’ın 1942 yılına ait askerlik yoklama ve sağlık raporudur. Ben, Hakan Erdem’in Torosyan’a ait zannederek yanlış bir belgeyi “talihsizlik eseri” yayınladığını iddia etmiş ve “doğru belge budur”, diyerek başka bir belge yayınlamıştım. Meselenin önemi şurada ki, benim yayınladığım belgede, “başın sol tarafında yara izi” (scar on left side of head) ifadesi bulunmaktadır. Torosyan, anılarında 1916 Kasımında Romanya’da başının sol tarafından yaralandığını söylemektedir.

read more »

February 27, 2013

Editörlere Mektup: Bir Beyaz Türk’ün “Ermeni Diasporası”yla İmtihanı

by BillyUrfe

Sırrı Sakık’ın geçtiğimiz ay gündemi ve kamuoyunu meşgul eden nevi şahsına münhasır özrünü takiben Azad Alik blog’unda yayımlanan “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz Gibi Değil’” başlıklı yazı bu özrü ve genel olarak kamusal alanda dilenen benzer özürlerin nasılını nicesini mercek altına alıyordu. Aynı mecrada daha önce yayımlanmış olan ve Ermeniler, Kürtler, Aleviler gibi toplumsal grupların Türkiye’deki statüko ile çatışmasını insan hakları perspektifinden değerlendiren diğer eleştirel yazılar zaman içerisinde yakın tarihli kişisel bir özür deneyimimin hazırlayıcı altyapısını oluşturmuşken, bu son yazı yabana atılmayacak fikir ve önerileriyle bana bu deneyimimin sağlamasını yapma imkânı verdi.

Bu yazıda bu özrümün özünü teşkil eden kişisel bir hikâyeden, spesifik olarak Ermeni Diasporasından birisi ile birkaç yıl öncesine tarihlenen ilişkimden söz edeceğim ve biraz itiraflarda bulunacağım. İtiraf kültürü pek gelişmemiş ve itirafın bir acizlik göstergesi olarak algılandığı, güya kusur işlemeyenlerin ve özrü kabahatinden büyük olanların ülkesinde bu yazıyı yazmak başta beni düşündürse de sonra feminizmin o meşhur “Kişisel olan politiktir” düsturunu kerteriz alarak anlatmaya karar verdim. Kim bilir, belki bu öyküde kendinden de bir şeyler bulan okuyucular çıkar.

read more »

January 21, 2013

We Are All Oxymorons!

by Ayda Erbal

Seeing Hrant’s lifeless body on a very familiar sidewalk in Istanbul prompted nightmares that every member of the Armenian community in Turkey consciously or unconsciously suppresses for the sake of sanity. For we are the best pretenders in a sea of millions of other pretenders. What unites all of us as Turkish citizens, apart from language, culture, etc. is our pretending. If I may argue, the most revolutionary quote of Mr. Orhan Pamuk regarding the realities of Turkish society is, indeed, not the one that he uttered during his interview with the Swiss magazine Das Bild. As a matter of fact, one of his main protagonists in The Black Book confesses hopelessly: “Nobody can be himself in this country… In the country of the defeated and the sheepish, to exist means to be somebody else.”[1]

read more »

December 27, 2012

Mütemadi iç mihraklar / Alevilik Üzerine Notlar 2

by AD

“hatıraları bile kalmasın diye mezar taşlarının yazılarını dahi silmişti .“ (Yeritsyan)

Fotoğraf eleştirmeni Susan Sontag “kollektif hafıza denilen şey hatırlatıcı değil koşullandırıcı bir olgudur” (Sontag 2005) der. Bugün Türkiye’de Diyarbakır cezaevinin akibetinden, Madımak Oteline, geçmişin simgesel yüküyle yüklü bütün önemli gün, yer vb unsurlar bu kollektif hafızanın toplumu nasıl koşullandıracağı hesabı üzerinden düzenlenmeye çalışılmaktadır. Hitler sonrası Almanya’sına bakıldığında Nazizm bağlantılı, bina, sokak isimlerinin değiştirildiği, heykel, amblem, anıtların kaldırıldığını görürüz (ushmm 2012). Irçılıkla etkin ve aktif bir mücadele sürdürülmüş, toplama kampları korunmuş ve bu kamplara Nazizmin felaketini gözleriyle görmeleri için Alman halkının ziyareti sağlanmıştır. Öte yandan Türkiye’de 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü Madımak otelinin alt katı, Alevi örgütlerinin tüm baskılarına rağmen, kebapçı dükkanı olarak 2009 Ekimine kadar faaliyetini sürdürmüştür.

read more »

December 26, 2012

Ayrıcalıklı “Devrimciler”![1]

by BillyUrfe

Bilindiği gibi 18 Aralık 2012 Salı günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekilerin Göktürk-2 uydusunun Çin’den fırlatılmasını canlı yayında izlemek üzere Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) yerleşkesindeki TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nü ziyareti sırasında öğrenciler ve emniyet güçleri arasında çatışma çıktı. Polis üç binin üzerinde çevik kuvvet ekibi ve sekiz Toplumsal Müdahale Aracı (TOMA) ile hazır ve nazırdı. Sol/liberal eğilimli basın, sonrasında televizyonda ilk kimin başlattığı tartışılacak olan olaylarda ezici biçimde üstün bir güç olarak polisin sert bir şekilde müdahale ettiğini ve çatışmanın çevreyi de etkileyerek akşam saatlerine kadar sürdüğünü yazdı. Yaralanan ve hastaneye kaldırılan eylemciler vardı. Polis aynı gün ve takip eden birkaç gün içinde onu aşkın öğrenciyi gözaltına aldı ve ev baskınları düzenledi.

read more »

December 4, 2012

Koyma Ötekilik, Oyma Ötekilik

by Burcu Gürsel

DSC_4050-MR-Braille

 

Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık, Dünya Engelliler Günü’ne iki gün kala yayımladığı “Hem Topal Hem Sağır!” başlıklı yazısında bu kelimeleri adet olduğu üzere mecazi anlamlarıyla kullanmış. Burada meselemiz, siyaseten doğruluk adına bireylerin kimliklerine dair sayılabilecek bir takım özelliklerin mecaz hatta espri öğesi yapılmasını denetlemek değil. Asıl sorun, bir yazının nasıl olup tam da canevine koyduğu konunun fersah fersah uzağına düşebildiğidir. Zira Sağlık’ın ilk cümlesinde “Galiba mesele tam da bu…” diyerek ilan ettiği konu “ötekilik.”  Sağlık’ın yazısında geçen, İshak Alaton ve Hayrünnisa Gül’ün diyaloğundan çıkarılan hisse, Türkiye’de “öteki” olma hallerinin çeşitliliği: “Öteki olmak için sebep çok. İlla azınlık olmanız gerekmiyor. Azınlıksanız hepten yandınız. Ama çoğunluk olmak da otomatik olarak kurtarmıyor!  . . .  Alaton haklı: ‘Bu memlekette herkes öteki.’” Bunun acısının görece güç ve iktidar mevkilerine ulaşan bireyler tarafından dahi hissedildiğini vurgulayan Sağlık, grupların iletişim kurarak dayanışma yapmak yerine birbirlerine sırt çevirdiğinden dem vuruyor. 

read more »

September 17, 2012

Bir Anayasal Hak Olarak “Hakikati Öğrenme Hakkı” Bir Anayasal Mesele Olarak “İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım”*

by Azad Alik

Levent Köker**

Yeni anayasa metni üzerindeki çalışmaların başlamasıyla birlikte siyasî partilerin hak ve özgürlükler ile ilgili önerileri de daha net bir biçimde kamuoyunda duyulmaya ve tartışılmaya başlandı. Anayasaların en hayatî önem taşıyan bölümlerinin başında gelen hak ve özgürlükler ile ilgili öneriler arasında dikkat çekici olanlardan biri de BDP’nin “hakikati öğrenme hakkı” önerisi. Buna göre: “Herkesin hakikate ulaşma, ülkenin tarihsel geçmişiyle ilgili gerçek bilgilere erişme, devlet arşivi dahil bu geçmişe ilişkin belge ve bilgilerin açıklanmasını isteme hakkı vardır. Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez.”[1]

read more »