Archive for ‘Diaspora Literature’

September 21, 2015

Az Tekrar, Çok Fark: Şerhh’in 1915 Dosyası*

by Azad Alik

Lernakapak

[Editörlerin Notu: Ermeni Soykırımı ile ilgili resmi tarih anlayışında çatlaklar oluşmaya başladığı 90lı yılların başından itibaren 1915 hakkında konuşuyor olmanın kendisi, sağ ve sol liberal çevreler arasında içerik ve biçimden bağımsız olarak olumlu bir gelişme olarak kodlandı. Yirmi yılı aşkın bu süre zarfında 1915 hakkında konuşmayı ve yazmayı sınırlayıcı ya da sansürleyici güç, çokça devletle, devletin inkar politikasıyla ilişkili olarak düşünüldü.  Dolayısıyla gerek etnisitelerarası gerekse anaakım çoğunluk aydınlar ve azınlıklar arasındaki güç ilişkileri, bu ilişkilerin üzerine inşa edilen asimetrik gramer üzerine konuşmak, yani sahiden 1915’i şimdiki zamanda konuşmak çok da mümkün olmadı. Bunların “nasıl”ını konuşamamanın devletten kaynaklı nedenleri olmakla birlikte sivil toplum aktörleri ve kanaat önderlerinden kaynaklı zorlukları da vardı. Azad Alik editörleri olarak “1915’i konuşmak ama nasıl?” sorusuna yanıt aramayı da önemli bulduğumuz için soykırımın 100. yıldönümü özel sayı ve yayınlarının içeriğine bakmayı ve üretilmiş metinlerle fikri takibe ve diyaloğa girmeyi uygun gördük. Bu vesileyle Nisan ayından bu yana eski ve yeni yazarlarımızla kolektif bir şekilde organize ettiğimiz uzun soluklu diziye Lerna Yanık’ın Şerhh Şiir ve Edebiyat Dergisi 100. Yıl özel sayısının eleştirisiyle devam ediyoruz. Dizinin ilk üç yazısına, şuradan , şuradan ve şuradan ulaşılabilir.]

Lerna Yanık**

Bu yazının amacı Şerhh şiir ve eleştiri dergisinin 2015/1 sayısında Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı nedeniyle çıkan yazıların kısa bir özetini yapmaktır. Öncellikle Şerhh dergisinin bu konuyla ilgili olarak Eren Barış editörlüğünde “100 Yıllık Adaletsizlik ve Kayıtsızlık: 1915 Ermeni Soykırımı” alt başlığıyla özel bir dosya yaptığını belirterek başlamakta fayda var. Eren Barış’ın kısa bir önsözüyle (s. 83) başlayan bu özel dosyada sırasıyla Hakan Topal, Zeynep Direk, Murat Cankara, Ayda Erbal-Talin Suciyan, Mehmet Fatih Uslu, ve Tuma Çelik’in yazıları bulunuyor. Dosyadaki bu yazılara ek olarak 1918’de Ahmet Haşim’in Halide Edib’e ve 1966’da Cemal Süreya’nın Turgut Uyar’a yazdığı mektuplarla, Yücel Göktürk’ün 2004 yılında Hrant Dink’le gerçekleştirdiği bir söyleşi ve 24 Nisan 1915’te İstanbul’da tutuklanan Ermeni aydınlarının bir listesi de var. Dosyaya ayrıca 152. ve 153. sayfalarda Dersim’deki Halvori Manastırı’nın kalıntılarının (tarihi belirtilmeyen) resimleri de eklenmiş. Aynı şekilde Hakan Topal’ın yazısına üzerlerinde “Ermeni Mültecileri” ibaresi bulunan (tahminen 1915’’lere ait) üç eski resim eşlik ediyor (s. 84, 88, 91).

“Anadolu’ya Karşı: Dostluk ve Kalıntı” başlıklı yazısında (s. 85-91) Hakan Topal egemenlerin “bu toprakların muhtaç olduğu adaleti neden reddettiği” (s.85) sorusuna Ermeni Soykırımı’nı saran ve adalet arayışını daha zor hale getiren öğeleri listeleyerek. cevap aramaktadır (s. 85).

read more »

February 27, 2013

Editörlere Mektup: Bir Beyaz Türk’ün “Ermeni Diasporası”yla İmtihanı

by Görkem Daşkan

Sırrı Sakık’ın geçtiğimiz ay gündemi ve kamuoyunu meşgul eden nevi şahsına münhasır özrünü takiben Azad Alik blog’unda yayımlanan “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz Gibi Değil’” başlıklı yazı bu özrü ve genel olarak kamusal alanda dilenen benzer özürlerin nasılını nicesini mercek altına alıyordu. Aynı mecrada daha önce yayımlanmış olan ve Ermeniler, Kürtler, Aleviler gibi toplumsal grupların Türkiye’deki statüko ile çatışmasını insan hakları perspektifinden değerlendiren diğer eleştirel yazılar zaman içerisinde yakın tarihli kişisel bir özür deneyimimin hazırlayıcı altyapısını oluşturmuşken, bu son yazı yabana atılmayacak fikir ve önerileriyle bana bu deneyimimin sağlamasını yapma imkânı verdi.

Bu yazıda bu özrümün özünü teşkil eden kişisel bir hikâyeden, spesifik olarak Ermeni Diasporasından birisi ile birkaç yıl öncesine tarihlenen ilişkimden söz edeceğim ve biraz itiraflarda bulunacağım. İtiraf kültürü pek gelişmemiş ve itirafın bir acizlik göstergesi olarak algılandığı, güya kusur işlemeyenlerin ve özrü kabahatinden büyük olanların ülkesinde bu yazıyı yazmak başta beni düşündürse de sonra feminizmin o meşhur “Kişisel olan politiktir” düsturunu kerteriz alarak anlatmaya karar verdim. Kim bilir, belki bu öyküde kendinden de bir şeyler bulan okuyucular çıkar.

read more »

May 16, 2011

Զապէլ Եսայեանի գիւտը

by Azad Alik

Խմբանկար քաշուած Պաքուի մէջ, 1916 Մարտին, Զապէլ Եսայեանի մէկ դասախօսութենէն ետք: Նստած ները, ձախէն աջ՝ Եղիշէ Քհնյ. Գեղամեանց, բանաստեղծ Յովհաննէս Յովհաննիսեան, Զապէլ Եսայեան, Աստուածատուր Վաչեանց (մահացած Փարիզ, 1963ին) եւ Տիգրան Յովհաննիսեան: Ոտքի, ձախէն աջ՝ Մխիթար Տէր Անդրէասեան եւ Տիկին Սառա Տաղեան:

ՎԱՐԴԱՆ ՄԱՏԹԷՈՍԵԱՆ

ՆՈՐ  ՅԱՌԱՋ – Չէ՞ պատահած ձեզի, որ Երեւանի մէջ թաքսի նստիք եւ վերջին քսան տարիներուն անունը փոխած փողոց մը յուշէք վարորդին։ Եթէ Կենտրոն թաղամասէն դուրս կ՚երթաք, պատրաստ եղէք կա՛մ ուղղութիւնը դուք տալու եւ կամ, հակառակ պարագային, հին անունը ձեր միտքը պահելու։ Յաճախ պատահած է ինծի, որ Երրորդ մաս ուզեմ երթալ եւ Մանանդեանի փողոցին անունը տամ։ Քանի որ տարիներու սովորութեամբ արդէն ճամբան սորվեր եմ, միշտ առաջին տարբերակը կ՚ընտրեմ։ Նախընտրելի է ատիկա, քան յիշողութեան մէջ արթնցնել խորհրդային «Թելմանի փողոց» անունը, որ կը բխի գերմանացի համայնավար ղեկավար Էռնստ Թելմանէն (1886-1944), որուն գլխաւոր արժանիքը, դատելով «Հայկական Սովետական Հանրագիտարան»ի յօդուածէն, նացիներէն Պիւխէնվալտ նետուած ու հոն սպաննուած ըլլալն է։

http://armeniaca-haygagank.blogspot.com/2011/05/blog-post_15.html?utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+Armeniaca-+%28ARMENIACA+-+ՀԱՅԿԱԿԱՆՔ%29

Յ.Գ. Հատուկ շնորհակալութիւն կը յայտնենք Նոր Յառաջի խմբագիրներուն այս նկարի գաղտիքը բացայայտելու եւ նկարի մէջ գտնուողներուն անունները գտնելու համար։Ազատ Ալիք

%d bloggers like this: