Archive for ‘Turkish History’

March 3, 2014

Liberté d’Expression (Art. 10 CEDH) : Le Négationnisme, Prisme Révélateur du Dilemme Européen Face à la Lutte Contre l’Extrémisme*

by Azad Alik

[Les Éditeurs d’Azad Alik remercient Nicolas Hervieu et les Éditeurs de RevDH d’avoir permis la publication de la traduction en turc et du texte en version originale.]

Nicolas Hervieu

Alors que résonnent encore en France les fracas hystérisés de l’affaire Dieudonné, les regards se tournent naturellement vers la Cour européenne des droits de l’homme au lendemain des décisions rendues en référé par le Conseil d’Etat pour avaliser l’interdiction de spectacles. Dans ce contexte enflammé, la jurisprudence européenne a souvent été convoquée pour affirmer que la liberté d’expression serait sublimée à Strasbourg là où elle est limitée à Paris. En ce sens, un récent arrêt Perinçek c. Suisse en date du 17 décembre 2013 a été évoqué dans le débat public français. Dans cette affaire, la Cour a certes condamné la Suisse pour avoir sanctionné pénalement des propos contestant le génocide arménien.

read more »

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
January 10, 2014

İnkar ve Devlet: Katı Olan Her Şey Buharlaşmıyor*

by Eren Barış

“Editörlerin notu: Eren Barış’ın Freie Universität Berlin öğretim görevlilerinden Bilgin Ayata‘yla yaptığı ve daha önce Express dergisinin 139. sayısında yayımlanmış söyleşiyi KCK eşbaşkanı Bese Hozat’ın açıklamalarıyla oluşan gündeme ilişkin tarihsel / siyasi altyapı olması nedeniyle yeniden yayımlıyoruz. Söyleşi aynı zamanda kısa bir ara verdiğimiz Gezi yazılarına bir geri dönüş niteliğinde.”

Türkiye’nin barış süreciyle başlayan, Gezi Parkı direnişiyle devam eden ve Suriye kriziyle derinleşen ağır gündemi arasında bir durum değerlendirmesi yapmak farz oldu. Ortadoğu ve Türkiye’deki kırılmalar, demokrasi fikrinin de yeniden tartışılmasına yol açtı.

read more »

September 5, 2013

Kaç Çocuk Hibe Etmeli?[1]

by Azad Alik

Volkan Çakır[2]

2012 Aralık ayının son günlerinde NTV/Star’da ortak yayımlanan programda Başbakan Erdoğan gündem oluşturmak için konulara bilerek polemik bir açı ile yaklaştığını itiraf etti.[3] Bu gündem oluşturmalar çerçevesinde, özellikle 2007’den beri hem Başbakan hem de Hükümet üyeleri düzenli olarak kadınların kaç çocuk doğurmaları konusunda öneride bulundu. Kamuoyunun bir kısmı bu söylemi insanların özel hayat ihlali olarak gördü. Bir açıdan doğru görünen bu tepki, konuyu kamu önünde tartışmamıza engel olmamalı. Doğurganlık konusu en nihayetinde insanların yatak odasını tartışmaktır ve polemiğe açıktır.

read more »

May 28, 2013

Hatay İçin Henüz Vakit Varken*

by Azad Alik

Hale Akay & Ayda Erbal**

Yirminci yüzyıl öncekilerden farklı olarak yaşanan savaşlar ve soykırımlar sonucunda sivil ölümlerinin asker ölümlerini oldukça geride bıraktığı bir dönem oldu. 1990’lı ve 2000’li yılların büyük bölümünde dünyada birçok farklı bölgede silahlı iç savaşlara, etnik çatışmalara ve bunların sonuçlarına tanıklık ettik. Yaşananlar mevcut güvenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesiyle birlikte, odağına bireyleri ve cemaatleri/toplulukları alan yaklaşımların öne çıktığı bir bilgi ve deneyim havuzu oluşturulmasına yol açtı. Bu süreç içerisinde çatışmaların engellenmesi ile çatışma sonrası yeniden yapılanma/rehabilitasyon hakkındaki literatür günümüzde artık devlet kurumları ve siyaset yapıcılar kadar, sivil aktörlerin de kullanabileceği vakıa analizleri, teorik tartışmalar ve uygulamaya yönelik kılavuzlar sunmaktadır. Bu yazıda son dönemde Hatay’da yaşananlar bu literatür üzerinden değerlendirilmekte ve çatışmaların engellenmesi hakkındaki literatür üzerinden bir durum analizi yapılmaya çalışılmaktadır.

read more »

April 6, 2013

Torosyan Tartışmaları: Biten Nedir?*

by Azad Alik

Taner Akçam**

Tartışılan konuları itibarıyla Torosyan tartışmalarının T24’de yayınlanan yazımla birlikte bitmiş olduğunu kabul etmek gerekir (http://t24.com.tr/haber/yuzbasi-torosyan-tartismalari-ya-da-suskunlugun-sessiz-anlasmasi/224224). Açıkça göstermiş bulunuyorum ki, Sarkis Torosyan adlı bir Ermeni subayı mevcuttur ve Osmanlı Ordusu’nda savaşmıştır. Anıları, abartılı veya bazı yanlış bilgiler içeriyor olsa da Torosyan’ın anlattığı kendi hayat hikayesidir.

Tartışmanın birinci evresinden geriye tek bir sorun kalmış gözüküyor. Hakan Erdem, Halil Berktay’a yazdığı bir notta Torosyan’a ait yayınladığım bir belge ile ilgili kuşkularını dile getirmiş. (http://www.taraf.com.tr/halil-berktay/makale-hakan-erdem-den-bir-aciklama-ve-yorumum.htm) İlgili belge, Torosyan’ın 1942 yılına ait askerlik yoklama ve sağlık raporudur. Ben, Hakan Erdem’in Torosyan’a ait zannederek yanlış bir belgeyi “talihsizlik eseri” yayınladığını iddia etmiş ve “doğru belge budur”, diyerek başka bir belge yayınlamıştım. Meselenin önemi şurada ki, benim yayınladığım belgede, “başın sol tarafında yara izi” (scar on left side of head) ifadesi bulunmaktadır. Torosyan, anılarında 1916 Kasımında Romanya’da başının sol tarafından yaralandığını söylemektedir.

read more »

March 21, 2013

‘Yeni bir Türkiye’ye Uyanıyoruz’ – Abdullah Öcalan’ın konuşmasının tam metni

by Azad Alik
BF5TYsBCAAAgCgQ.jpg_large

Abdullah Öcalan

Selam olsun bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Newrozu en geniş katılım ve ittifakla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya halklarına…

Selam olsun yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan Newrozu büyük bir coşkuyla ve demokratik bir hoşgörüyle kutlayan kardeş halklara…

Selam olsun demokratik hakları özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun yolcularına…

Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun…

Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç’in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes’in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek’le hısım-akrabadır.

read more »

February 27, 2013

Editörlere Mektup: Bir Beyaz Türk’ün “Ermeni Diasporası”yla İmtihanı

by BillyUrfe

Sırrı Sakık’ın geçtiğimiz ay gündemi ve kamuoyunu meşgul eden nevi şahsına münhasır özrünü takiben Azad Alik blog’unda yayımlanan “Özür Dilemek ‘Bildiğiniz Gibi Değil’” başlıklı yazı bu özrü ve genel olarak kamusal alanda dilenen benzer özürlerin nasılını nicesini mercek altına alıyordu. Aynı mecrada daha önce yayımlanmış olan ve Ermeniler, Kürtler, Aleviler gibi toplumsal grupların Türkiye’deki statüko ile çatışmasını insan hakları perspektifinden değerlendiren diğer eleştirel yazılar zaman içerisinde yakın tarihli kişisel bir özür deneyimimin hazırlayıcı altyapısını oluşturmuşken, bu son yazı yabana atılmayacak fikir ve önerileriyle bana bu deneyimimin sağlamasını yapma imkânı verdi.

Bu yazıda bu özrümün özünü teşkil eden kişisel bir hikâyeden, spesifik olarak Ermeni Diasporasından birisi ile birkaç yıl öncesine tarihlenen ilişkimden söz edeceğim ve biraz itiraflarda bulunacağım. İtiraf kültürü pek gelişmemiş ve itirafın bir acizlik göstergesi olarak algılandığı, güya kusur işlemeyenlerin ve özrü kabahatinden büyük olanların ülkesinde bu yazıyı yazmak başta beni düşündürse de sonra feminizmin o meşhur “Kişisel olan politiktir” düsturunu kerteriz alarak anlatmaya karar verdim. Kim bilir, belki bu öyküde kendinden de bir şeyler bulan okuyucular çıkar.

read more »

February 22, 2013

Yüzbaşı Torosyan Tartışmaları: Ya da Suskunluğun Sessiz Anlaşması*

by Azad Alik

Taner Akçam**

“Geçenlerde Gaba Tepe [Kabatepe]’deki mevzilerimizden birine  yönelik şiddetli bir hücum düzenlendi. [Düşman askerleri] öyle bir gayretle saldırmışlardı ki saldırı sonrasında siperler arasındaki bölge Türk cesetleri ile doldu. Bu düşman tarafından Avustralya ve Yeni Zelanda hattını yarmak yapılmış en cesur girişimdi. Saldıranlardan bazıları Victoria birlikleri tarafından korunan siperlere kadar ulaştılar; fakat bizim askerler bu cesur düşmanın sadece silahlarını ellerinden aldılar. Ve onları esir ettiler. Daha sonra ortaya çıktı ki, saldırı günde ortalama 15 mil [yaklaşık 27 km] yalınayak yürümeye zorlanmış Ermeni [askerler] tarafından yapılmıştı. İstanbul’dan cebri yürüyüşle yola çıkarılmışlar ve üç hafta boyunca çok az yemek yiyerek yürümüşlerdi. [Cepheye] varır varmaz da, [bu] yorgun adamlara hiç bir başarı şanslarının olmadığı [bir hücum emri verilerek] düşmana saldırıya zorlanmışlardı.”[1]

read more »

February 1, 2013

Özür Dilemek “Bildiğiniz Gibi Değil”*

by Ayda Erbal

Ayda Erbal**

Türkiye’nin şimdiye kadar kendi odalarında kendi aralarında konuşup siyaset yapanları bir araya gelip birbirleri hakkında bunca yıldır biriktirip durdukları husumeti ortaya döktükçe kamusal alandaki “özür”ler de çoğaldı. Bir önceki cümlede özür kelimesinin tırnak içinde kullanmamın nedeni, şimdiye kadar, Türkiye’li aydınların Ermeniler’den dilediği “özür”, Başbakan Erdoğan’ın Dersimliler’den dilediği “özür”ü ve BDP Milletvekili Sırrı Sakık’ın bugünkü ve daha önceki “özür”leri dahil kamusal alandaki özürlerin hiçbirinin literatürde geçen özür kriterlerine uymaması. Hatta diyebiliriz ki son yıllarda kamusal alanda özürlerin neredeyse hepsinin ortak noktası, üzerine bir kez daha özür dilenmesi gereken metinler olmaları.

read more »

January 24, 2013

Samatya: “Münferit” mi “Muntazam” mı?

by Azad Alik

Foti Benlisoy*

Samatya’da son bir ay içerisinde bir dizi Ermeni kadının saldırılara maruz kalması bir tesadüf mü, tesadüf olabilir mi? Bunlar (devlet erkânının pek sevdiği tabirle) “münferit” hadiseler mi? Yaşanan saldırılar bir metropolde hayıflanarak da olsa “normal” saymamız gereken vaka-i adiyeden suç olayları mı?

Hikmet-i hükümetin yahut devletin kurucu rasyonelinin gayrimüslim topluluklara karşı işlenmiş büyük suçlara bulaşmış bulunduğu bir ülkede hayır. Bu ülkede bir Ermeniye karşı yapılan bu türden her saldırı, hiç değilse potansiyel olarak bu devlet aklına dayanır, ondan esin alır. Onun “milli” eğitimle, medyayla şuna bunla içselleştirilmiş, popüler kılınmış versiyonlarında moral dayanağını, ideolojik meşrulaştırılmasını bulur.

read more »