September 28, 2011

“Gayrimüslim Mehmetçikler”den Jandarma Er Bedros anlatıyor

by Azad Alik

Birkaç hafta önce Rifat N. Bali’nin  Libra Yayınları’ndan çıkan Gayrimüslim Mehmetçikler: Hatıralar – Tanıklıklar başlıklı kitabı, Cumhuriyet döneminde gayrimüslimlerin askerlik hizmetleriyle ilgili pek çok kaynağı bir araya getiriyor. Kitapta elçilik raporlarına, basın taramalarına, azınlık toplumlarına mensup olanların kendi anlatımlarına ve kanaat önderlerinin görüşlerine yer verilmiş.

Askerliğini Şırnak’ta yapan Jandarma Er Bedros’un anlatımını bu kitaptan alıntılayarak aktarıyoruz. Daha fazla bilgi için bkz: http://www.librakitap.com.tr/content/view/343/219/

“İnternetteyim.

Ellerim titreye titreye bakıyorum ekrana…

Beş ay mı, yoksa oniki ay mı olacak “vatani” görevimin süresi?

Beş ay mı, yoksa beş ayın iki katından iki ay daha mı fazla askerlik yapacağım?

Bir gördüm mü tamamdır sihirli kelimeyi, “Er”i ; nereye düştüğümün hiç önemi yok benim için, “Er” demek 5 ay demek çünkü… Continue reading

August 11, 2011

Kuzguncuk’ta Bostan Korkulukları[i]

by Azad Alik

Derya Özkan

POST EXPRESS  – Amy Mills’in Bellek Sokakları. İstanbul’da Manzaralar, Hoşgörü ve Ulusal Kimlik başlıklı kitabını okumak Kuzguncuk’la ilişkimi geri döndürülemez bir biçimde değiştirdi.[ii] Kuzguncuk’a ilk gidişim 1990’ların başına denk düşer. O sıralar Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olan, çoğunlukla Boğaziçililerin oturduğu mahallelerden (Cihangir ve Hisarüstü) kaçmak için Kuzguncuk’a taşınan ve orada yarı komünal bir hayat sürdüren bir grup arkadaşımı ziyarete gitmiştim. O zamanlar Kuzguncuk mutenalaşma sürecinin daha başlarındaydı; kiralar öğrencilerin ödeyebileceği kadar düşüktü. Kuzguncuk’a yolumun yeniden düştüğü 1998 yılında ise kiralar artık epey yükselmişti. Bu defa Ankara’dan İstanbul’a göçmek üzereydim; İstanbul’da ev ararken Kuzguncuk’ta oturan bir arkadaşımın evinde iki hafta kaldım. Sonra Ortaköy’e taşındım, ama arkadaşımı görmek için Kuzguncuk’a gidip gelmeye devam ettim. O birkaç yıl mahallede epey vakit geçirdim Continue reading

July 30, 2011

Ayran ve Kürtçe’nin Sınırları

by Hale Akay

Aret Gıcır

Hale Akay*

Silvan’da yaşanan çatışma ve kayıplar sonrasında, İstanbul’da, İKSV’nin Caz Festivali kapsamındaki konser sırasında Aynur Doğan’ın başına gelenler ile ayran arasında bir ilişki olacağı hiç aklınıza gelir miydi? Şahsen benim gelmezdi. Lakin Türkiye adını verdiğimiz her daim LSD kafası memlekette ırkçı bir saldırı ile ayran apansız yan yana gelebiliyor, hem de en doğal, en zararsız gözüken biçimde. Murat Sabuncu’nun anlatımıyla şöyle:

İçeri gittiğimde Aynur ayaktaydı. Biz heyecanlı o ise sakindi. Ama tabii üzgün. Bana, ‘Biliyor musunuz, sabah yuhalanacağım içime doğmuştu’ dedi. Bir de son protesto edilen şarkısının adı ‘ayranmış’ (şarkı için buraya tıklayınız). Ve şarkı soğuk ayranın nimetlerini anlatıyormuş. ‘Siyasi hiçbir içerik yoktu, acaba bunu bilseler protesto ederler miydi?’ dedi.”

Aynur’un ilk şokla “ama şarkı ayran hakkındaydı” diyerek şaşkınlığını ifade etmesinde çok eleştirilecek bir şey yok elbet. Hatta Aynur’un mağdur olarak şokun sonrasında da Continue reading

July 26, 2011

Ahmet Kaya Caz Festivali’nde Sahneden İndirildi

by Ayda Erbal

Ayda Erbal* – Özge İspir**

Diyarbakır Silvan’da 1 köyün yakılması ve 13 askerle 7 gerillanın[1] ölümüne sebep olan olayların ertesinde sosyal medyayı oldukça hareketlendiren bir haber geldi: İKSV’nin Caz Festivali kapsamında gerçekleşen “Suyun Kadınları” projesinde Türkiye’yi temsil eden Aynur Doğan üçüncü şarkıya geçtiği sırada seyircilerden birinin “Kürtçe bu” diye bağırmasından sonra yuhalanmış, pet şişe ve minder fırlatılarak sahneden indirilmişti.

Aynur’un sahneden indirilmesine neden olmuş grubun tamamının üçüncü şarkıya kadar niye beklemiş olduklarını bilemiyoruz ancak “Kürtçe bu!” nidasından duruma (dilin Kürtçe olduğuna) ancak üçüncü şarkıda uyanıldığını sanıyoruz. İKSV görevlileriyle yaptığımız yazışmadan da böyle bir izlenim edindik.

Geceye ilişkin ilk şaşırtıcı olan bu dilin Kürtçe olduğuna uyanma halidir: Sıkışıldığı zaman hemen “kardeşlik” söylemlerine başlanan ve kendisini bunca zamandır çoğunlukla umursamamış olsak da, keyfimiz istediği zaman kardeş olmaya zorlanmış bir halkın dilinin tanınmaması veya tesadüfen tanınması.
Continue reading

July 22, 2011

Şairler için Fizik

by Azad Alik

Wiliam Blake, Newton, 1795, Wikipedia Commons

Emre Koyuncu*

Farklı bilimlerin yöntem ve perspektiflerini bir araya getiren yaklaşımlar revaçta. Çoğu zaman somut koşulları oluşturacak altyapıdan yoksun olsalar dahi üniversitelerin de değişik bakış açılarını harekete geçiren çalışmaları övdüğünü gözlemliyoruz. Disiplinlerarası çalışmalar, muhakkak ki disiplinler arasındaki sınırların bulanıklaşması ya da bu sınırlar üzerinde oyuklar açılması anlamına geliyor. Ne var ki böyle bir çalışma biçimi, araştırmalar açısından asla çarpıcılığın ya da öncülüğün garantisi olarak görülmemeli. Aslında bir anlamda bunun neredeyse tersi bir anlayış da etkinliğini koruyor. Continue reading

July 5, 2011

Istanbul diyaspora mıdır, değil midir?

by Azad Alik

Vartan Matiossian

Nor Haratch (Paris) – Ermenistan’ın Diyaspora Bakanı Hranuş Hagopyan’ın İstanbul ziyaretinde bir bardak su içinde çıkan fırtınanın arka planı, olanların kendisinden daha önemli. 9 Mayıs’ta yayımlanan İngilizce Hürriyet’te  Vercihan Ziflioğlu, Bakan’ın İstanbullu Ermenilerden birkaçına ödül verdiği törende ödül alanlardan bazıları diyasporanın bir parçası olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerini ve kendilerinin zaten atalarının yaşadığı topraklarda yaşadıklarını ifade ettiklerini yazmıştı.  Tanınmış İstanbullu Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan örneğin, „Ermenistan’dan herhangi bir Bakan olabilir, fakat ben bir Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’de olmasını istemezdim. Ben, binlerce yıldır yaşadığım topraklarda yaşıyorum, bu yaşanan korkunç bir ironi“ demişti. Hatırlatmakta fayda var, Margosyan Diyarbakır’da doğmuş büyümüş ve 1950’li yıllarda İstanbul’a gelmiştir.

Türkolog Rupen Melkonyan Ermenistan’da yayımlanan „Azg“ gazetesinde, 11 Mayıs’ta yazdığı yazıda „Sıradan Türk yanlış bilgilendirmesi“ başlığı altında bir yazı kaleme aldı ve yapılan haberi Ziflioğlu’nun ismini vermeden „tuzak“ olarak nitelendirdi. „Türk gazetesi Hürriyet, Diyaspora Bakanı’nın ziyaretine ilişkin yaptığı haberde, İstanbul cemaatinin pek çok temsilcisinin bu ziyaretten rahatsızlık duyduğunu, Continue reading

July 3, 2011

Պոլիսը Սփի՞ւռք է, թէ՞ ոչ

by Azad Alik

Editörün notu: İstanbul Ermenileri diyaspora mıdır, değil midir? Mayıs ayında Ermenistan Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’ye gelmesiyle yeniden tartışılmaya başlanan konu hakkında Vartan Matiossian’ın geçen hafta, Nor Haratch (Paris) gazetesinde yayımlanan yazısına yer veriyoruz.  Matiossian, İstanbul’daki Ermenilerin 20. yüzyılda diyasporalılaştıklarını söylüyor ve çok isabetli sorular soruyor “1915-23 arasında diyasporanın çıkış yeri olduğu söylenen  toplum 2011’de halen aynı toplum mudur?

ՎԱՐԴԱՆ ՄԱՏԹԷՈՍԵԱՆ

Նոր Յառաջ – Սփիւռքի նախարարուհի Հրանոյշ Յակոբեանի Պոլիս այցելութեան ստեղծած փոթորիկը գաւաթ մը ջուրի մէջ շահեկան չէ իր անմիջական ալիքներով, որքան որ անոր ետին գտնուող տեսական հարցով։ Continue reading
July 2, 2011

18 Yıl Önce Sivas’ta 10 Kısa Gün

by Azad Alik

Salih Canova

Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz denizin öyküleri yoktur” (Bilge Karasu)

Hollanda’da yaşayan Türkiye kökenli toplum için çalışmalar yürüten Opinie Vakfı (Stichting Opinie) Sivas katliamında yaşamını yitirenler için yaptığı 2010 tarihli açıklamada şöyle diyor; “Unutmamak için ölenlerin adını ezberlemeli önce. Sonra hikayelerini bilmeli. Öyle ki hikayelerini bildiğimiz zaman özlemeye başlıyoruz insanları. Hikayelerini bildiğimiz zaman unutmuyoruz onları…”

Sivas Katliamı’nda yok edilen insanlar içinde bulunan 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’te adı ve hikayesi bilinmeyenlerden (ya da çok az bilinenlerden) biri olarak Madımak’ın karanlığına gömülenlerden. Continue reading

June 30, 2011

Çandar’ın PKK Raporu; Psikolojik Bir Kırılma

by Azad Alik

Hamza Aktan

Türkiye’nin PKK kurulduğu ve silahlı mücadeleye başladığı günden bu yana bu örgüt etrafında inşa edip yürüttüğü paradigma, aradan 30 yıl geçtikten sonra kendisinin de üzerine bir yük olacak şekilde yerleşip kaldı. Sorunun çözümünün ötesinde geniş bir kamusal düzlemde incelenip tartışılmasını da çoğu zaman imkânsızlaştıran bu siyaset halen Türkiye toplumunun önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor.

Bu güçlü, sarsılmaz paradigmayı yakın tarih boyunca zorlayanlar da çoğunlukla bu paradigmanın öte tarafında yer alan Kürtler olduğu için bunun aşılması günümüze kadar bir gerçekçi imkân haline gelemedi. PKK’nin özetle, temsil ettiğini iddia ettiği Kürtlerle herhangi bir organik bağa sahip olmayan, rasyonellikle ilişkisi kesilmiş bir “terörist” örgüt olduğunu savlayan bu paradigma, etrafına örülen güçlü yasal dayanaklarla 80’lerden bu güne ülkenin en azından batısının yerleşik algısı haline geldi. Continue reading

June 29, 2011

Bir Talihsiz Rastlaşma ya da Düğün ve Cenaze

by Azad Alik

26 Haziran 2011, Taksim - Sinem Mucur

Salih Canova

Amerikalı siyah travesti Marsha P. Johnson New York’ta yaşayan LGBTT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel)uğrak yeri Stonewall Inn adlı bara düzenlenen polis baskınlarından bıkıp, 28 Haziran 1969 gecesi elindeki şişeyi polise fırlattığında bu şişenin özgürlük mücadeleleri tarihinde önemli bir yer edinecek bir isyanın işaret fişeği olacağını bilemezdi elbet. 28 Haziran gecesi New York’ta başlayan isyan dünyayı öyle derinden sarstı ki, o güne kadar “hasta” kabul edilerek insan olma “onur”ları ellerinden alınan LGBTT’ler, dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimlerde olsa da “iade-i itibar” için mücadele etmeye başladı ve bir çok ülkede de onurlu bir yaşam için haklarını kazandılar. Hal böyle olunca her yıl Haziran ayının son Pazar gününü de LGBTT Onur Günü olarak kutlamayı ihmal etmediler. Continue reading