May 31, 2011
by Azad Alik
Sırrı Süreyya ÖNDER
Alanlarda çalışırken hak ihlalleri bahsinde net bir tavrın içinde durmaya gayret ediyoruz.
Gelin görün ki bunu yaparken, kendimiz hiçbir mazeretle açıklanamayacak ihmaller ve özensizliklere düşüyoruz.
Böyle durumlarda yapılacak tek şey özür dilemek ve ders çıkarmaktır.
Bunu samimiyetle yapamayanlar “Bir hatayı büyütmek istiyorsanız onu savunun” sözündeki duruma düşerler.
Bu hataların birincisi, LGBT bireylerin durumuna dair seçim bildirgemizde yer alan yaklaşıma broşürümüzde yer vermemek şeklinde gelişti.
Bu hatanın nasıl bir trafik içerisinde vuku bulduğunu paylaşmak ve özür dilemek için LAMBDA Derneği’nde bir buluşma düzenledik.
Orada bütün açıklığıyla bunun hesabını verip özür diledim.
Çıkardığımız sonuç: Eşcinsellerin duyarlılıklarına, sorunlarına ve durumlarına daha yakın ve içeriden durmaya karar vermek şeklinde oldu.
Bu özürümün LGBT bireylerle sınırlı kalmaması için bunu kamoyuyla da paylaşmayı bir görev bildim. İkinci buluşma aralarında ağırlıklı olarak feministlerin bulunduğu kadınlarla oldu.
Böyle bir düşüncede olmamama rağmen, dilime sızan “Maço” kavramların kullanımından doğan sorunlar ve bunların vahameti dile getirildi.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, Gender Politics, History, Intellectuals, Kurdish History, Kurdish Politics, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Queer Politics, Turkish History, Turkish Politics |
5 Comments »
May 30, 2011
by Talin Suciyan
Talin Suciyan
Geçtiğimiz Cumartesi günü, Stuttgart Üniversitesi’nde “1912 – 1922 : Ermeni, Süryani, Rum Soykırımı ve Türkiye’nin İnkâr Politikası” başlıklı bir panel ve ardından da tartışma olacaktı. Fakat üniversite yönetimi bu faaliyete ev sahipliği yapmaktan son anda vazgeçti. Gerekçe ise, “Berlin’den Türklerin protesto eylemleri ve üniversitenin taraftsız kalması gerektiği” oldu. Üniversitenin bu kararı üzerine, paneli düzenleyenler; Asuri – Süryani Demokratik Örgütü Orta Avrupa Bölümü, Avrupa’da Yaşayan Pontus Rumları Derneği ve Soykırımı Tanıma Grubu panelin yerini değiştirdi.
Panelde Dr. Tessa Hofmann’ın “Verfolgung, Vertreibung und Vernichtung der Christen im Osmanischen Reich 1912-1922” (1912 – 1922 Osmanlı İmparatorluğu’nda Hıristiyanların Maruz Kaldığı Zulüm, Yerinden Etme ve İmha) başlıklı kitap yazarın da katılımıyla tartışıldı. Panelin diğer katılımcıları ise, Asuri – Süryani Demokratik Organizasyonu’ndan Abdulmesih Barabraham, SPD’nin Baden Wüttemberg eyaletindeki yerel örgütlenmesinden Axel Zimmermann ve Soykırım Karşıtları
read more »
Posted in Armenian Politics, History, Minority Rights, Politics, Public Sphere, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
May 28, 2011
by Ayda Erbal
Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder [1]
Ayda Erbal[2] – Erdem Özgül[3]
Ahmet İnsel’in 26 Nisan 2011 tarihli Radikal yazısının başlığı Katilden Milli Kahraman Olur Mu?[4] diye soruyordu. Taner Akçam’ın 1996 yılından bu yana yazdığı eserlerinden anladığımız kadarıyla katilden kahraman olması bir istisna değil hatta neredeyse eşyanın tabiatından olmuştur. İşin ilginç tarafı muktedirin bilinçaltı da her yerde benzer çalışır, katile direnişin sembolü[5] muktedirin elinde başka bir katledilmenin meşrulaştırılmasına bile malzeme olabilir. Amerikan SEAL kuvvetlerinin Osama Bin Ladin’i öldürdüklerini iddia ettikleri operasyonun adını Geronimo koymuş olmaları gibi… Beyaz adam dünya üzerinden kendisi gibi olmayanı yok etmekle yetinemeyip, tarihinin cinai sayfalarına yenilerini eklerken bilinçaltında hep en eski ve en büyük suçunu işler durur, inkar edilemeyecek olan bir yerden gelip muktediri bulur. Bunda belki de özellikle karşılaştırmalı dünya tarihi düşünüldüğünde pek de şaşıracak bir şey yoktur. Ancak bizi şaşırtan bu katillerden kahraman yaratma kervanına Sırrı Süreyya Önder’in de katılmış olmasıdır.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, Gender Politics, History, Intellectuals, Kurdish History, Kurdish Politics, Politics, Public Sphere, Turkish History, Turkish Politics |
6 Comments »
May 22, 2011
by Talin Suciyan
Talin Suciyan
Hraç Bayatyan’la geçen sonbaharda, Red Thread isimli internet dergisinin açılışı için İstanbul’a geldiğinde bir söyleşi yapmıştım. Bu söyleşi daha sonra Agos Gazetesi’nde yayımlandı. Başbakan diyasporayı bu sefer de seçim kampanyalarında en hafif şekliyle söylemek gerekirse bir ‘olumsuzlama’ olarak kullanırken, kelimenin kimleri nasıl kapsadığına ilişkin bir kısmı da olan bu söyleşiyi Azadalik okurlarıyla paylaşmanın anlamlı olabileceğini düşündüm. Hraç Bayatyan, Ermenistan’da kültürel incelemeler alanında çalışıyor. İletişim tarihi, küreselleşme ve toplum konularında dersler veriyor.
Şu anda yaşadığımız milliyetçiliğin 60’lı yılların etkisinde olduğunu söylüyorsunuz, biraz açar mısınız, tam olarak ne demeye çalışıyorsunuz?
Modern milli kimlik kurgusu 19. Yüzyıldan başlayarak Abovyan’lar, Nalbantyan’lar ile gelip, sonra Hovhannes Tumanyan’lar ile devam ediyor. Daha sonra ise 60’larda yani, Sovyetler döneminde, yeni entelektüeller şekillenmişti. Onlar, 19. yüzyıldaki ya da Ekim Devrimi’nden önceki entelektüeller gibi değildi. 60’ların Sovyet Ermenistan’ınında soykırım konusu etrafında şekillenen…
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
May 18, 2011
by Azad Alik
sevinç altan
keşke bir ‘yıkma emri’ dolayımında konuşmasaydık mehmet aksoy’un heykelini.
ama yapılanlar ve yapılanlara karşı geliştirilen tepkiler bizi dilsiz bırakıyor.
her iki tavra karşı da(ki örtüşüyorlar) sözüm var.
bence başbakan ve mehmet aksoy aynı iktidar dilini kullanıyor. biri ‘çıktığı’ kürsüyle, diğeri ‘diktiği’ heykelle. biri öyle bir ses tonlamasıyla, öyle bir tepeden ve dikine konuşuyor ki kanınız donuyor, diğeri öyle bir heykel ‘dikiyor’ ki, ancak c4’le yıkılabileceğini kendisinin söylediği; devasa ve beton. ikisi de dikey bir dil: totaliter.
sanatın dili akışkandır, kıvrımlıdır, iktidarın yüksek ve dikey diline karşı yatay bir dil kurmalıdır.
ben artık özellikle ‘kamusal alan’ denen yerde bir şeyler ‘dikmek’tense yıkmaktan yanayım. tabii bu başbakanın ‘tez yıkıla’ sı ile karıştırılmamalıdır.
ve ben ucubeden, tuhaftan yanayım.
ucube kendiliğinden iktidarın karşısında durur, kanonik, akademik, iktidar odaklı sanat anlayışına muhaliftir, tehdittir.
grotesk de ucube de iktidar ve iktidar olan sanat anlayışı tarafından tehdit olarak görülmüştür hep ve hala da öyle görülür. tarihte ucube, muhalif sanat akımlarıyla ve tarafından savunulmuştur(bosch’un tuhaf, ucube dünyasının tekrar sahiplenilmesi gibi) savunulmalıdır.
Devami icin http://www.soldefter.com/2011/02/10/ucube/
Posted in Armenian History, Armenian Politics, Arts, Conceptual Arts, Public Sphere, Sculpture, Turkish History, Turkish Politics, Visual Arts |
Leave a Comment »
May 16, 2011
by Azad Alik

QUO VADIS VERSO?
Deep Mountain: Across the Turkish-Armenian Divide
By: Ece Temelkuran London: Verso, 2010, 256 pp., $26.95, paperback, $16 —
Reviewed by G. M. Goshgarian
NEW POLITICS – In a sober, balanced sketch of the history and historiography of the 1915 Armenian genocide included in a two-part article on Turkey published in the London Review of Books in September 2008, Perry Anderson notes that the perpetrators’ academic defenders have largely abandoned a discredited strategy of blanket denial for one of minimization or relativization, now increasingly discredited in its turn. He might have added that there has been a shift from genocide denial unabashed to genocide denial light in non-academic writing as well. The difference is that, outside the university, efforts at relativization or minimization continue to enjoy credit in the unlikeliest places. Verso, for example, has just released one: Ece Temelkuran’s Deep Mountain: Across the Turkish-Armenian Divide, a translation of some lightly upgraded newspaper journalism that began life in the mainstream Turkish daily Milliyet in 2006 and appeared in book form in Turkey two years later. The cover blurb touts it as a “nuanced and moving exploration of the living history [of] and continuing dispute on the Armenian genocide.”
For more see: http://newpol.org/node/413
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ENGLISH, History, Literature, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
May 13, 2011
by Azad Alik

Bilgin Ayata
The Armenian Weekly
April 2009 Magazine
In my contribution to last year’s special issue, I had argued that an intensified Armenian-Kurdish dialogue carries the promising potential to become an alternative approach to the ongoing Armenian-Turkish discourse on reconciliation, which has traversed dialogue into a form of domination and containment. [1] I also argued that the compartmentalization of the Armenian and Kurdish issues into separate discussions represents a continuation of a divide-and-rule mentality that only serves the interests of the Turkish state and weakens the position of Armenian and Kurdish intellectuals in these isolated debates. In order to overcome this compartmentalization, I called for an intensified Armenian-Kurdish dialogue, and the cultivation of an empowering alliance to confront the atrocities of the past and engage with them as a challenge of and for the present. One year after that last issue, I believe that such an Armenian-Kurdish dialogue is ever more important, especially in light of the following three developments: At the intergovernmental level, the diplomatic traffic regarding Armenian-Turkish relations has intensified with the election of President Obama who had pledged during his campaign to address the Armenian Genocide as a genocide.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ENGLISH, Intellectuals, Kurdish Politics, Minority Rights, Politics, Public Sphere, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
May 12, 2011
by Azad Alik
Serhat Uyurkulak
Şükür ki şimdiye kadar yakınımda pek fazla ölüme şahit olmadım. Fakat bulunduğum hemen hemen her taziye evinde benzer bir sahneyle karşılaştım. Evde keder neredeyse elle tutulur hale gelmişken bir anda gözyaşlarına boğulan, merhumu mezarından kaldırıp geri getirmek isteyen, hatta mezara onun yerine girmek istediğini söyleyen bir kişi her zaman vardı. Esas kaybı yaşayan acılı ailenin şaşkın bakışları altında sorup soruşturulduğunda, birkaç kişinin ancak tanıdığı, çok uzak bir akraba, üstünde bir çeşit vicdan yükü taşıyan, kendini merhuma maddi veya manevi borçlu hisseden mahçup biri olduğu anlaşılırdı bu ‘rol çalan’ şahsın. İşin en tuhaf kısmı ise merhumun yakınlarının kendi dertlerini unutup bu şahsı iyi hissetirmeye çalışmaları olurdu. Onlar için asıl azap işte bu vicdanı sızlayan kişiyi avutmak zorunda kaldıklarında başlardı.
Ben alnı ve vicdanı ak biri olmayı, öyle de yaşamayı çok isterim. Bunun için elimden geleni hasbelkader yapıyorum ama bunu ne kadar becerebiliyorum, onu bilemem. 24 Nisan yaklaştıkça sosyal medyada ve daha başka birçok mecrada karşımıza çıkan ‘Bu Acı Hepimizin’ girişiminin metninde geçen bir ifadeydi bu ‘alnı ve vicdanı ak’ insanlar olmak. Girişim, 1915’te Osmanlı tebası olan Ermenilere yapılanların insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyordu. Ayrıca metni kaleme alanlar ‘insanlığın asli değerleri temelinde birleşen’ bizleri, 1915’i bu ülkede yaşayan herkesin ‘ortak acısı’ ilan etmeye çağırıyordu.
read more »
Posted in Armenian Politics, Minority Rights, Politics, Public Sphere, Turkish Politics |
Leave a Comment »
May 11, 2011
by Burcu Gürsel
When Taleen Babayan’s interview with Ece Temelkuran, the author of Deep Mountain, first began circulating in a somewhat scholarly context, I took a deep breath, or sigh, and said “pass.” But it came back to haunt me.
My immediate readings then and now might touch as many nerves in others as Temelkuran’s own comments touched in me, but so be it for the moment. There will surely come a time when Turkey will graduate from producing books that speak on Armenians’ behalf or reduce them to the usual stereotypes—when the formula “good will + supposed hard work + good connections = (surprise!) success story” will no longer carry the day. On that utopian day, self-proclaimed pioneers will finally stop telling us that, thanks to their “ground breaking” (read: briskly selling) book, the Turkish people has at last faced up to a vital problem and learned how to cope with it for the very first time.
Or are we readers doomed to pick the very same card from the deck every single time?
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ENGLISH, Literature, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
4 Comments »
May 8, 2011
by Azad Alik
Hans – Lukas Kieser
A book title like The Missed Peace, as I had entitled my book eleven years ago, inevitably raises the question about a peace to be won.
In this talk, dear audience, I would like to say a few words on the sources, topics and the human rights perspective of The Missed Peace, and first on how I came to write it.
While studying history in Basel in the 1980s, I was confronted with unrest in Turkey at the time because I met refugees of my own age who had fled the military junta of 1980, not a few of whom had been tortured. More generally, I met a number of migrant families who had fled situations devoid of prospects for the future in eastern Anatolia and elsewhere.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ENGLISH, History, Politics, Turkish History, Turkish Music, Turkish Politics, World History, World Politics |
1 Comment »