Archive for ‘Turkish History’

May 28, 2011

Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder

by Ayda Erbal

Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder    [1]

Ayda Erbal[2]Erdem Özgül[3]

Ahmet İnsel’in 26 Nisan 2011 tarihli Radikal yazısının başlığı Katilden Milli Kahraman Olur Mu?[4] diye soruyordu. Taner Akçam’ın 1996 yılından bu yana yazdığı eserlerinden anladığımız kadarıyla katilden kahraman olması bir istisna değil hatta neredeyse eşyanın tabiatından olmuştur. İşin ilginç tarafı muktedirin bilinçaltı da her yerde benzer çalışır, katile direnişin sembolü[5] muktedirin elinde başka bir katledilmenin meşrulaştırılmasına bile malzeme olabilir. Amerikan SEAL kuvvetlerinin Osama Bin Ladin’i öldürdüklerini iddia ettikleri operasyonun adını Geronimo koymuş olmaları gibi… Beyaz adam dünya üzerinden kendisi gibi olmayanı yok etmekle yetinemeyip, tarihinin cinai sayfalarına yenilerini eklerken bilinçaltında hep en eski ve en büyük suçunu işler durur, inkar edilemeyecek olan bir yerden gelip muktediri bulur. Bunda belki de özellikle karşılaştırmalı dünya tarihi düşünüldüğünde pek de şaşıracak bir şey yoktur. Ancak bizi şaşırtan bu katillerden kahraman yaratma kervanına Sırrı Süreyya Önder’in de katılmış olmasıdır. 

read more »

May 26, 2011

Ruhlar Konağı*

by Azad Alik

Vahe Tachjian

Ekim 2010’da Beyrut’taydım. Arkeolog ve aynı zamanda tarihçi olan bir arkadaşımı ziyaret etmiştim. Kendisi bir araştırma gezisi için gittiği Sis – Kozan’dan yeni dönmüştü. Büyük bir sevinçle bana çektiği fotoğrafları gösteriyordu. Çektiği fotoğraflar arasında Sis – Kozan’ın en güzel evlerinden biri olan Yaverin Konağı’nın fotoğrafları önemli bir yer tutuyordu. Arkadaşım bu evin bir Ermeni’ye ait olduğunu ve yıllarca kaderine terk edilmiş ve yarı yıkılmış bir halde olduğunu anlattı. Son dönemde ise, AK Parti’li belediyenin girişimiyle Konak restore edilmiş,  otel-restorana çevrilmiş ve Sis – Kozan’ın en gözde turistik mekânlarından biri haline gelmiş. İnternette, konağın resimlerinin, içinin ve odalarının dekorasyonunun görüldüğü bir websitesi bile var.

Buraya kadar herşey gayet normal. Hatta, eski bir yapıyı aslına uygun şekilde restore etmek, arada sırada eski sahiplerini de anma cesareti göstermek övülesi bir şey. Sonuç olarak bu adımlar, Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerden onlara ait tüm şahsi ya da cemaate ait yapıları yok ederek, Ermenilerin izlerini silmeye çalışmakla karşılaştırıldığında tercih edilesi adımlar.

Ama bütün bunların yanında başka bir şey daha var: Arkadaşımın gösterdiği Yaverin Konağı’nın resimleri, büyük dedem Krikor Mcrkyan’ın (Yaver Efendi deniyordu kendisine) evinin resimleriydi… Bu nedenle fotoğraflar beni derinden etkilendi. Bu karşılaşmaya kadar, Konak aile hafızamızda önemli bir yere sahipti. Yıllar geçtikçe yaşlılar ölmüştü ve genç kuşaklar bu konağın Sis – Kozan’ın eski ya da yeni görünümünde nasıl bir yere sahip olduğunu bilecek durumda değildi. Ancak evin yeri sadece coğrafi bir referans değil, aynı zamanda kişisel anıların dolu

read more »

May 22, 2011

“Ermenileri tek bir kültür ve tek bir millet olarak tahayyül etmek mesnetsiz bir iddiadır*”

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

Hraç Bayatyan’la geçen sonbaharda, Red Thread isimli internet dergisinin açılışı için İstanbul’a geldiğinde bir söyleşi yapmıştım. Bu söyleşi daha sonra Agos Gazetesi’nde yayımlandı.  Başbakan  diyasporayı bu sefer de seçim kampanyalarında en hafif şekliyle söylemek gerekirse  bir ‘olumsuzlama’ olarak kullanırken, kelimenin kimleri nasıl kapsadığına ilişkin bir kısmı da olan bu söyleşiyi Azadalik okurlarıyla paylaşmanın anlamlı olabileceğini düşündüm. Hraç Bayatyan, Ermenistan’da kültürel incelemeler alanında çalışıyor. İletişim tarihi, küreselleşme ve toplum konularında dersler veriyor.

Şu anda yaşadığımız milliyetçiliğin 60’lı yılların etkisinde olduğunu söylüyorsunuz, biraz açar mısınız, tam olarak ne demeye çalışıyorsunuz?

Modern milli kimlik kurgusu 19. Yüzyıldan başlayarak Abovyan’lar, Nalbantyan’lar ile gelip, sonra Hovhannes Tumanyan’lar ile devam ediyor. Daha sonra ise 60’larda yani, Sovyetler döneminde, yeni entelektüeller şekillenmişti. Onlar, 19. yüzyıldaki ya da Ekim Devrimi’nden önceki entelektüeller gibi değildi. 60’ların Sovyet Ermenistan’ınında soykırım konusu etrafında şekillenen…

read more »

May 21, 2011

Daily life of Armenians before 1915: Local histories, dialects, letters and more, on Houshamadyan website

by Azad Alik

Houshamadyan is a website project to reconstruct daily life and social environment of the Ottoman Armenians before 1915. The project’s research areas include social history, the history of daily life, local microhistory, dialects, music, literature and material culture. The collection and preservation of culturally valuable artifacts of all kinds produced by the Ottoman Armenians such as musical recordings of historical value, old photographs, pictures, old film footage, oral history recordings etc. are of special importance. Similarly printed books, periodical publications and archival material, or papers in individual collections such as correspondence, unpublished notes, official documents, autobiographical details are important source for Houshamadyan.

Houshamadyan places great importance on individual’s archives to enrich the project. Historian Dr. Vahe Tachjian who initiated Houshamadyan, invites each visitor to share his or her personal archives, photographs, books, memoirs and any kind of information that…

read more »

May 18, 2011

Ucube

by Azad Alik

sevinç altan

keşke bir ‘yıkma emri’ dolayımında konuşmasaydık mehmet aksoy’un heykelini.
ama yapılanlar ve yapılanlara karşı geliştirilen tepkiler bizi dilsiz bırakıyor.
her iki tavra karşı da(ki örtüşüyorlar) sözüm var.

bence başbakan ve mehmet aksoy aynı iktidar dilini kullanıyor. biri ‘çıktığı’ kürsüyle, diğeri ‘diktiği’ heykelle. biri öyle bir ses tonlamasıyla, öyle bir tepeden ve dikine konuşuyor ki kanınız donuyor, diğeri öyle bir heykel ‘dikiyor’ ki, ancak c4’le yıkılabileceğini kendisinin söylediği; devasa ve beton. ikisi de dikey bir dil: totaliter.

sanatın dili akışkandır, kıvrımlıdır, iktidarın yüksek ve dikey diline karşı yatay bir dil kurmalıdır.

ben artık özellikle ‘kamusal alan’ denen yerde bir şeyler ‘dikmek’tense yıkmaktan yanayım. tabii bu başbakanın ‘tez yıkıla’ sı  ile karıştırılmamalıdır.
ve ben ucubeden, tuhaftan yanayım.

ucube kendiliğinden iktidarın karşısında durur, kanonik, akademik, iktidar odaklı sanat anlayışına muhaliftir, tehdittir.

grotesk de ucube de iktidar ve iktidar olan sanat anlayışı tarafından tehdit olarak görülmüştür hep ve hala da öyle görülür. tarihte ucube, muhalif sanat akımlarıyla ve tarafından savunulmuştur(bosch’un tuhaf, ucube dünyasının tekrar sahiplenilmesi gibi) savunulmalıdır.

Devami icin http://www.soldefter.com/2011/02/10/ucube/

May 17, 2011

Ես ո՛չ խճանկար, ո՛չ էպրու եւ ո՛չ ալ Անատոլիոյ գոյն եմ

by Talin Suciyan
ԹԱԼԻՆ ՍՈՒՃԵԱՆ
Սկիզբը զիս մշակոյթներու ձեր խճանկարին մասնիկի վերածած էիք, որպէսզի ի վիճակի ըլլայիք հանդուրժելու։ Բայց այդ գաղափարին անշարժութիւնը արագօրէն հասկնալէ ետք, զայն կճանկար (էպրու) (*) դարձուցած էիք։ Խճանկար ըլլար թէ կճանկար, բոլորդ համաձայնած էիք, որ ես «Անատոլիոյ գոյն» մըն էի։ Սակայն, ես ո՛չ ձեր էպրուն եմ, ո՛չ ձեր խճանկարը, ո՛չ ալ ձեր Անատոլիոյ գոյն մը։ Գիտեմ որ կրնամ գունաւորուիլ միայն եթէ մեռած-չքացած ըլլամ, անձայն ու անհետ կորսուած. պատմութիւնս որքան քանդէք, այնքան գունաւոր կը դառնամ ձեզի համար։
Կրկնեմ. ես ո՛չ ձեր կճանկարն եմ, ո՛չ ձեր խճանկարը, ո՛չ ալ ձեր Անատոլիոյ գոյն մը։ «Ի՞նչ ես, ուրեմն», թերեւս հարցնէք։ Ես սուրի մնացորդաց շառաւիղն եմ, պղծուած կանանց դուստրը, բազմիցս տարագրուելու ստիպուած եւ վերջին դարուն իր հազարամեայ հողէն ջնջուած ժողովուրդի մը զաւակը։ Դուստրն եմ գերեվարուած, ինքն իրմէ օտարուած, ստորադաս ժողովուրդի մը, որուն գոյութիւնն ու բնաջնջումը ժխտուած են, որուն տաճարները, դպրոցները, հիմնարկները, նոյնիսկ անդամներուն սրտերն ու մտքերը տակնուվրայ եղած են։ Զիս կը կոչեն թուրքիացի հայ անունով։
May 16, 2011

1915 öncesinde Ermenilerin günlük hayatı Houshamadyan’da

by Azad Alik

Palu (Town)Houshamadyan bir hatırlatma ve hafızayı yeniden kurma projesi.“Hatıra kitabı” olarak Türkçeleştirilebilecek ‘houshamadyan’, Osmanlı Ermenilerinin 1915 öncesinde yaşadıkları yerlerde günlük hayatlarını fotoğraflarla, ses kayıtlarıyla, arşiv kayıtlarıyla biraraya getirerek bugün artık kimi zaman izi dahi sürülemeyecek bir hafızayı internet ortamında yeniden yaratmayı amaçlıyor.  Ermenilerin yaşadıkları şehirler hakkında detaylı haritalar, şehir fotoğrafları, maddi kültür, ses kayıtları, şarkılar, yerel dillerle ilgili bilgiler, edebiyat, günlük hayatta kullanılan eşyalarla ilgili bilgiler ve fotoğraflarla houshamadyan, neredeyse bir online müze. Websitesinde her bir şehir ile ilgili yazılı kaynaklardan elde edilmiş tarihi bilgileri bulmak da mümkün olacak. Ayrıca kişilerle ilgili biyografik detaylar, yayımlanmamış notlar, mektuplaşmalar, sözlü tarih kayıtları da sitede yer alacak. Proje, Berlin’de kurulan ve projeyle aynı ismi taşıyan bir vakıf tarafından yürütülüyor. Merkezi Londra’daki Gomidas Enstitüsü, İstanbul’daki Hrant Dink Vakfı, Paris’teki Nubaryan Kütüphanesi, Beyrut’taki Haygazyan Üniversitesi, Yerevan’daki Soykırım Müzesi projenin partner kuruluşlarından bazıları. 

read more »

May 16, 2011

Genocide Denial Light

by Azad Alik

QUO VADIS VERSO?

Deep Mountain: Across the Turkish-Armenian Divide

By: Ece Temelkuran London: Verso, 2010, 256 pp., $26.95, paperback, $16 —

Reviewed by G. M. Goshgarian

Winter 2011 Vol:XIII-2

NEW POLITICS – In a sober, balanced sketch of the history and historiography of the 1915 Armenian genocide included in a two-part article on Turkey published in the London Review of Books in September 2008, Perry Anderson notes that the perpetrators’ academic defenders have largely abandoned a discredited strategy of blanket denial for one of minimization or relativization, now increasingly discredited in its turn. He might have added that there has been a shift from genocide denial unabashed to genocide denial light in non-academic writing as well. The difference is that, outside the university, efforts at relativization or minimization continue to enjoy credit in the unlikeliest places. Verso, for example, has just released one: Ece Temelkuran’s Deep Mountain: Across the Turkish-Armenian Divide, a translation of some lightly upgraded newspaper journalism that began life in the mainstream Turkish daily Milliyet in 2006 and appeared in book form in Turkey two years later. The cover blurb touts it as a “nuanced and moving exploration of the living history [of] and continuing dispute on the Armenian genocide.”

For more see: http://newpol.org/node/413

May 14, 2011

Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Dönemlerinde Asker Kaçaklığı*

by Azad Alik

Eric Jan Zürcher

BIANET – Askerlik hizmetini vicdanen red Avrupa’da köklü bir geleneğe sahiptir. 16. yüzyıldaki reformasyondan bu yana Menonitler, Baptistler ve Quakerlar gibi Protestan Kiliseleri içerisindeki pek çok farklı grup, tanrıları ya da ülkeleri için silah taşımayı ve dövüşmeyi altıncı emir temelinde (Öldürmeyeceksin!) ve bundan da çok İsa’nın takipçilerine öbür yanağını dönmeyi söylediği dağdaki vaaza dayandırarak reddetmekteydi. Pasifizm, aralarında silah kullanmayı açıktan açığa reddedenlerin de olduğu muhalifler tarafından kurulmuş bir ülke olan Ame rika’da özellikle güçlüydü. 19. yüzyılın ikinci yarısında Avru pa ve Amerika uzun süredir var olan dinî pasifizmin yanı sıra dünyevi, sosyalist bir pasifizmle de tanıştı. 19. yüzyıl Avrupa’sında gelişen ayrı bir pasifist akımsa ilhamını anarşizmden alıyordu. Bu gelenekte hizmet etmenin reddi, devletin yurttaş ları üstündeki hak iddialarının meşruluğunu red ilkesine da yanıyordu.

Prensler ve devletler profesyonel (ya da paralı) ordularla iş görürken bu pek de sorun yaratmıyordu. Ancak, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda G. Washington’un getirdiği ve daha sonra Fransız Devrimi sırasında çok daha büyük boyutlarda tekrarlanan, zorunlu askere almayla başlayan evrensel (erkekler için) askerlik hizmeti gündeme gelince, bunun pek çok Av rupa ülkesinde vicdani red olasılığını da hesaba katan biçimde yasa ve düzenlemelerle çerçevelenmesi kaçınılmaz oldu.

Yazının devamı için bkz: http://bianet.org/biamag/ifade-ozgurlugu/129990-osmanlinin-son-donemi-ve-milli-mucadelede-asker-kacaklari

* Eric Jan Zürcher’in bu makalesi, Özgür Heval Çınar ve Coşkun Üsterci tarafından yayına hazırlanan “Çarklardaki Kum: Vicdani Red” kitabından alınmıştır.

May 13, 2011

Critical Interventions: Kurdish Intellectuals Confronting the Armenian Genocide

by Azad Alik

Bilgin Ayata

The Armenian Weekly
April 2009 Magazine

In my contribution to last year’s special issue, I had argued that an intensified Armenian-Kurdish dialogue carries the promising potential to become an alternative approach to the ongoing Armenian-Turkish discourse on reconciliation, which has traversed dialogue into a form of domination and containment. [1] I also argued that the compartmentalization of the Armenian and Kurdish issues into separate discussions represents a continuation of a divide-and-rule mentality that only serves the interests of the Turkish state and weakens the position of Armenian and Kurdish intellectuals in these isolated debates. In order to overcome this compartmentalization, I called for an intensified Armenian-Kurdish dialogue, and the cultivation of an empowering alliance to confront the atrocities of the past and engage with them as a challenge of and for the present.  One year after that last issue, I believe that such an Armenian-Kurdish dialogue is ever more important, especially in light of the following three developments: At the intergovernmental level, the diplomatic traffic regarding Armenian-Turkish relations has intensified with the election of President Obama who had pledged during his campaign to address the Armenian Genocide as a genocide.

read more »