Author Archive

August 11, 2011

Kuzguncuk’ta Bostan Korkulukları[i]

by Azad Alik

Derya Özkan

POST EXPRESS  – Amy Mills’in Bellek Sokakları. İstanbul’da Manzaralar, Hoşgörü ve Ulusal Kimlik başlıklı kitabını okumak Kuzguncuk’la ilişkimi geri döndürülemez bir biçimde değiştirdi.[ii] Kuzguncuk’a ilk gidişim 1990’ların başına denk düşer. O sıralar Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci olan, çoğunlukla Boğaziçililerin oturduğu mahallelerden (Cihangir ve Hisarüstü) kaçmak için Kuzguncuk’a taşınan ve orada yarı komünal bir hayat sürdüren bir grup arkadaşımı ziyarete gitmiştim. O zamanlar Kuzguncuk mutenalaşma sürecinin daha başlarındaydı; kiralar öğrencilerin ödeyebileceği kadar düşüktü. Kuzguncuk’a yolumun yeniden düştüğü 1998 yılında ise kiralar artık epey yükselmişti. Bu defa Ankara’dan İstanbul’a göçmek üzereydim; İstanbul’da ev ararken Kuzguncuk’ta oturan bir arkadaşımın evinde iki hafta kaldım. Sonra Ortaköy’e taşındım, ama arkadaşımı görmek için Kuzguncuk’a gidip gelmeye devam ettim. O birkaç yıl mahallede epey vakit geçirdim

read more »

July 22, 2011

Şairler için Fizik

by Azad Alik

Wiliam Blake, Newton, 1795, Wikipedia Commons

Emre Koyuncu*

Farklı bilimlerin yöntem ve perspektiflerini bir araya getiren yaklaşımlar revaçta. Çoğu zaman somut koşulları oluşturacak altyapıdan yoksun olsalar dahi üniversitelerin de değişik bakış açılarını harekete geçiren çalışmaları övdüğünü gözlemliyoruz. Disiplinlerarası çalışmalar, muhakkak ki disiplinler arasındaki sınırların bulanıklaşması ya da bu sınırlar üzerinde oyuklar açılması anlamına geliyor. Ne var ki böyle bir çalışma biçimi, araştırmalar açısından asla çarpıcılığın ya da öncülüğün garantisi olarak görülmemeli. Aslında bir anlamda bunun neredeyse tersi bir anlayış da etkinliğini koruyor.

read more »

July 5, 2011

Istanbul diyaspora mıdır, değil midir?

by Azad Alik

Vartan Matiossian

Nor Haratch (Paris) – Ermenistan’ın Diyaspora Bakanı Hranuş Hagopyan’ın İstanbul ziyaretinde bir bardak su içinde çıkan fırtınanın arka planı, olanların kendisinden daha önemli. 9 Mayıs’ta yayımlanan İngilizce Hürriyet’te  Vercihan Ziflioğlu, Bakan’ın İstanbullu Ermenilerden birkaçına ödül verdiği törende ödül alanlardan bazıları diyasporanın bir parçası olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerini ve kendilerinin zaten atalarının yaşadığı topraklarda yaşadıklarını ifade ettiklerini yazmıştı.  Tanınmış İstanbullu Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan örneğin, „Ermenistan’dan herhangi bir Bakan olabilir, fakat ben bir Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’de olmasını istemezdim. Ben, binlerce yıldır yaşadığım topraklarda yaşıyorum, bu yaşanan korkunç bir ironi“ demişti. Hatırlatmakta fayda var, Margosyan Diyarbakır’da doğmuş büyümüş ve 1950’li yıllarda İstanbul’a gelmiştir.

Türkolog Rupen Melkonyan Ermenistan’da yayımlanan „Azg“ gazetesinde, 11 Mayıs’ta yazdığı yazıda „Sıradan Türk yanlış bilgilendirmesi“ başlığı altında bir yazı kaleme aldı ve yapılan haberi Ziflioğlu’nun ismini vermeden „tuzak“ olarak nitelendirdi. „Türk gazetesi Hürriyet, Diyaspora Bakanı’nın ziyaretine ilişkin yaptığı haberde, İstanbul cemaatinin pek çok temsilcisinin bu ziyaretten rahatsızlık duyduğunu,

read more »

July 3, 2011

Պոլիսը Սփի՞ւռք է, թէ՞ ոչ

by Azad Alik

Editörün notu: İstanbul Ermenileri diyaspora mıdır, değil midir? Mayıs ayında Ermenistan Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’ye gelmesiyle yeniden tartışılmaya başlanan konu hakkında Vartan Matiossian’ın geçen hafta, Nor Haratch (Paris) gazetesinde yayımlanan yazısına yer veriyoruz.  Matiossian, İstanbul’daki Ermenilerin 20. yüzyılda diyasporalılaştıklarını söylüyor ve çok isabetli sorular soruyor “1915-23 arasında diyasporanın çıkış yeri olduğu söylenen  toplum 2011’de halen aynı toplum mudur?

ՎԱՐԴԱՆ ՄԱՏԹԷՈՍԵԱՆ

Նոր Յառաջ – Սփիւռքի նախարարուհի Հրանոյշ Յակոբեանի Պոլիս այցելութեան ստեղծած փոթորիկը գաւաթ մը ջուրի մէջ շահեկան չէ իր անմիջական ալիքներով, որքան որ անոր ետին գտնուող տեսական հարցով։

read more »

July 2, 2011

18 Yıl Önce Sivas’ta 10 Kısa Gün

by Azad Alik

Salih Canova

Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz denizin öyküleri yoktur” (Bilge Karasu)

Hollanda’da yaşayan Türkiye kökenli toplum için çalışmalar yürüten Opinie Vakfı (Stichting Opinie) Sivas katliamında yaşamını yitirenler için yaptığı 2010 tarihli açıklamada şöyle diyor; “Unutmamak için ölenlerin adını ezberlemeli önce. Sonra hikayelerini bilmeli. Öyle ki hikayelerini bildiğimiz zaman özlemeye başlıyoruz insanları. Hikayelerini bildiğimiz zaman unutmuyoruz onları…”

Sivas Katliamı’nda yok edilen insanlar içinde bulunan 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’te adı ve hikayesi bilinmeyenlerden (ya da çok az bilinenlerden) biri olarak Madımak’ın karanlığına gömülenlerden.

read more »

June 30, 2011

Çandar’ın PKK Raporu; Psikolojik Bir Kırılma

by Azad Alik

Hamza Aktan

Türkiye’nin PKK kurulduğu ve silahlı mücadeleye başladığı günden bu yana bu örgüt etrafında inşa edip yürüttüğü paradigma, aradan 30 yıl geçtikten sonra kendisinin de üzerine bir yük olacak şekilde yerleşip kaldı. Sorunun çözümünün ötesinde geniş bir kamusal düzlemde incelenip tartışılmasını da çoğu zaman imkânsızlaştıran bu siyaset halen Türkiye toplumunun önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor.

Bu güçlü, sarsılmaz paradigmayı yakın tarih boyunca zorlayanlar da çoğunlukla bu paradigmanın öte tarafında yer alan Kürtler olduğu için bunun aşılması günümüze kadar bir gerçekçi imkân haline gelemedi. PKK’nin özetle, temsil ettiğini iddia ettiği Kürtlerle herhangi bir organik bağa sahip olmayan, rasyonellikle ilişkisi kesilmiş bir “terörist” örgüt olduğunu savlayan bu paradigma, etrafına örülen güçlü yasal dayanaklarla 80’lerden bu güne ülkenin en azından batısının yerleşik algısı haline geldi.

read more »

June 29, 2011

Bir Talihsiz Rastlaşma ya da Düğün ve Cenaze

by Azad Alik

26 Haziran 2011, Taksim - Sinem Mucur

Salih Canova

Amerikalı siyah travesti Marsha P. Johnson New York’ta yaşayan LGBTT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel)uğrak yeri Stonewall Inn adlı bara düzenlenen polis baskınlarından bıkıp, 28 Haziran 1969 gecesi elindeki şişeyi polise fırlattığında bu şişenin özgürlük mücadeleleri tarihinde önemli bir yer edinecek bir isyanın işaret fişeği olacağını bilemezdi elbet. 28 Haziran gecesi New York’ta başlayan isyan dünyayı öyle derinden sarstı ki, o güne kadar “hasta” kabul edilerek insan olma “onur”ları ellerinden alınan LGBTT’ler, dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimlerde olsa da “iade-i itibar” için mücadele etmeye başladı ve bir çok ülkede de onurlu bir yaşam için haklarını kazandılar. Hal böyle olunca her yıl Haziran ayının son Pazar gününü de LGBTT Onur Günü olarak kutlamayı ihmal etmediler.

read more »

June 29, 2011

İkinci Gomidas Olayı

by Azad Alik

Gomidas Portresi Detay -Sarkis Muradyan

(Editör’ün notu: Anadolu’nun ilk klasik müzik bestecisi ve halk müziği derleyicisi Gomidas Vartabed hakkındaki ayrıntılı bilgiye ve eserlerinden bazılarının müzik dosyalarına http://www.komitas.am/eng/index_eng.php adresinden ulaşabilirsiniz. Gomidas Vartabed’in isminin iki yazılımı arasındaki fark Batı ve Doğu Ermenice seslendirme ve yazılım farkından kaynaklanmaktadır.)

Ragıp Zarakolu

Sevgili, saygıdeğer Patrik II. Mesrop, Ermeni halkının ikinci kez yaşadığı Bir Vartabed Gomidas olayı bence.
Her ikisi de, gerek Vartabed Gomidas, gerekse Mesrop Mutafyan iki korku ve dehşet döneminin kurbanı.
Onlar, kendi toplumlarının karşı karşıya bulunduğu tehditlerin bedelini kendi ruhları ile ödediler.

read more »

June 24, 2011

Bir Türkiye Öyküsü; Hatip Dicle Olayı

by Azad Alik

Hamza Aktan

Kürt meselesinin diğer birçok veçhesinde olduğu gibi Hatip Dicle’nin milletvekilliğine yönelik Yüksek Seçim Kurulu’nun ret kararı da Türkiye’de Kürt meselesinde süregelen devletin yarattığı kendi değerler dizgesinin neticelerinden. Bu değerler dizgesi çok uzun yıllardır devam ettirildiği için de normal bir ülkede karşılaşılmayacak durumlar Türkiye’de sıradanlaşıp mümkün hale gelebiliyor.  YSK’nın esasen önüne gelen dosyayı Türkiye’de verili hukuk çerçevesinde değerlendirip ‘kanuna’ uygun şekilde, oybirliğiyle onamasını bu derece kolaylaştıran da bu yapısal durumun kendisi.

YSK, Dicle’nin vekilliğini iptal kararını

read more »

June 18, 2011

Ebru – Weaving the Myth of a Europeanizing Turkey – 2

by Azad Alik

Hrach Bayadyan

HETQ – There is no need to prove that the vast majority of who is photographed, in comparison to the photographer (and the other project authors) is on a very low level of existence, if we can ascribe any social level at all, say, to the Sarikecili tribe living in the Taurus Mountains. This difference consists of numerous composite elements, but in this case what is more important is who has the occasion to represent the other; to photograph and tell stories.

This privilege is a benefit to those who are looking for a new language “to make cultural diversity in Turkey visible and intelligible” via the Ebru project (one can also add controllable: knowledge/power relationship). At the same time, it is obvious that “cultural diversity”, deprived of historical-geographic depth – also through the magic word ebru – frequently becomes a euphemism for those ethnic, religious and social conflicts and contradictions that are in abundant supply in Turkey today.

Turkey’s European prospects, that Ebru wants us to believe, those ideas, values and beliefs related to this prospect that the project participants, in this or that way, identify themselves with, convey definite orientalist underpinnings to the project. The representation of ethnicities and their cultures as “reflections” remove them from the cultural context, depriving them of local traits and history. They need a western gaze to be represented, to validate their existence. According to Durak, it’s as if the people looking at his camera lens wanted to say, “We exist and we are here.” For Berger, those cultures (tribal groups) are equated to the elements of nature, where love and hate, the same and the other, the eternally repeating mix and transformation are “natural” prehistoric realities, free of social and political conflicts and objectives.

For more see: http://hetq.am/eng/articles/2070/