Author Archive

February 22, 2013

Yüzbaşı Torosyan Tartışmaları: Ya da Suskunluğun Sessiz Anlaşması*

by Azad Alik

Taner Akçam**

“Geçenlerde Gaba Tepe [Kabatepe]’deki mevzilerimizden birine  yönelik şiddetli bir hücum düzenlendi. [Düşman askerleri] öyle bir gayretle saldırmışlardı ki saldırı sonrasında siperler arasındaki bölge Türk cesetleri ile doldu. Bu düşman tarafından Avustralya ve Yeni Zelanda hattını yarmak yapılmış en cesur girişimdi. Saldıranlardan bazıları Victoria birlikleri tarafından korunan siperlere kadar ulaştılar; fakat bizim askerler bu cesur düşmanın sadece silahlarını ellerinden aldılar. Ve onları esir ettiler. Daha sonra ortaya çıktı ki, saldırı günde ortalama 15 mil [yaklaşık 27 km] yalınayak yürümeye zorlanmış Ermeni [askerler] tarafından yapılmıştı. İstanbul’dan cebri yürüyüşle yola çıkarılmışlar ve üç hafta boyunca çok az yemek yiyerek yürümüşlerdi. [Cepheye] varır varmaz da, [bu] yorgun adamlara hiç bir başarı şanslarının olmadığı [bir hücum emri verilerek] düşmana saldırıya zorlanmışlardı.”[1]

read more »

January 24, 2013

Samatya: “Münferit” mi “Muntazam” mı?

by Azad Alik

Foti Benlisoy*

Samatya’da son bir ay içerisinde bir dizi Ermeni kadının saldırılara maruz kalması bir tesadüf mü, tesadüf olabilir mi? Bunlar (devlet erkânının pek sevdiği tabirle) “münferit” hadiseler mi? Yaşanan saldırılar bir metropolde hayıflanarak da olsa “normal” saymamız gereken vaka-i adiyeden suç olayları mı?

Hikmet-i hükümetin yahut devletin kurucu rasyonelinin gayrimüslim topluluklara karşı işlenmiş büyük suçlara bulaşmış bulunduğu bir ülkede hayır. Bu ülkede bir Ermeniye karşı yapılan bu türden her saldırı, hiç değilse potansiyel olarak bu devlet aklına dayanır, ondan esin alır. Onun “milli” eğitimle, medyayla şuna bunla içselleştirilmiş, popüler kılınmış versiyonlarında moral dayanağını, ideolojik meşrulaştırılmasını bulur.

read more »

December 13, 2012

“Bir “yalan politikasının hakikat rejimi” altında yaşıyoruz” – Ümit Kurt

by Azad Alik

Kanunların-RuhuABD’deki Clark Üniversitesi öğretim üyelerinden, Prof. Dr. Taner Akçam‘ın öğrencisi Ümit Kurt ile birlikte yazdığı kitap, ‘Kanunların Ruhu’ (Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek) adıyla İletişim Yayınları’ndan çıktı. Pek çok sarsıcı, bilinmeyeni ortaya çıkaran kitap üzerine, Sesonline Yayın Yönetmeni Yalçın Ergündoğan, sıcağı sıcağına Ümit Kurt‘la da konuştu. Söyleşiyi Sesonline’ın izniyle Azad Alik sayfalarına da taşıyoruz.
Yalçın Ergündoğan (Sesonline.net): Türkiye’de ilgili kamuoyu sizi yine İletişim Yayınları’ndan çıkan “Türk Yurdu’nda Milliyetçiliğin Esasları” adlı kitabınızla tanıyor. Resmi tarihin kalıplarının ve sınırlarının dışına çıkmaya çalışan genç bir tarih araştırmacısınız. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? 
Ümit Kurt: – Ben 1984 Antep doğumluyum. Lisans öğrenimimi ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 2006 yılında yüksek lisans öğrenimimi ise 2007-2008 yılında Sabancı Üniversitesi Avrupa Çalışmaları bölümünden aldım. 2006-2007 yılları arasında İngiltere’nin Keele Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundum. 2009’da “AKP Yeni Merkez Sağ mı?” başlıklı ilk kitap çalışmam DİPNOT yayınevinden yayımlandı.

read more »

November 30, 2012

“Yüz kızartıcı bir suç işleyen devlet yıllarca bizlerle alay etmiş” Taner Akçam

by Azad Alik

ABD’deki Clark Üniversitesi öğretim üyelerinden, Prof. Dr. Taner Akçam‘ın öğrencisi Ümit Kurt ile birlikte yazdığı kitap, ‘Kanunların Ruhu’(Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek) adıyla İletişim Yayınları’ndan çıktı. Pek çok sarsıcı, bilinmeyeni ortaya çıkaran kitap üzerine, Sesonline Yayın Yönetmeni Yalçın Ergündoğan, sıcağı sıcağınaTaner Akçam‘la konuştu. Söyleşiyi Sesonline’ın izniyle Azad Alik sayfalarına da taşıyoruz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SIRRI BU KANUNLARDA

» Yalçın Ergündoğan (Sesonline.net): ‘Kanunların Ruhu’ adlı yeni bir çalışman şu günlerde İletişim Yayınları’ndan çıktı. Şöyle bir göz atınca bile, kitapta gene pek çok bilinmeyenin gün ışığına çıkarıldığı anlaşılıyor. Bir de bu kez kitap, ortak bir çalışma. Kitabı bize biraz tanıtır mısın?

Taner Akçam: – “Kanunların Ruhu” adlı kitabı öğrencim Ümit Kurt ile birlikte yayınladık. Zaten onun, Emval–i Metrukeler ile ilgili var olan Kanun ve Kararnameleri bir araya toplaması, özetlemesi olmasaydı bu kitap çıkmazdı.Ümit, Antep üzerine çalışıyor. Cevabını aradığı sorulardan bir tanesi,

read more »

September 19, 2012

Satranç Olimpiyatları’na at gözlüğü ile bakmak*

by Azad Alik

Arman Artuç

Dünya Satranç Olimpiyat’ı sona erdi. 9 Eylül pazar günü ise sona eren turnuvada Türkiye 42.sırada yer aldı. Altın madalyayı ise 2006 ve 2008’de olduğu gibi Ermenistan aldı. 2010’un şampiyonu ise Ukrayna olmuştu.

Türkiye’de düzenlenen Olimpiyatı Ermenistan’ın kazanması aslında büyük bir şans olarak değerlendirilebilir ve Ermenistan ile ikili iliksileri geliştirme çerçevesinde ele alınabilirdi. Rus Vladimir Kramnik ile birlikte turnuvanın startı olan, FIDE dünya sıralamasında ikinci durumdaki Levon Aroyan ile röportaj yapılabilir, BBC’in de haberleştirdiği Ermenistan’da okullarda satrancın ders olarak okutulmasından bahsedilebilirdi.[1]

read more »

September 18, 2012

“Right to Know the Truth” as a Constitutional Right, and the Constitutional Issue of “Crimes Against Humanity and Genocide”*

by Azad Alik

Levent Köker**

As work began on the text of the new constitution, political parties began to announce their proposals on rights and freedoms and their proposals began to be discussed in earnest in the public sphere. One of the most noteworthy proposals on rights and freedoms—an area of such central importance to any constitution—came from the Peace and Democracy Party (BDP)[1] in the form of a “right to learn the truth.”  In their words: “Everyone has the right to learn the truth, to access substantive information about the country’s history, and to request that documents and information about this history be made public, including from government archives. There is no statute of limitations on genocide or crimes against humanity”.[2]

read more »

September 17, 2012

Bir Anayasal Hak Olarak “Hakikati Öğrenme Hakkı” Bir Anayasal Mesele Olarak “İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım”*

by Azad Alik

Levent Köker**

Yeni anayasa metni üzerindeki çalışmaların başlamasıyla birlikte siyasî partilerin hak ve özgürlükler ile ilgili önerileri de daha net bir biçimde kamuoyunda duyulmaya ve tartışılmaya başlandı. Anayasaların en hayatî önem taşıyan bölümlerinin başında gelen hak ve özgürlükler ile ilgili öneriler arasında dikkat çekici olanlardan biri de BDP’nin “hakikati öğrenme hakkı” önerisi. Buna göre: “Herkesin hakikate ulaşma, ülkenin tarihsel geçmişiyle ilgili gerçek bilgilere erişme, devlet arşivi dahil bu geçmişe ilişkin belge ve bilgilerin açıklanmasını isteme hakkı vardır. Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez.”[1]

read more »

June 1, 2012

Egypt and Tunisia: A Social Media “Revolution”?

by Azad Alik

Yasemin Yılmaz*  

Introduction

The recent uprisings in the Arab world took many by surprise. Perhaps it was the duration and the prevalence of authoritarian regimes in the region that made them seem immune to overturns, or it was the support provided to these regimes from the arms and technology rich countries of the first world. In either case, the uprisings opened up new possibilities for the populations in the Middle East, as they also provided a fertile ground of re-examination of social movement theories for scholars. The “leaderless-ness” of the uprisings seemed to distinguish them from their predecessors; the masses were on the streets but not in a familiar fashion. They seemed to be loosely connected political entities, individuals, maybe sharing some common features in terms of demographics like the unemployed or the youth. The role played by “social media” also sparked probably as much discussion as the uprisings themselves.

read more »

May 18, 2012

Popüler Tarihçiliğin Yeni Türü: Tarihî Romanlar

by Azad Alik

Rıfat N. Bali

Türk fikir ve yayın âleminin son on ila onbeş yılında en sıkça rastlanan konulardan biri gayrimüslim azınlıklardır. Gayrimüslim azınlıklar artık, aşırılıkların esiri olmuş yazarlar dışında, genellikle olumlu bir şekilde algılanmakta. Ancak bu “olumlu” algılamanın Osmanlı döneminin bir entelektüel mirası olduğunu ve de azınlıklara “himaye edilmeye muhtaç, türünün son örnekleri” cinsinden acıma ile pozitif ayırımcılığın harmanlandığı bir bakış açısı ile malûl olduğunu unutmamak lazım. Azınlıkların artık Türk kültür ve fikir âleminde ya birer aktör, ya birer figüran olarak yer almaları edebiyat alanına da sirayet etmiş durumda.

Edebiyat Âleminde Azınlıklar

 Son on, onbeş yılda yayınlanan roman ve hikâyelere bakıldığında iki şey göze çarpmakta: (a) o tarihe kadar varlıkları hissedilmeyen gayrimüslim yazarların ortaya

read more »

March 2, 2012

Geçmeyen geçmiş[1]

by Azad Alik

Talin Suciyan

Fotoğraf Bianet- 24 Nisan 2011, IHD'nin düzenlediği Anma Töreni

Geçtiğimiz Pazar günü Taksim’de “Hocalı’yı Anma Mitingi” adı altında yaşananlar, yeni ırkçı pogromların yaşanmasının nasıl da an meselesi olduğunu açık seçik ortaya koyarken, yazar ve insan hakları aktivisti Yelda’yı[2] hatırlıyorum. Yaklaşık 15 yıl önce, 6-7 Eylül Olayları’nı anmak için yapılan bir organizasyonda, Yelda, bu olaylarla ilgili özrün bugüne kadar dilenmediğini, dolayısıyla böyle bir olayın her an yeniden tekrarlanmasının mümkün olduğunu söylemişti. Bu cümle beni fena halde çarpmıştı. O zaman bu söylediğini anlamak, kabul etmek istememiştim. İlk gençlik iyimserliğim, hayatımı sürdürdüğüm ülkenin devletinin, insanlarının böyle bir şeyi yeniden yapabileceğini kabullenmek istememişti. Fakat o konuşmayı da hiç unutmadım. Sonraları, 6-7 Eylül Pogromu’nu anmak için yapılan bir sergi basıldı, olayların kendisine değil, fotoğraflarına dahi tahammül edilemediğini gördük hep birlikte. Bundan iki yıl önce Uluslararası Af Örgütü’nün o dönemki İstanbul temsilcisinin de bulunduğu bir ortamda, yeni seçilen uluslararası temsilcisiyle yaptığım röportajda,  6-7 Eylül ile ilgili Türkiye’den özür talep eden bir açıklama yapıp yapmadıklarını, ya da yapmayı düşünüp düşünmediklerini sorduğumda, İstanbul temsilcisi müdahale ederek, “Ama o olaylar 1955’te oldu.O zamanlar Af Örgütü yoktu bile” diyerek cevap verdi.

read more »