Posts tagged ‘Politics’

September 24, 2018

Nasıl Ermenileştim?

by Azad Alik

244188

[Editörlerin notu: Azad Alik’in bu döneminde de, eskiden olduğu gibi, ilgilendiğimiz konularda başka bloglarda çıkan ve okurlarımızın ilgisini çekeceğini düşündüğümüz yazıları yeniden yayımlamaya devam edeceğiz. Sevan Nişanyan’ın birinci tekil şahısta yazdığı bu anlatısı son derece kişisel olsa da, “Ermeni Soykırımı’nın üçüncü kuşak sağ kalanları Türkiye’nin bir vatandaşı olarak nasıl sosyalleşiyor?” sorusuna oldukça ilginç bir pencere aralıyor.]

Çocukluğumuzda anneannem bazen ciddi yüzünü takınır, Türklerin zulümlerinden söz ederdi. Kullandığı kelime ‘kırım’dı, yani çart ջարթ. Kardeşim ve kuzenlerimle beraber doğal olanı yapıp taklide başlardık. Hi ho ho. Annem babam bu mevzudan hiç söz etmediler.

ABD’ye ilk gittiğim yıl bütün arkadaşların az çok girdiği psikolojiye girip, inanmayacaksınız, Türkiye savunucusu bile oldum. Kıbrıs’ın işgalini protesto eden Yunanlılara karşı New Haven sokaklarında Türk pankartı taşımışlığım vardır.

Toronto ve Montreal’de akraba taallukat ziyaretleri o tepkiyi pekiştirmekten başka işe yaramadı. “Eee evlat Türkiye’de hayat nasıl?” “Hiç fena değil, buradan iyidir.” “Yazıklarrr olsun sana, biz de seni akıllı kültürlü bir genç sandık, tüh.” Bağnazlık kadar beni ifrit eden şey yok. Aman, dedim, Sevan bunlardan uzak dur.

Dördüncü yılımda nihayet merak ettim. Sterling Kütüphanesinde Ermeni tarihine ve soykırıma ilişkin raflar dolusu kitap buldum. Çoğunu okudum. Yetmedi, dönemin başlıca Amerikan, İngiliz ve Fransız gazetelerinde Türkiye ile ilgili ne çıkmışsa hepsini taradım.

Şimdi belirtmeme gerek var mı bilmiyorum, ama okuduğumu eleştirel bir gözle okumayı bilirim. O zaman da bilirdim. Argümanda hata ve gedik bulmaya bayılırım. Gençken sanırım daha da keskindi gözüm. İyi okudum. Olayları kavradığıma dair içimde kuşku kalmadı.

İki tane net sonuca vardım:

Bir. Rum ve Ermenilerin tasfiyesi bilinçli, planlı ve kapsamlı bir kararın ürünüdür. Türkiye’nin yönetici çevrelerinde ta 1890’lardan itibaren bu konuda bir kararlılık oluşmuştur. 1908-1909’da kısa bir yalpalamadan sonra İttihat ve Terakki yöneticileri de bu mutabakata katılmıştır. Gayrimüslim anasır meselesini kökünden çözmeden Türk milletinin – geleneksel yapısı ve zihniyetiyle – devam edemeyeceği fikri, Türkiye’nin egemen çevrelerinde başat görüş haline gelmiştir. Dünya Savaşı bu kararlılığı uygulama alanına sokmak için fırsat sayılmıştır. Toplu öldürme planlanmış mıdır, bilmiyorum. Ama 1895 ve 1909 olayları ortadayken, bunun en azından bir ihtimal ya da opsiyon olarak hesaba katılmamış olması mümkün görünmüyor.

İki. “Milli Mücadele” ya da “Kurtuluş Savaşı” adı verilen şey Rum ve Ermeni savaşıdır. Amacı Dünya Savaşı sırasında başlatılmış olan tasfiyeyi sonuca bağlamak ve tehcirde gitmiş olanların geri gelmesini kesin olarak önlemektir.

read more »

September 19, 2012

Satranç Olimpiyatları’na at gözlüğü ile bakmak*

by Azad Alik

Arman Artuç

Dünya Satranç Olimpiyat’ı sona erdi. 9 Eylül pazar günü ise sona eren turnuvada Türkiye 42.sırada yer aldı. Altın madalyayı ise 2006 ve 2008’de olduğu gibi Ermenistan aldı. 2010’un şampiyonu ise Ukrayna olmuştu.

Türkiye’de düzenlenen Olimpiyatı Ermenistan’ın kazanması aslında büyük bir şans olarak değerlendirilebilir ve Ermenistan ile ikili iliksileri geliştirme çerçevesinde ele alınabilirdi. Rus Vladimir Kramnik ile birlikte turnuvanın startı olan, FIDE dünya sıralamasında ikinci durumdaki Levon Aroyan ile röportaj yapılabilir, BBC’in de haberleştirdiği Ermenistan’da okullarda satrancın ders olarak okutulmasından bahsedilebilirdi.[1]

read more »

%d bloggers like this: