February 28, 2012
by Azad Alik

6-7 Eylül 1955
Talin Suciyan
Bundan iki hafta önce Silva Bingaz ile yazdığımız “24 Nisan 2011’in ardından” başlıklı yazıda,Türkiye’de Ermeni Soykırımı ile ilgili bilinç yaratmak için çalışan sivil toplum kuruluşlarına seslenmiş ve geçen sene 24 Nisan’ın yıldönümünde bir tarafta anmalar düzenlenirken bir tarafta sadece Ermeni olduğu için zorunlu askerlik yaparken Sevag Balıkçı’nın öldürülmesi olayına nasıl yaklaşacağımıza ilişkin sorular sormuştuk. Özellikle de Fransa’da soykırımların inkarını cezaya tabi kılan yasanın Türkiye’deki yansımalarının verdiği endişeye dikkat çekmek ve bundan sonra beklenecek gündelik ırkçılık karşısında nasıl bir tavır almak gerektiğini düşünmeye davet etmiştik.
Bu yazıyı iki hafta önce yazmıştık ama geçen hafta “Ermeni Yalanına Kanma” afişleri İstanbul’un dört bir yanını doldurmasıyla Ermenilerin topyekun gündelik ırkçılığın hedefi olduğunu gördük bile. “Bu ilanları veren kim?” diye düşünürken Radikal’in haberinden ilanları verenin “Hocalı Soykırımını Anma Gönüllüleri” diye bir grup olduğunu öğrendik ve bu gruptan Mesut Ülker ile yapılan görüşmeyi okuduk. Haber imzasız.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Politics, Turkish Politics |
1 Comment »
February 27, 2012
by gulseren adakli

(Azad Alik Notu: Gülseren Adaklı’nın yazısı Kasım ayı başında elimize geçmesine rağmen, teknik nedenlerle gecikmeli olarak yayımlayabiliyor, bu nedenle Adaklı’dan özür diliyor, gösterdiği sabır ve anlayış için teşekkür ediyoruz.)
Psikolojik Savaş ve Türk Medyası
Gülseren Adaklı*
Son dönemde Kürt meselesi konusunda yoğunlaşan psikolojik savaş, Noam Chomsky ve Edward Herman’ın “terör anlambilimi” olarak adlandırdığı çerçevede hızla genişletilmiş bir “yıkıcılık” (“subversion”) kategorisine evrilmiş durumda[2]. Terör kavramı etrafında örülen genişletilmiş yıkıcılık kavramı, iktidara muhalefet eden her türden siyasal özneyi “yıkıcı” olarak aynı torbanın içine tıkma anlamına geliyor. Bu yazının konusu olan gazeteler de “KCK operasyonu” adı altında gerçekleştirilen bu “genişletme” sürecinde fazla mesai yapmış görünüyorlar.
read more »
Posted in Kurdish Politics, Minority Rights, Politics, Politics of Language, Public Sphere, Structural Inequality, Turkish Politics |
2 Comments »
February 13, 2012
by Azad Alik
Serra Hakyemez ve Önder Çelik
Siyasi operasyonların hedef aldığı kitle dalga dalga genişledikçe köşe yazarları, akademisyenler ve üniversite öğrencileri tutuklamaların ve yargılamaların ne kadar hukuk dışı ve gülünç olduğunu vurgulayan eylemler düzenlemeye başladı. Her gün bir başka eylemle AKP hükümeti karşısında daha da güçlenen bir toplumsal muhalefet ve aktivizm ortaya çıkıyor. Örneğin, son aylarda birçok imza kampanyası düzenlendi, sosyal medyada eylemsellik ağları kuruldu, akademisyen ve köşe yazarları liberal-sol eğilimli gazetelerde terörle mücadele adı altında gerçekleşen yargısal katliamları teşhir etmeye başladı. Ama gelin bir anlığına bu canlı ve aktif muhalefetin verdiği heyecanı bir kenara bırakıp bu muhalefetin “tercümanlarının” siyasi davalarla ne formlarda eklemlendiklerine bakalım.
read more »
Posted in Freedom of Expression, Individual freedoms, Intellectuals, Kurdish History, Kurdish Politics, Politics, Public Sphere, Structural Inequality, Turkish History, Turkish Politics |
8 Comments »
February 9, 2012
by Azad Alik

Görsel kaynak: demokrathaber.net
Silva Bingaz – Talin Suciyan
Fransa’da soykırımların inkâr edilmesine cezai müeyyide getiren yasanın Türkiye’de yarattığı tartışma inkâr temelinde üretilen bir milliyetçi hezeyandan, yalan dolan bilgilerin dolaşıma sokulmasından, günlük ırkçılığı arttıran ve Ermenileri hedef haline getiren bir eksenden çok uzaklaşamadı. Bunun yanında, tartışmayı farklı bir yöne çekme çabası gösterenler, inkârın ne demek olduğu, soykırımların kabul edilmesinin uzun vadede nasıl etkiler yarattığı üzerine kafa yoranlar da oldu. İshak Alaton’un mektubunun bu dönemde kamuoyunun gündemine gelmiş olması bu bakımdan çok önemlidir. İshak Bey, elbette ki inkâr politikalarına karşı mücadelenin Avrupa’da kat ettiği yolu bilerek bu mektubu yazdı. Fakat Avrupa’dan farklı olarak, Türkiye’de bugün hâlâ en sert yöntemlerle ve en sert dille inkârı savunan, Cumhuriyet’in inkârcı çizgisinden bir adım dahi uzaklaşmamış bir iktidar var. Bu yazının amacı 24 Nisan 2011’in ardından Türkiye’de ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadeleyi öncelikleri arasına alan sivil toplum kuruluşlarının izledikleri yöntemleri ve sorumlulukları yeniden gözden geçirmeye davet etmek.
Askerliğini yaparken 24 Nisan 2011’de öldürülen Sevag Balıkçı’nın, baştan beri iddia edildiği üzere kazara öldürülmediği bir görgü tanığının ifadesini değiştirmesi sonucu anlaşıldı. Bu ifade değişikliğinin zamanlaması hem Fransa’da yasanın kabul edilmesinin hem de Dink Davası kararının açıklandığı günlerin hemen ertesinde, adeta bir gözdağı niteliğindeydi.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Minority Rights, Politics, Structural Inequality, Turkish History, Turkish Politics |
4 Comments »
January 27, 2012
by Azad Alik
25 Ocak Çarşamba günü, Açık Radyo’nun Açık Gazete programında konuşan hukukçu, Prof. Mithat Sancar, Ermeni soykırımının inkarına karşı yürütülen soykırımı tanıma çalışmalarının meşru olduğunu ve önemli olanın Türkiye’nin yüzleşme sorumluluğunu yerine getirmesi olduğunu söyledi. “İnkar politikasının yarattığı çıkmaz sokaklar var. 2015’e üç yıl kaldı, 100. yılı… Ermenistan’da ve dünyanın her yerinde yaşayan Ermeniler 2015’e büyük önem atfediyorlar. Dünya çapında her türlü faaliyeti yürütmek için hazırlanıyorlar. (…)Bana sorarsanız, bu faaliyetler meşrudur. Türkiye yüzleşmeye kendi isteğiyle yanaşmadığı sürece, bu meselenin inkarla kapatılmasına karşı böyle bir tepki meşrudur.
Söyleşinin tamamını dinlemek için:
http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=29377&cat=100
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
December 27, 2011
by Azad Alik
| Recep Maraşlı |
|
| Fransız Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını” yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki; 1999’da Öcalan Roma’da misafir edildiğinde, Türkiye’deki cahil kalabalıkların İtalya’dan ithal edilen portakalların üzerinde tepindikleri millî histeri günlerine geri dönüldü adeta. AKP ile hiçbir konuda bir araya gelemeyen CHP ve MHP bu konuda kutsal milli ittifak kurmada bir an bile gecikmediler. Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz’in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor!
Bütün bunlara çoğu liberal, demokrat ve sosyalist aydından örtülü bir onay gelmesi Türkiye’nin düşünce iklimini göstermesi bakımından oldukça öğretici. Onlar da Fransa parlamentosunun kötü bir şey yaptığını, en azından üzerine vazife olmayan bir işe soyunduğuna iman etmiş olmakla beraber, meselenin içeride kendi aramızda halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak diğerlerinden ayrılıyorlar.
Fransa’nın elinin temiz olmadığı, öncelikle başta Cezayir olmak üzere sömürgelerinde işlediği insanlık suçlarıni temizlemesi gerektiği; Sarkozy yönetiminin seçim yatırımı yaptığı ve Ermeni oylarını avlamak için bu yasayı gündeme getirdiği söylemleri de en çok dile getirilen argümanlar.
Yazının devamı için http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2476%3Asoykrm-inkar-ve-fransaya-huecum&catid=76%3Arecep-maral&Itemid=70
|
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
December 14, 2011
by Azad Alik
Par Talin Suciyan
La semaine dernière, la déclaration du Premier Ministre turc Erdoğan à propos du Dersim a immédiatement reçu des commentaires favorables de la presse dominante et nous avons dû attendre jusqu’au week-end pour lire des articles plus critiques à son sujet. Deux articles, respectivement d’Ayse Hür et du professeur Taner Akçam, donnèrent l’impression d’une « introduction à la littérature des excuses », en particulier pour le premier Ministre lui-même [1] . Plusieurs points évoqués dans ces articles mériteraient discussion mais ce dont je veux débattre maintenant est assez différent.
http://eurotopie.leylekian.eu/2011/12/linfinitude-du-crime-et-de-la-demande.html
*Azadalik’te yayımladığımız “Suçun ve Özrün Sonsuzluğu” başlıklı yazı Laurent Leylekian tarafından Fransızca’ya çevrildi. Leylekian’ın çevirisi metnin İngilizce tercümesini temel aldığından, Vilma Kouyoumdjian Fransızca çeviriyi, metnin orjinaliyle, yani Türkçesiyle karşılaştırarak çeviriye katkıda bulundu.
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in FRENCH, History, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
1 Comment »
December 9, 2011
by Talin Suciyan
Translated by Vartan Matiossian
Last week, Turkey’s Prime Minister Erdogan’s statement about Dersim was immediately well received in the mainstream press, and we had to wait until the weekend to read more critical articles about it. Two articles by Ayşe Hür and Prof. Taner Akçam were like an “introduction to the literature of apology,” especially for the Prime Minister himself.[1] There may be aspects in both articles that are worth discussing, but what I want to deal with now is something quite different.
First and foremost, by apologizing you cannot undo things that have already happened. In other words, no one can be cleared of a crime, or have himself/herself absolved of it, just because he/she apologized and expressed repentance, especially if it is a genocide – a crime that has achieved the purpose of annihilating a certain group of people in line with a carefully planned and organized manner. Apology is about repentance for a situation which is irreversible and the responsibility borne in connection with it. Be it an apology given to the people of Dersim, or Armenians, or Assyrians, or Pontic and Asia Minor Greeks, or the victims of systematic torture, or Alevis, or Kurds, an apology duly given is not an end in itself, but the beginning of an endless journey against regeneration of denial by the state and amongst the general public. This is because Turkey will never be the society that it was before 1915, just like Germany will never be the Germany
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ENGLISH, History, Kurdish History, Kurdish Politics, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
December 7, 2011
by Azad Alik
Editörün Notu: Paris’te yayımlanan Nor Haratch Gazetesi “Suçun ve Özrün Sonsuzluğu” yazısını Batı Ermenicesi’ne çevirerek yayımladı. Bu çeviriye yer veriyoruz.
Թալին Սուճեան
Անցեալ շաբաթ, վարչապետ Էրտողանի Տէրսիմի վերաբերեալ խօսքերը “մայր հոսանքի” մամուլին մէջ անմիջապէս արժանացան դրական արձագանգներու, մինչ քանի մը օր վերջ աւելի քննադատական գրութիւններու ալ կրցանք հանդիպիլ։ «Թարաֆ» թերթին մէջ լոյս տեսած՝ Այշէ Հիւրի եւ Փրոֆ. Թանէր Աքչամի գրութիւնները՝ յատկապէս վարչապետին համար կը հանդիսանային “մուտք մը՝ ներողութիւն խնդրելու գրականութենէն ներս” (1)։ Երկու գրութիւններն ալ վիճելի կողմեր ունին անշուշտ, սակայն ներկայ գրութեան նպատակը տարբեր է։
Նախ եւ առաջ, ներողութիւն խնդրելը, չի ջնջեր պատահածը։ Այսինքն ոչ ոք կրնայ չքմեղանալ ներողութիւն խնդրելով, զղջում արտայայտելով. ատով՝ չի զտուիր իր գործած յանցանքէն։ Մանաւանդ եթէ խնդրոյ առարկան ցեղասպանութեան պէս ծրագրուած, կազմակերպուած, մարդկային հաւաքականութիւն մը ոչնչացնելու միտած եւ յաջողած յանցանք մըն է։ Ներողութիւնը հետեւանքն է՝ դէպի անցեալին պատահած դէպք մը վերադառնալու անկարելիութենէն բխող զղջումին, անկէ սեռող պատասխանատւութեան։ Այսինքն, ներողութիւն խնդրողը, իրականութեան մէջ, կը սկսի անվերջ ճամբայ մը, որովհետեւ աղէտը անժամանցելի է։ Ուզէք Տէրսիմցիներէն, ուզէք Հայերէն, ուզէք Ասորիներէն, ուզէք Յոյներէն, ուզէք կանոնաւորաբար չարչարանքի ենթարկուածներէն, ուզէք Ալեւիներէն, ուզէք Քիւրտերէն, որմէ ուզէք ներողութիւն խնդրեցէք, պատշաճ ձեւով խնդրուած ներողութիւնը վերջ մը չէ, այլեւ՝ ընկերութեան եւ պետութեան մէջ հերքումին վերստին արմատանալուն արգելք ըլլալու կոչուած անվերջ ճամբու մը սկիզբն է միայն։
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, A_A in ARMENIAN, History, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
Leave a Comment »
December 3, 2011
by Talin Suciyan

Willy Brandt Varşova Getto'su anıtında özür dilerken
Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın Dersim ile ilgili sözleri hemen ertesinde anaakım medyada son derece olumlu karşılanırken, haftasonuna doğru daha eleştirel yaklaşımları içeren yazılar da okuyabildik. Ayşe Hür’ün ve Prof. Taner Akçam’ın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan yazıları özellikle Başbakan için “özür literatürüne giriş” niteliğindeydi. Her iki yazıyla da ilgili tartışılacak noktalar elbette ki var, ancak bu yazının amacı farklı.
Öncelikle, özür dilemek olanı olmamış yapmaz. Yani kimse özür diledi, pişmanlık ifade etti diye suçtan kurtulmaz, suçtan arınmaz. Hele de sözkonusu olan, soykırım gibi planlı, örgütlü bir insan topluluğunu yok etmeyi amaçlamış ve amacına ulaşmış suçlarsa. Özür, bir durumun geri döndürülememesinden duyulan nedamet ve bundan doğan sorumlulukla ilgilidir. Yani özür dileyen aslında, sonsuz bir yola çıkar, çünkü felaket sonsuzdur. İster Dersimlilerden, ister Ermenilerden, ister Süryanilerden, ister Rumlardan, ister sistematik işkence kurbanlarından, ister Alevilerden, ister Kürtlerden kimden isterseniz özür dileyin, usulünce dilenmiş özür bir son değil, inkarın toplumda ve devlette yeniden kök salmasını engellemek için çıkılan sonsuz bir yolun başlangıcıdır ancak. Çünkü, Türkiye bir daha asla, 1915 öncesindeki topluma sahip olmayacaktır.
read more »
Posted in Armenian History, Armenian Politics, History, Minority Rights, Politics, Turkish History, Turkish Politics |
6 Comments »