Archive for ‘History’

June 1, 2012

Egypt and Tunisia: A Social Media “Revolution”?

by Azad Alik

Yasemin Yılmaz*  

Introduction

The recent uprisings in the Arab world took many by surprise. Perhaps it was the duration and the prevalence of authoritarian regimes in the region that made them seem immune to overturns, or it was the support provided to these regimes from the arms and technology rich countries of the first world. In either case, the uprisings opened up new possibilities for the populations in the Middle East, as they also provided a fertile ground of re-examination of social movement theories for scholars. The “leaderless-ness” of the uprisings seemed to distinguish them from their predecessors; the masses were on the streets but not in a familiar fashion. They seemed to be loosely connected political entities, individuals, maybe sharing some common features in terms of demographics like the unemployed or the youth. The role played by “social media” also sparked probably as much discussion as the uprisings themselves.

read more »

May 18, 2012

Popüler Tarihçiliğin Yeni Türü: Tarihî Romanlar

by Azad Alik

Rıfat N. Bali

Türk fikir ve yayın âleminin son on ila onbeş yılında en sıkça rastlanan konulardan biri gayrimüslim azınlıklardır. Gayrimüslim azınlıklar artık, aşırılıkların esiri olmuş yazarlar dışında, genellikle olumlu bir şekilde algılanmakta. Ancak bu “olumlu” algılamanın Osmanlı döneminin bir entelektüel mirası olduğunu ve de azınlıklara “himaye edilmeye muhtaç, türünün son örnekleri” cinsinden acıma ile pozitif ayırımcılığın harmanlandığı bir bakış açısı ile malûl olduğunu unutmamak lazım. Azınlıkların artık Türk kültür ve fikir âleminde ya birer aktör, ya birer figüran olarak yer almaları edebiyat alanına da sirayet etmiş durumda.

Edebiyat Âleminde Azınlıklar

 Son on, onbeş yılda yayınlanan roman ve hikâyelere bakıldığında iki şey göze çarpmakta: (a) o tarihe kadar varlıkları hissedilmeyen gayrimüslim yazarların ortaya

read more »

March 29, 2012

Eylem Fetişi Üzerine Notlar I

by AD

Occupy Wall Street? -Foto: Gokhan Erdogan

 

Siyasi eylemlilik her yerde ve her koşulda olumlanması gereken mutlak iyi bir pratik olarak algılanıyor. Öyle ki siyasi eylemliliğin başarısından, belirli kıstaslarla değerlendirilmesinden hiç konuşamadığımız için, eylemlilik doğaüstü bir güç taşıyormuşçasına eleştiriden muaf, kıymeti kendinden menkul bir fetiş haline gelebiliyor. Kitlesel sokak eylemlerinden bireysel eylemliliklere uzanan yelpazede “eylem fetişi”, eylemi siyaset yapmanın araçlarından sadece biri olmaktan çıkartıp kaynakları bir başına tüketen ve siyaseti salt kendisine indirgeyen bir hale dönüştürebiliyor.

read more »

March 2, 2012

Geçmeyen geçmiş[1]

by Azad Alik

Talin Suciyan

Fotoğraf Bianet- 24 Nisan 2011, IHD'nin düzenlediği Anma Töreni

Geçtiğimiz Pazar günü Taksim’de “Hocalı’yı Anma Mitingi” adı altında yaşananlar, yeni ırkçı pogromların yaşanmasının nasıl da an meselesi olduğunu açık seçik ortaya koyarken, yazar ve insan hakları aktivisti Yelda’yı[2] hatırlıyorum. Yaklaşık 15 yıl önce, 6-7 Eylül Olayları’nı anmak için yapılan bir organizasyonda, Yelda, bu olaylarla ilgili özrün bugüne kadar dilenmediğini, dolayısıyla böyle bir olayın her an yeniden tekrarlanmasının mümkün olduğunu söylemişti. Bu cümle beni fena halde çarpmıştı. O zaman bu söylediğini anlamak, kabul etmek istememiştim. İlk gençlik iyimserliğim, hayatımı sürdürdüğüm ülkenin devletinin, insanlarının böyle bir şeyi yeniden yapabileceğini kabullenmek istememişti. Fakat o konuşmayı da hiç unutmadım. Sonraları, 6-7 Eylül Pogromu’nu anmak için yapılan bir sergi basıldı, olayların kendisine değil, fotoğraflarına dahi tahammül edilemediğini gördük hep birlikte. Bundan iki yıl önce Uluslararası Af Örgütü’nün o dönemki İstanbul temsilcisinin de bulunduğu bir ortamda, yeni seçilen uluslararası temsilcisiyle yaptığım röportajda,  6-7 Eylül ile ilgili Türkiye’den özür talep eden bir açıklama yapıp yapmadıklarını, ya da yapmayı düşünüp düşünmediklerini sorduğumda, İstanbul temsilcisi müdahale ederek, “Ama o olaylar 1955’te oldu.O zamanlar Af Örgütü yoktu bile” diyerek cevap verdi.

read more »

February 28, 2012

Ve gündelik ırkçılığın düğmesine basıldı…*

by Azad Alik

6-7 Eylül 1955

Talin Suciyan

Bundan iki hafta önce Silva Bingaz ile yazdığımız “24 Nisan 2011’in ardından” başlıklı yazıda,Türkiye’de Ermeni Soykırımı ile ilgili bilinç yaratmak için çalışan sivil toplum kuruluşlarına seslenmiş ve geçen sene 24 Nisan’ın yıldönümünde bir tarafta anmalar düzenlenirken bir tarafta sadece Ermeni olduğu için zorunlu askerlik yaparken Sevag Balıkçı’nın öldürülmesi olayına nasıl yaklaşacağımıza ilişkin sorular sormuştuk. Özellikle de Fransa’da soykırımların inkarını cezaya tabi kılan yasanın Türkiye’deki yansımalarının verdiği endişeye dikkat çekmek ve bundan sonra beklenecek gündelik ırkçılık karşısında nasıl bir tavır almak gerektiğini düşünmeye davet etmiştik.

Bu yazıyı iki hafta önce yazmıştık ama geçen hafta “Ermeni Yalanına Kanma” afişleri İstanbul’un dört bir yanını doldurmasıyla Ermenilerin topyekun gündelik ırkçılığın hedefi olduğunu gördük bile.  “Bu ilanları veren kim?” diye düşünürken Radikal’in haberinden ilanları verenin “Hocalı Soykırımını Anma Gönüllüleri” diye bir grup olduğunu öğrendik ve bu gruptan Mesut Ülker ile yapılan görüşmeyi okuduk. Haber imzasız.

read more »

February 13, 2012

Siyasi Davaların “Liberal” Temsili∗

by Azad Alik

Serra Hakyemez ve Önder Çelik

Siyasi operasyonların hedef aldığı kitle dalga dalga genişledikçe köşe yazarları, akademisyenler ve üniversite öğrencileri tutuklamaların ve yargılamaların ne kadar hukuk dışı ve gülünç olduğunu vurgulayan eylemler düzenlemeye başladı. Her gün bir başka eylemle AKP hükümeti karşısında daha da güçlenen bir toplumsal muhalefet ve aktivizm ortaya çıkıyor. Örneğin, son aylarda birçok imza kampanyası düzenlendi, sosyal medyada eylemsellik ağları kuruldu, akademisyen ve köşe yazarları liberal-sol eğilimli gazetelerde terörle mücadele adı altında gerçekleşen yargısal katliamları teşhir etmeye başladı. Ama gelin bir anlığına bu canlı ve aktif muhalefetin verdiği heyecanı bir kenara bırakıp bu muhalefetin “tercümanlarının” siyasi davalarla ne formlarda eklemlendiklerine bakalım.

read more »

February 9, 2012

24 Nisan 2011’in ardından

by Azad Alik

Görsel kaynak: demokrathaber.net

Silva Bingaz – Talin Suciyan  

Fransa’da soykırımların inkâr edilmesine cezai müeyyide getiren yasanın Türkiye’de yarattığı tartışma inkâr temelinde üretilen bir milliyetçi hezeyandan, yalan dolan bilgilerin dolaşıma sokulmasından, günlük ırkçılığı arttıran ve Ermenileri hedef haline getiren bir eksenden çok uzaklaşamadı. Bunun yanında, tartışmayı farklı bir yöne çekme çabası gösterenler, inkârın ne demek olduğu, soykırımların kabul edilmesinin uzun vadede nasıl etkiler yarattığı üzerine kafa yoranlar da oldu. İshak Alaton’un mektubunun bu dönemde kamuoyunun gündemine gelmiş olması bu bakımdan çok önemlidir. İshak Bey, elbette ki inkâr politikalarına karşı mücadelenin Avrupa’da kat ettiği yolu bilerek bu mektubu yazdı. Fakat Avrupa’dan farklı olarak, Türkiye’de bugün hâlâ en sert yöntemlerle ve en sert dille inkârı savunan, Cumhuriyet’in inkârcı çizgisinden bir adım dahi uzaklaşmamış bir iktidar var. Bu yazının amacı 24 Nisan 2011’in ardından Türkiye’de ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadeleyi öncelikleri arasına alan sivil toplum kuruluşlarının izledikleri yöntemleri ve sorumlulukları yeniden gözden geçirmeye davet etmek.

Askerliğini yaparken 24 Nisan 2011’de öldürülen Sevag Balıkçı’nın, baştan beri iddia edildiği üzere kazara öldürülmediği bir görgü tanığının ifadesini değiştirmesi sonucu anlaşıldı. Bu ifade değişikliğinin zamanlaması hem Fransa’da yasanın kabul edilmesinin hem de Dink Davası kararının açıklandığı günlerin hemen ertesinde, adeta bir gözdağı niteliğindeydi.

read more »

January 27, 2012

Mithat Sancar: Soykırımın tanınması için yapılan faaliyetler meşrudur

by Azad Alik

25 Ocak Çarşamba günü, Açık Radyo’nun Açık Gazete programında konuşan hukukçu, Prof. Mithat Sancar, Ermeni soykırımının inkarına karşı yürütülen soykırımı tanıma çalışmalarının meşru olduğunu ve  önemli olanın Türkiye’nin yüzleşme sorumluluğunu yerine getirmesi olduğunu söyledi. “İnkar politikasının yarattığı çıkmaz sokaklar var. 2015’e üç yıl kaldı, 100. yılı… Ermenistan’da ve dünyanın her yerinde yaşayan Ermeniler 2015’e büyük önem atfediyorlar. Dünya çapında her türlü faaliyeti yürütmek için hazırlanıyorlar. (…)Bana sorarsanız, bu faaliyetler meşrudur. Türkiye yüzleşmeye kendi isteğiyle yanaşmadığı sürece, bu meselenin inkarla kapatılmasına karşı böyle bir tepki meşrudur.

Söyleşinin tamamını dinlemek için:

http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=29377&cat=100

December 27, 2011

Soykırımı inkâr ve Fransa’ya hücûm!.

by Azad Alik
Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını” yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki; 1999’da Öcalan Roma’da misafir edildiğinde, Türkiye’deki cahil kalabalıkların İtalya’dan ithal edilen portakalların üzerinde tepindikleri millî histeri günlerine geri dönüldü adeta. AKP ile hiçbir konuda bir araya gelemeyen CHP ve MHP bu konuda kutsal milli ittifak kurmada bir an bile gecikmediler. Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz’in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor!

Bütün bunlara çoğu liberal, demokrat ve sosyalist aydından örtülü bir onay gelmesi Türkiye’nin düşünce iklimini göstermesi bakımından oldukça öğretici. Onlar da Fransa parlamentosunun kötü bir şey yaptığını, en azından üzerine vazife olmayan bir işe soyunduğuna iman etmiş olmakla beraber, meselenin içeride kendi aramızda halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak diğerlerinden ayrılıyorlar.

Fransa’nın elinin temiz olmadığı, öncelikle başta Cezayir olmak üzere sömürgelerinde işlediği insanlık suçlarıni temizlemesi gerektiği; Sarkozy yönetiminin seçim yatırımı yaptığı ve Ermeni oylarını avlamak için bu yasayı gündeme getirdiği söylemleri de en çok dile getirilen argümanlar.

Yazının devamı için http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2476%3Asoykrm-inkar-ve-fransaya-huecum&catid=76%3Arecep-maral&Itemid=70

 

December 14, 2011

L’infinitude du crime et de la demande de pardon∗

by Azad Alik
Par Talin Suciyan 
Traduit par Laurent Leylekian à partir de la version anglaise de Vartan Matiossian . Correction et vérifications de Vilma Kouyoumdjian à partir de la version turque. Une version arménienne est également disponible.

La semaine dernière, la déclaration du Premier Ministre turc Erdoğan à propos du Dersim a immédiatement reçu des commentaires favorables de la presse dominante et nous avons dû attendre jusqu’au week-end pour lire des articles plus critiques à son sujet. Deux articles, respectivement d’Ayse Hür et du professeur Taner Akçam, donnèrent l’impression d’une « introduction à la littérature des excuses », en particulier pour le premier Ministre lui-même [1] . Plusieurs points évoqués dans ces articles mériteraient discussion mais ce dont je veux débattre maintenant est assez différent.

http://eurotopie.leylekian.eu/2011/12/linfinitude-du-crime-et-de-la-demande.html

*Azadalik’te yayımladığımız “Suçun ve Özrün Sonsuzluğu” başlıklı yazı Laurent Leylekian tarafından Fransızca’ya çevrildi. Leylekian’ın çevirisi metnin İngilizce tercümesini temel aldığından, Vilma Kouyoumdjian Fransızca çeviriyi, metnin orjinaliyle, yani Türkçesiyle karşılaştırarak çeviriye katkıda bulundu.