Posts tagged ‘Ermeni Soykırımı’

June 19, 2012

Maça Papazı (1): Bir Patoloji Kurgusunda Hükümranlık Fantezileri*

by Burcu Gürsel


Çeviren: Sıla Okur

İğfal edilmiş, hayalleri yıkılmış, suçsuzluğunu kanıtlama yüküyle ezilmiş bir kadın.  Dogmatik, ikiyüzlü, korkak öğrenciler.  Yakın zamanda Wikileaks’in Türkiye’deki ilk yayın haklarını elde eden, silahlı kuvvetler dışında her kuruma karşı derinden gelen bir tavır belirsizliği içinde olan arada-muhalif  Taraf gazetesinin sayfalarını süsleyen iki fanteziye göre bunlardan ilki Ermeni Diasporası’nı, ikincisi de politize Kürtleri temsil etmektedir.  Söz konusu fanteziler 2011’in sonlarında Alper Görmüş’ün “Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı…’”  ve Halil Berktay’ın “Soran olmadı ama hayır, ben BDP’de ders vermek istemiyorum” başlıklı yazılarında yer aldı.[1]  Bu yazılar başka birçok yerde görülebilen kestirme ruhbilimciliğe, görünüşte Ermenilere ve Kürtlere bir derece sosyopolitik destek verirken aslında bunları kurbanlık statüsüne sıkışmış yahut tutunmuş, alabildiğine irrasyonel, dengesiz, tutarsız alt topluluklar olarak nesneleştirmeye örnek teşkil ediyor.

read more »

February 9, 2012

24 Nisan 2011’in ardından

by Azad Alik

Görsel kaynak: demokrathaber.net

Silva Bingaz – Talin Suciyan  

Fransa’da soykırımların inkâr edilmesine cezai müeyyide getiren yasanın Türkiye’de yarattığı tartışma inkâr temelinde üretilen bir milliyetçi hezeyandan, yalan dolan bilgilerin dolaşıma sokulmasından, günlük ırkçılığı arttıran ve Ermenileri hedef haline getiren bir eksenden çok uzaklaşamadı. Bunun yanında, tartışmayı farklı bir yöne çekme çabası gösterenler, inkârın ne demek olduğu, soykırımların kabul edilmesinin uzun vadede nasıl etkiler yarattığı üzerine kafa yoranlar da oldu. İshak Alaton’un mektubunun bu dönemde kamuoyunun gündemine gelmiş olması bu bakımdan çok önemlidir. İshak Bey, elbette ki inkâr politikalarına karşı mücadelenin Avrupa’da kat ettiği yolu bilerek bu mektubu yazdı. Fakat Avrupa’dan farklı olarak, Türkiye’de bugün hâlâ en sert yöntemlerle ve en sert dille inkârı savunan, Cumhuriyet’in inkârcı çizgisinden bir adım dahi uzaklaşmamış bir iktidar var. Bu yazının amacı 24 Nisan 2011’in ardından Türkiye’de ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadeleyi öncelikleri arasına alan sivil toplum kuruluşlarının izledikleri yöntemleri ve sorumlulukları yeniden gözden geçirmeye davet etmek.

Askerliğini yaparken 24 Nisan 2011’de öldürülen Sevag Balıkçı’nın, baştan beri iddia edildiği üzere kazara öldürülmediği bir görgü tanığının ifadesini değiştirmesi sonucu anlaşıldı. Bu ifade değişikliğinin zamanlaması hem Fransa’da yasanın kabul edilmesinin hem de Dink Davası kararının açıklandığı günlerin hemen ertesinde, adeta bir gözdağı niteliğindeydi.

read more »

January 27, 2012

Mithat Sancar: Soykırımın tanınması için yapılan faaliyetler meşrudur

by Azad Alik

25 Ocak Çarşamba günü, Açık Radyo’nun Açık Gazete programında konuşan hukukçu, Prof. Mithat Sancar, Ermeni soykırımının inkarına karşı yürütülen soykırımı tanıma çalışmalarının meşru olduğunu ve  önemli olanın Türkiye’nin yüzleşme sorumluluğunu yerine getirmesi olduğunu söyledi. “İnkar politikasının yarattığı çıkmaz sokaklar var. 2015’e üç yıl kaldı, 100. yılı… Ermenistan’da ve dünyanın her yerinde yaşayan Ermeniler 2015’e büyük önem atfediyorlar. Dünya çapında her türlü faaliyeti yürütmek için hazırlanıyorlar. (…)Bana sorarsanız, bu faaliyetler meşrudur. Türkiye yüzleşmeye kendi isteğiyle yanaşmadığı sürece, bu meselenin inkarla kapatılmasına karşı böyle bir tepki meşrudur.

Söyleşinin tamamını dinlemek için:

http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=29377&cat=100

December 27, 2011

Soykırımı inkâr ve Fransa’ya hücûm!.

by Azad Alik
Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını” yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki; 1999’da Öcalan Roma’da misafir edildiğinde, Türkiye’deki cahil kalabalıkların İtalya’dan ithal edilen portakalların üzerinde tepindikleri millî histeri günlerine geri dönüldü adeta. AKP ile hiçbir konuda bir araya gelemeyen CHP ve MHP bu konuda kutsal milli ittifak kurmada bir an bile gecikmediler. Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz’in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor!

Bütün bunlara çoğu liberal, demokrat ve sosyalist aydından örtülü bir onay gelmesi Türkiye’nin düşünce iklimini göstermesi bakımından oldukça öğretici. Onlar da Fransa parlamentosunun kötü bir şey yaptığını, en azından üzerine vazife olmayan bir işe soyunduğuna iman etmiş olmakla beraber, meselenin içeride kendi aramızda halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak diğerlerinden ayrılıyorlar.

Fransa’nın elinin temiz olmadığı, öncelikle başta Cezayir olmak üzere sömürgelerinde işlediği insanlık suçlarıni temizlemesi gerektiği; Sarkozy yönetiminin seçim yatırımı yaptığı ve Ermeni oylarını avlamak için bu yasayı gündeme getirdiği söylemleri de en çok dile getirilen argümanlar.

Yazının devamı için http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2476%3Asoykrm-inkar-ve-fransaya-huecum&catid=76%3Arecep-maral&Itemid=70

 

%d bloggers like this: