Posts tagged ‘1915’

June 2, 2011

1915 Soykırımı Sürecindeki Kürtler Üzerine Kısa Birkaç Not

by Azad Alik

Hayderanlı Aşiretinin Reisi ve Hamidiye Alaylarının komutanı Kör Hüseyin Paşa

(Editör notu: Geçen hafta Azad Alik sayfalarında yayınladığımız ve epeyce bir okur tepkisine neden olmuş “Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder” adlı yazıya gelen okur eleştirilerine ve Önder’in Seçim Notları başlığı altında yayınlamış olduğu özrüne ilişkin yanıtı bir kaç gün içinde yayınlayacağız. Bu tartışmalar esnasında Sait Çetinoğlu daha önce Köxüz Dergisi’nde ve Rızgari websitesinde yayınlanmış yazısını Azad Alik okurlarıyla paylaşmamıza izin verdi. Kendisine katkısıyla bizi zenginleştirip derinleştirdiği için teşekkür ediyor, müzakereci / katılımcı / eşitlikçi rejimlerin sadece seçime ve lidere endeksli dar hesaplar rejimleri olmadığını, hepimizin birer uzun mesafe koşucusu olması gerektiğini hatırlatarak makalesini bir kez de Azad Alik sayfalarında paylaşıyoruz.) 

Sait Çetinoğlu

Geçenlerde Osmanlı Meclisi mebusan üyesi Vahan Papazyan’ın Anıları‘nı yayına hazırlarken anıların ekinde yer alan raporda zikredilen bazı Kürt egemenleri hakkında bilgi için nasname özgür bireyler topluluğundan Şükrü Gülmüş’ten bu kişilere dair biyografik bilgi istemiştim. Şükrü Gülmüş bir istek ve bir rapor adıyle Nasname özgür bireyler topluluğu sitesinde bu raporu yayınlaması üzerine okuyuculardan ilgilenenler doğal olarak yorumlarını bildirdiler. Bu yorumlardan biri özellikle yazının milliyetçi Kürt liderleri karaladığını ve bu çalışmaların ard niyet taşıdığı ve doğru olmadığı mealinde Kürt resmi tarih tezi oluşturmaya yönelik bir özleme yönelik bir düşünceyi ve tehlikeli bir yönelimi ifade etmekteydi. Oysa çok iyi bilinmektedir ki Soykırım aktörleri Kürt Hacı Musa, Cemile Çeto, Ashkar Sımko, Kör Hüseyin Paşa… gibilerin Kürt yurtseverliğiyle bir ilişkileri yoktur. Kemalist iktidar sırasında kendilerine gerek kalmadığını anlayan bu kişiler, Şeyh Said isyanından sonra bu isyana destek vermemelerine karşı sıranın kendilerine geldiğini anlamaları karşısında yeni bir güvenli liman aramalarıdır. Kemalist rejim kimseye minnet duygusu taşımaz.

read more »

May 22, 2011

“Ermenileri tek bir kültür ve tek bir millet olarak tahayyül etmek mesnetsiz bir iddiadır*”

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

Hraç Bayatyan’la geçen sonbaharda, Red Thread isimli internet dergisinin açılışı için İstanbul’a geldiğinde bir söyleşi yapmıştım. Bu söyleşi daha sonra Agos Gazetesi’nde yayımlandı.  Başbakan  diyasporayı bu sefer de seçim kampanyalarında en hafif şekliyle söylemek gerekirse  bir ‘olumsuzlama’ olarak kullanırken, kelimenin kimleri nasıl kapsadığına ilişkin bir kısmı da olan bu söyleşiyi Azadalik okurlarıyla paylaşmanın anlamlı olabileceğini düşündüm. Hraç Bayatyan, Ermenistan’da kültürel incelemeler alanında çalışıyor. İletişim tarihi, küreselleşme ve toplum konularında dersler veriyor.

Şu anda yaşadığımız milliyetçiliğin 60’lı yılların etkisinde olduğunu söylüyorsunuz, biraz açar mısınız, tam olarak ne demeye çalışıyorsunuz?

Modern milli kimlik kurgusu 19. Yüzyıldan başlayarak Abovyan’lar, Nalbantyan’lar ile gelip, sonra Hovhannes Tumanyan’lar ile devam ediyor. Daha sonra ise 60’larda yani, Sovyetler döneminde, yeni entelektüeller şekillenmişti. Onlar, 19. yüzyıldaki ya da Ekim Devrimi’nden önceki entelektüeller gibi değildi. 60’ların Sovyet Ermenistan’ınında soykırım konusu etrafında şekillenen…

read more »

May 21, 2011

Daily life of Armenians before 1915: Local histories, dialects, letters and more, on Houshamadyan website

by Azad Alik

Houshamadyan is a website project to reconstruct daily life and social environment of the Ottoman Armenians before 1915. The project’s research areas include social history, the history of daily life, local microhistory, dialects, music, literature and material culture. The collection and preservation of culturally valuable artifacts of all kinds produced by the Ottoman Armenians such as musical recordings of historical value, old photographs, pictures, old film footage, oral history recordings etc. are of special importance. Similarly printed books, periodical publications and archival material, or papers in individual collections such as correspondence, unpublished notes, official documents, autobiographical details are important source for Houshamadyan.

Houshamadyan places great importance on individual’s archives to enrich the project. Historian Dr. Vahe Tachjian who initiated Houshamadyan, invites each visitor to share his or her personal archives, photographs, books, memoirs and any kind of information that…

read more »

May 12, 2011

Bu acı hepimizin değil

by Azad Alik

Serhat Uyurkulak
Şükür ki şimdiye kadar yakınımda pek fazla ölüme şahit olmadım. Fakat bulunduğum hemen hemen her taziye evinde benzer bir sahneyle karşılaştım. Evde keder neredeyse elle tutulur hale gelmişken bir anda gözyaşlarına boğulan, merhumu mezarından kaldırıp geri getirmek isteyen, hatta mezara onun yerine girmek istediğini söyleyen bir kişi her zaman vardı. Esas kaybı yaşayan acılı ailenin şaşkın bakışları altında sorup soruşturulduğunda, birkaç kişinin ancak tanıdığı, çok uzak bir akraba, üstünde bir çeşit vicdan yükü taşıyan, kendini merhuma maddi veya manevi borçlu hisseden mahçup biri olduğu anlaşılırdı bu ‘rol çalan’ şahsın. İşin en tuhaf kısmı ise merhumun yakınlarının kendi dertlerini unutup bu şahsı iyi hissetirmeye çalışmaları olurdu. Onlar için asıl azap işte bu vicdanı sızlayan kişiyi avutmak zorunda kaldıklarında başlardı.

Ben alnı ve vicdanı ak biri olmayı, öyle de yaşamayı çok isterim. Bunun için elimden geleni hasbelkader yapıyorum ama bunu ne kadar becerebiliyorum, onu bilemem. 24 Nisan yaklaştıkça sosyal medyada ve daha başka birçok mecrada karşımıza çıkan ‘Bu Acı Hepimizin’ girişiminin metninde geçen bir ifadeydi bu ‘alnı ve vicdanı ak’ insanlar olmak. Girişim, 1915’te Osmanlı tebası olan Ermenilere yapılanların insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyordu. Ayrıca metni kaleme alanlar ‘insanlığın asli değerleri temelinde birleşen’ bizleri, 1915’i bu ülkede yaşayan herkesin ‘ortak acısı’ ilan etmeye çağırıyordu.

read more »

May 11, 2011

Queens of Hearts: Round and About ‘Deep Mountain’, etc.

by Burcu Gürsel


When Taleen Babayan’s interview with Ece Temelkuran, the author of Deep Mountain, first began circulating in a somewhat scholarly context, I took a deep breath, or sigh, and said “pass.” But it came back to haunt me.

My immediate readings then and now might touch as many nerves in others as Temelkuran’s own comments touched in me, but so be it for the moment. There will surely come a time when Turkey will graduate from producing books that speak on Armenians’ behalf or reduce them to the usual stereotypes—when the formula “good will + supposed hard work + good connections = (surprise!) success story” will no longer carry the day. On that utopian day, self-proclaimed pioneers will finally stop telling us that, thanks to their “ground breaking” (read: briskly selling) book, the Turkish people has at last faced up to a vital problem and learned how to cope with it for the very first time.

Or are we readers doomed to pick the very same card from the deck every single time?

read more »

May 6, 2011

One Hundred Years of Abandonment

by Azad Alik

By Ayda Erbal and Talin Suciyan

The Armenian Weekly
April 2011 Magazine

The history of the Ottoman Armenians in the 19th century[1] is a history of great promises but also of greater abandonment. More than 200 Ottoman-Armenian intellectuals who were arrested the night of April 24, 1915 and the two weeks that followed possessed the damning knowledge that they were left alone. Zohrab’s Unionist friends, with whom he had dined and played cards, would choose not to stop his assassination. But abandonment will not abandon the Armenians. The survivors in the camps of Mesopotamia were alone, as were those hiding in the secluded mountains or villages of Anatolia. And those who survived through conversion or forced concubinage were left alone not only in the summer of 1915, but also in the hundred years that have followed.

turkey 300x211 Erbal and Suciyan: One Hundred Years of AbandonmentThe surviving Istanbul-Armenians who staged a book-burning ceremony were on their own
too.[2] Compelled to imitate the Nazi party’s book-burning campaigns, they would gather in the backyard of Pangalti Armenian Church, build a book-burning altar, put Franz Werfel’sThe Forty Days of Musa Dagh, along with his picture on the altar, and burn it to the ground. As a last act of symbolic perversion forced upon them, they would not only denounce the author, but also denounce the book’s content, hence denouncing themselves and denying their own history.Hayganus Mark, Hagop Mintzuri, Aram Pehlivanyan, Zaven Biberyan, Vartan and Jak Ihmalyan, and the less famous all shared a similar fate, which happened to be that of Hrant Dink too: abandonment.[3]
For more see :