Author Archive

May 10, 2011

İHD, Genel Kurmay Başkanlığı aleyhinde suç duyurusunda bulunacak

by Azad Alik

İHD İstanbul Şubesi, Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon üyeleri, Sevak Şahin Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili 12 Mayıs Perşembe günü, Genel Kurmay Başkanlığı aleyhinde suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Açıklamada “Askerliğini yapmakta olan bir gencin diğer bir askerin silahından çıkan kurşunla öldürülmesinde, bunun için uygun koşulların doğmasına izin verdikleri için, Sevak Şahin Balıkçı’nın üstleri de sorumludur” denildi.

read more »

May 9, 2011

A New Study from the Gomidas Institute: “Talaat Pasha’s Report on the Armenian Genocide, 1917”

by Azad Alik


In 2008 Murat Bardakci, the Turkish journalist and historian, published a facsimile of a report on Ottoman Armenians from Talaat Pasha’s private archives. The report had been given to Bardakci by Talaat’s widow in 1982. In his own presentation of the untitled and undated report, Bardakci acknowledged that the materials he was presenting were open to interpretation. He called the report “A General Account of the Armenian Population after the Population Transfer [Tehcir] (possibly 1915-1916).”[1] Bardakci’s work was somewhat derided by Turkish nationalist historians and generally ignored by others.[2]

A more recent study re-examined Talaat’s report using Ottoman records for a completely different interpretation. The new study identified sufficient evidence that Talaat’s report was based on a special survey he had ordered in February 1917 and it produced some of the reports that appear to have been produced after the survey was ordered. These reports, from the Turkish archives, showed identical or near identical statistics to Talaat’s report.

read more »

May 9, 2011

Şehmus Diken’in yeni kitabı: Gittiler İşte

by Azad Alik

Gazeteci yazar, halen Diyarbakır Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevini yürüten Şehmus Diken’in, denemeleri  Gittiler İşte başlığıyla  Aras Yayıncılık’tan çıktı.

İstanbul’a tedavi için gitmeden önce, kilisenin avlusundaki müştemilat bölümünde bir başına ve yapayalnız anılarıyla yaşayan son Ermeni Anto Dayı ipten kuşağıyla beline bağlı şalvarının cebinde taşırdı damı çökmüş kilisenin kapısının Miteloğlu anahtarından kilidini. Bir ritüel gibiydi kapının kilidini açışı. Gidip gelen hafızasıyla sürekli yinelerdi: “Gittiler işte, hepsi gitti, bir tek ben kaldım geriye. Sahibi de, bekçisi de benim bu kilisenin.” (Gittiler İşte, s. 34)

May 9, 2011

Yıldırım Türker: Asker Sevag’a ne oldu?

by Azad Alik

Bir gencin daha ölüsü geldi asker ocağından. Ve biz onun da ölümünün ardındaki gerçekler üstüne hiçbir zaman aydınlatılmayacağız.
Sevag Balıkçı’nın bir kaza sonucu, üstelik yakın arkadaşı tarafından vurulmuş olduğu bilgisiyle yetinmek zorundayız.
Aksi, TSK’nın geleneğinde yok. TSK, halka malumat değil, talimat verir. Biliriz.
Bir Ermeni gencin, 24 Nisan günü kaza sonucu hayatını kaybettiği hikâyesi, resmi devlet ideolojisinin 24 Nisan 1915’te başlatılmış olan Ermeni soykırımı hakkındaki gözükara inkâr politikasını unutarak inanabileceğimiz bir şey değil elbet.

Devamı için bkz: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1048713&Yazar=YILDIRIM+T%DCRKER&Date=09.05.2011&CategoryID=97

May 8, 2011

A peace to be won*

by Azad Alik

 Hans – Lukas Kieser

A book title like The Missed Peace, as I had entitled my book eleven years ago, inevitably raises the question about a peace to be won.

In this talk, dear audience, I would like to say a few words on the sources, topics and the human rights perspective of The Missed Peace, and first on how I came to write it.

While studying history in Basel in the 1980s, I was confronted with unrest in Turkey at the time because I met refugees of my own age who had fled the military junta of 1980, not a few of whom had been tortured. More generally, I met a number of migrant families who had fled situations devoid of prospects for the future in eastern Anatolia and elsewhere.

read more »

May 6, 2011

IHD’nin Sevak Şahin Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili yaptığı basın açıklaması

by Azad Alik

Sevak Şahin Balıkçı, askerlik yapığı Batman’ın Kozlu ilçesine bağlı Gümüşgörgü Jandarma karakolunda 24 Nisan 2011’de vurularak öldürüldü.Ailesine “en yakın arkadaşıyla şakalaşırken kaza kurşunuyla” vurularak hayatını kaybettiği bildirildi.Ancak açıklamalar çelişkiliydi. Sonradan Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre  Sevak çit ören grupta yer alırken, “badi”si tel örgü yapanların başında nöbet tutuyordu. “Badi”nin silahının ateş alması sonucu Sevak karın bölgesine isabet eden bir kurşunla hayatını kaybemişti.

Oysa Balıkçı ailesinin Avukatı Cem Halavurt, olay yerinde yaptığı inceleme ve görüşmelerinin ardından, Sevak’ı vuran askerin üstlerinin silahını doldurması emrini vermeleri için geçerli bir nedenin olmadığını açıkladı. Zaten daha önce Sevak’ın sözlüsü,  olayın kaza olduğuna inanmadığını, karakolda  50 lira çalındığını, suçun Sevak’ın üzerine atıldığını, bir uzman çavuşun Sevak’ı dövdüğünü, Sevak’ın bu olaya ilişkin komutanlarına bir şikayet dilekçesi verdiğini, baskı üzerine dilekçesini geri çekmek zorunda kaldığını, birliğindeki ülkücüler tarafından rahatsız edildiğini anlatıyor.  Sözlüsü Sevak’ın bu bilgileri kendisiyle paylaştığını, kendisinin de, terhisine az bir zaman kalmışken olayın üstüne gitmemesini söylediğini aktarıyor. Bu bilgiler basında yer aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yalanladı.

read more »

May 6, 2011

One Hundred Years of Abandonment

by Azad Alik

By Ayda Erbal and Talin Suciyan

The Armenian Weekly
April 2011 Magazine

The history of the Ottoman Armenians in the 19th century[1] is a history of great promises but also of greater abandonment. More than 200 Ottoman-Armenian intellectuals who were arrested the night of April 24, 1915 and the two weeks that followed possessed the damning knowledge that they were left alone. Zohrab’s Unionist friends, with whom he had dined and played cards, would choose not to stop his assassination. But abandonment will not abandon the Armenians. The survivors in the camps of Mesopotamia were alone, as were those hiding in the secluded mountains or villages of Anatolia. And those who survived through conversion or forced concubinage were left alone not only in the summer of 1915, but also in the hundred years that have followed.

turkey 300x211 Erbal and Suciyan: One Hundred Years of AbandonmentThe surviving Istanbul-Armenians who staged a book-burning ceremony were on their own
too.[2] Compelled to imitate the Nazi party’s book-burning campaigns, they would gather in the backyard of Pangalti Armenian Church, build a book-burning altar, put Franz Werfel’sThe Forty Days of Musa Dagh, along with his picture on the altar, and burn it to the ground. As a last act of symbolic perversion forced upon them, they would not only denounce the author, but also denounce the book’s content, hence denouncing themselves and denying their own history.Hayganus Mark, Hagop Mintzuri, Aram Pehlivanyan, Zaven Biberyan, Vartan and Jak Ihmalyan, and the less famous all shared a similar fate, which happened to be that of Hrant Dink too: abandonment.[3]
For more see :
April 25, 2011

Confiscation and Colonization: The Young Turk Seizure of Armenian Property

by Azad Alik

Ugur Ungor

“Leave all your belongings—your furniture, your beddings, your artifacts. Close your shops and businesses with everything inside. Your doors will be sealed with special stamps. On your return, you will get everything you left behind. Do not sell property or any expensive item. Buyers and sellers alike will be liable for legal action. Put your money in a bank in the name of a relative who is out of the country. Make a list of everything you own, including livestock, and give it to the specified official so that all your things can be returned to you later. You have ten days to comply with this ultimatum.”[1]

—Government promulgation hanged in public places in Kayseri, June 15, 1915.

For more see:

http://www.armenianweekly.com/2011/04/22/confiscation-and-colonization-the-young-turk-seizure-of-armenian-property/